Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

trafik kazası

bağırışlar, acı içerisindeki çığlıklar ve çocukların ağlaması. ne olduğunu hatırlamıyorum. en son televizyonda behzat ç’yi izliyordum, ama burası evime benzemiyor. burası daha önce gördüğüm hiçbir yere benzemiyor, sanırım burayı daha önce hiç görmedim.
yattığım yerden kalkmaya çalışıyorum. çok ağırım, dünyanın tüm yükü üzerimde sanki. etrafı süzüyorum, etrafta kan kokusu var. “acaba en son hastanede miydim?” diye düşünüyorum. ağır yaralanmış hastaların bulunduğu hastanelerde de olurdu bu koku. hep nefret ederdim bu kokudan, duydukça kusasım gelirdi. ölümü hatırlatırdı bana. korkutucuydu.
gözlerimi açtığım zaman acıyor, hayatımda böyle acı hissetmemiştim. sırtımda, sanki sırtımda bir şey batıyor.
zaman zaman tamamen açabildiğim gözlerimle görüyorum; etraf katliam yeri gibi. bir adam var, yatıyor. yeşil gömleği üzerine kanlar bulaşmış, eli sanki kolundan ayrılmış gibi gözüküyor. hemen ileride, sağda bir kadın var; boğazından akan kanı görüyorum. lisede aldığım sağlık eğitimine göre o …

fazla uzun değil.

sadece bir şeyler yazmak istediğimi, ama yazamadığımı söylemek istedim. her şeyim "yazmamı" istiyor, ama önümde kuvvetli bir fırtına var ve beni yazmalarımdan uzaklaştırıyor gibi duruyor.

gerçekten, ne yazacağımı, ne yazmam gerektiğini bilmiyorum. beni duyun, benimle konuşun.

olmuyor işte!

kararlıydım. bu sefer yapacağımı söylüyordum, gideceğim buralardan arkama bakmadan, kimse bulamayacak beni, kimse göremeyecek. yazdıklarımı ne ben yazacaktım bundan sonra, ne benden başkası okuyacaktı. kaybolacaktım. bildiğiniz. belki seneler boyu kimse aramayacaktı beni. polislerin "faili meçhul" olarak bıraktığı bir cinayet de olmayacaktım. ama gidecektim işte.

kendime söz geçiremiyorum, soruyorum bazen "kendisini mutlu edemeyen bir insan başkalarını nasıl mutlu eder?" diye. söyle arkadaş, sen hiç bencil olmak yerine, sencil olmadın mı? başkalarının mutluluğunu kendinden fazla düşünüp, başkalarını mutlu etmek için uğraşmadın mı? uğraşmadıysan kal orada; çünkü ben lanet olsun ki uğraştım! kendimi mutlu etmenin formülünü başkalarını mutlu etmek olarak yazdım. ama olmadı. şu siktiğimin hayatında insanlar mutluluğa o kadar aç ki; biraz mutluluk belirtisi gördüğü zaman sanki hiç bitmeyecekmiş gibi bitiriyorlar.

insanlar sizi "güçlü" olarak görüyorken, aslınd…