neden her şey yoluna girecek biliyor musunuz?

tesadüflere inandığınızı düşünüyor musunuz?

bundan 7 ay önceydi. hakkında hiçbir şey bilmediğim, daha önce hiç görmediğim bir kız ile bir arkadaşım aracılığı ile tanıştım. sadece saatlerce görüştük. daha sonra aradan 7 ay geçti. 6 ay hiç konuşmadık, 2 hafta önce konuşmaya başladık ve bir baktım; hayatımda var olup olmadığını bile bilmediğim insan bir an da 'her şeyim' olmuş.

bir zamanlar steve jobs'ın bir konuşmasını izlemiştim. konuşmada 'bundan 10 sene önce rastgele aldığım tipografi dersini bugün mac bilgisayarlarında kullanıyorum. şu an yaşadıklarınız bir noktadır. ve bu noktaları bundan 10 sene sonra birleştirip kullanabileceksiniz, ben böyle öğrendim' diyordu. saçma bulmuştum, ama doğru oldu. ben bu noktanın hayatımda birleştiğini sadece 7 ay da gördüm.

hayat, "çok orospu çocuğu" diye yazardım bir zamanlar buraya, hatırlarsınız. hayat gerçekten çok orospu çocuğu. ne olduğunu bilmiyorsunuz, ne olacağını bilmiyorsunuz; mesela zaman geliyor gidiyorsunuz, ve zaman geçiyor geri dönmek istiyorsunuz. ya da ne bileyim, gittiğiniz zaman kazanacağınızı düşünüyorsunuz, ama gideceğiniz zaman neler olacağını bilmiyorsunuz. 


"bok gibi" bir hayatım vardı. geçenlerde facebook durumumda "güvenin bana, her şey düzelecek" diyordum. düzeleceğine inanıyordum ama o kadar şaşırmıştım ki yorumlardan birisi şöyle diyordu; 'sana hayret ediyorum mustafa, hayatında hiçbir şey iyiye gitmiyor ama hala bir şeylerin düzeleceğine inanıyorsun.'. bir an silkelendim, biraz düşündüm ve kendime geldim.

o kadar kötümser, bunalımsal bakıyoruz ki hayata; geçmişte yaşadığımız her kötü şey yüzünden, geleceğimize küsüp mutlu olacabileceğimiz şeylerden uzaklaşıyoruz. ya da ne bileyim, mutlu olduğumuz zaman "o mutluluğun sonu var nasıl olsa" diyerek kendimizi hüzünlendiriyoruz. sanırım hiçbir zaman bilmeyeceğiz biz o an yaşadığımız mutluluğu, küçücük mutluluğu gerçekten yaşamayı.

farklı alışmışız. türk olmanın verdiği özelliklerden bir tanesi de "izlediğimiz filmin sonunu direkt olarak tahmin etme" özelliğidir mesela. biz olayın akışını izlemek yerine "ya sonda şöyle olacak, kesin şu katil, şu ölecek" diye düşünen insanlarız.

mutlu olma, her şeyi düzene sokma ve umutsuzluğu buna bağlıyorum ben işte.
mutluyken biz "ne de olsa bitecek" diye sonuna bakıyoruz; aynı filmlerdeki gibi, biz direkt olarak katili bulup filmi bitiriyoruz.
her şeyi düzene sokma meselesi de aynı; "ne de olsa bi olay olacak ve her şey tekrar boka batacak" diye bakıyoruz biz. hiç aklımıza gelmiyor "o olay gelene kadar her şeyin güzel olacağı". yine filmin sonunu bilip tüm zevkini kaçırıyoruz.
her şeyi umutsuzluğa bağlıyoruz.

bizi, birbirimizi "hiçbir şey yapmayıp tanrıya dua eden alçak insanlar" olarak görüyorum. mutlu olmak için çaba sarfetmiyoruz, çalışmıyoruz ama ellerimizi açıp tanrıya "bizi mutlu et allahım" diye yalvarmayı biliyoruz. biz kendimiz için bu kadar ümitsizken, kendimizi bu kadar mutsuz ederken ve mutlu olmak için hiçbir şey yapmıyorken tanrı bizim için ne yapabilir bilmek istiyorum.

peki ben "neden her şeyin yoluna gireceğini" düşünüyorum biliyor musunuz?
çünkü girmek zorunda.


ufak not: http://www.facebook.com/dnlzkkm adresinde sitenin sayfasını açtım efendim. beğenmenizi rica ediyorum, lütfen ama.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.