mesafeler, öldürür seni beni.

ne farkeder?
tanrı benden fazla bir şey değil, sadece "yaşamamı" istedi. ben de ondan hayatı tamamen mahvolmuş, geldiği yaşına kadar hep hatalar yapmış masum bir insan diledim. yaşadıklarımı ona aktarabileyim, yaşadıklarını bana aktarabilsin diye. tanrının benden istediği o küçük "yaşa" isteği yanında, benimki küçücük bir şeydi.

mesaj attı biri. dedi ki "ben o aradığın, hayatındaki her şeyi yanlış yapmış insanım". ne desem bilemedim. tanrıdan ilk defa para, mutluluk ya da huzur dilemek yerine başka bir şey diledim. o da kabul etti, "tek bir şartla.". ben bursada olacaktım, o ankarada.

dedim ya ne desem bilemedim diye. asıl sebebi buydu işte. nasıl diyebilirdim ki yüzüne bakıp "sen ankaradasın, ben bursadayım. ağladığın zaman nasıl sana sarılıp 'ağlama, geçecek' diyeyim. ellerinden nasıl tutup da 'ben yanındayım' diyeyim. ya da ne bileyim, birileri sana kötü şeyler söylediği zaman nasıl karşılarına geçip 'siktirin gidin' diye bağırabileyim? içimdekileri nasıl söyleyeyim. nasıl dökeyim. yazmakla nereye kadar bu iş?" diye.

sustum. aslında susamadım. sadece "uzağız" dedim. "bahaneler, bahaneler" dedi.

bu sefer sustum. benim bunca ince detayıyla düşündüğüm şeyi tek bir kelimeye sığdırdı; "bahaneler, bahaneler.".

oysa ben bağırmak istiyordum "mesafe bu. insanlar kötü. iyi gibi davranıp alır götürürler seni, elimden gelmez hiçbir şey. arkandan gidişini izlerim sadece. başkalarının seni benden alışını izlerim. gözlerindeki yokluğumu başka birinin varlığıyla değiştiğini izlerim mesela. düşüncelerimdeki yerimin zamanla kaybolduğunu izlerim. sonra biterim, sen de gidersin herkes gibi. sen gitmesen bile alır götürürler seni" diye.

ama, işte bunların hepsi sadece bir kelime. "bahaneler, bahaneler.".

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?