yalnız olamam.

just, i feel.
arkadaşımla otururken, hep "yalnızım dostlarım, yalnızım yalnız" şeklindeki şarkı sözüyle dalga geçerdik. bir insanın hem "dostlarım" diye birilerine seslenip, hem de "yalnızım" demesi çok ironik geliyordu bize. ne kadar derin düşünürseniz düşünün, bence böyle.

ben bir yazarım. daha doğrusu yazar olmaya çalışan blog yazarıyım. sadece yazarım, insanlar okumaz; ben yine yazarım, yine kimse okumaz. yine. yine ve yine.

neden böyle düşündüğümü bilmiyorum ama hissediyorum ki herkesin bahsettiği "ergen boşluklarından" bir tanesindeyim yine. mesela öyle bir hüzün içerisindeyim ki sebebinin ne olduğunu bilmiyorum. melankoli deniyor diye hatırlıyorum buna. yani içimde deli gibi çığlıklar atıp, hüngür hüngür ağlayasım var ama bunu yapmak için kahrolası bir sebebim yok. yapmamak için de bir sebebim yok. mantığı anladınız mı? böyle bir çelişkideyim, böyle bir boşluktayım işte.

aslında, sebebini biraz biliyor da olabilirim. fakat şu an sadece şunu merak ediyorum; "düşüncelerde oluşan ve göğüs kısmıyla alakası olmayan o duygusal boşluk, neden göğüs kafesinin birazcıcık alt kısmında hissedilir?" neden şu an mide kısmıma kramp girmiş gibi hissediyorum, sadece bunu bilmek istiyorum.

böyle şeyler genelde kendimi boş hissettiğimde olur ve benim şu an kendimi boş hissetmemem için hiçbir sebebim yok. daha doğrusu kendimi boş hissetmem için bir sebebim var; o da boş olmam.

ankaraya geldim. gelirken hiç ümidim olmadığı kesindi fakat belki bir şeyler olur diyordum; geldim, evime girdim ve yine gördüm ki hiçbir şey beklediğim gibi değil. bahsettiğim ergen yalnızlığı kısmı burada giriyor işte ortama. o kadar çok "yalnızım, 4 gün oldu ve ben ailem dışında kimsenin yüzünü görmedim!" diye bağırmak geçiyor ki içimden, anlatamam.

bir şeyler olur belki diye facebook'a giriyorum, msn'e giriyorum. kimseyle konuşmadığımı farkettiğim zaman daha fazla ergen yalnızlığının boşluğuna itiyorum kendimi. bir insanın nasıl olurda konuşacak dahi kimsesi olamaz? yukarıda "ben yazarım" kısmını bu yüzden yazdım. ben yazıyorum, birileri okuyor, beğeniyor ama kimse ağzını bile açmıyor; konu üzerine kimseyle konuşmuyoruz mesela, kimse fikirlerin yanlış demiyor ya da ne bileyim işte. tek gördüğüm şey, daha doğrusu benim tek düşündüğüm şey; ben yazıyorum, birileri okuyor ve sırf moralim bozulmasın diye bana 'iyi yazıyorsun' diyorlar.

bak, yine triplere girdim.

neyse, yine triplerdeyim. ben bu yazıyı yazarken başıbozuk'tan yak ışıkları şarkısını dinledim. belki o yüzden böyle bir yazı yazmışımdır; ama çok ilgisizim, kimseyle bir şey konuşmuyorum ve aşırı derecede yalnız olduğumu hissediyorum saygıdeğer günlüğüm.

yine neyse, seni seviyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.