trafik kazası


bağırışlar, acı içerisindeki çığlıklar ve çocukların ağlaması. ne olduğunu hatırlamıyorum. en son televizyonda behzat ç’yi izliyordum, ama burası evime benzemiyor. burası daha önce gördüğüm hiçbir yere benzemiyor, sanırım burayı daha önce hiç görmedim.

yattığım yerden kalkmaya çalışıyorum. çok ağırım, dünyanın tüm yükü üzerimde sanki. etrafı süzüyorum, etrafta kan kokusu var. “acaba en son hastanede miydim?” diye düşünüyorum. ağır yaralanmış hastaların bulunduğu hastanelerde de olurdu bu koku. hep nefret ederdim bu kokudan, duydukça kusasım gelirdi. ölümü hatırlatırdı bana. korkutucuydu.

gözlerimi açtığım zaman acıyor, hayatımda böyle acı hissetmemiştim. sırtımda, sanki sırtımda bir şey batıyor.

zaman zaman tamamen açabildiğim gözlerimle görüyorum; etraf katliam yeri gibi. bir adam var, yatıyor. yeşil gömleği üzerine kanlar bulaşmış, eli sanki kolundan ayrılmış gibi gözüküyor. hemen ileride, sağda bir kadın var; boğazından akan kanı görüyorum. lisede aldığım sağlık eğitimine göre o kadının boğazına turnike yapılması gerekiyor, kalkmaya çalışıyorum; yardım etmeye çalışıyorum ama kalkamıyorum.

bacaklarım, bacaklarımı hissedemiyorum. daha önce orada olan bacaklarım, artık yok gibi.

bu arada etraftaki ağaçlar dikkatimi çekiyor. yeşilliklerinin üzerini kıpkırmızı kan kaplı. kendime hayret ediyorum bu haldeyken bile başka şeyleri düşündüğüm için. hareket edemiyorum, sırtımda bir şey var ve bunları düşünmek yerine başkalarına bakıyorum.

bir çocuk dikkatimi çekiyor. gözleri kapanmış, ağlaması kesilmiş, bana doğru dönmüş. yanında bir teyze var, bir amca; ağlıyorlar. bağırıyorlar “oğluum, oğlum!” diye. çığlıklar atıyorlar, “ambulans, imdaaat, yardım” diye.

neredeyim ben? ne oldu? hiçbir şey hatırlamıyorum? ismim, ismim neydi benim? hatırlamıyorum. birnevi şokta olmalıyım, neler oluyor gerçekten! birisi bana bir şey söylesin, bir ipucu versin; ben neden kıpırdayamıyorum, etrafta insanlar neden ağlıyor, etrafımdakiler…

gözlerim kapanıyor. bayılmamalıyım. tekrar açıyorum. açmaya zorluyorum. tekrar zorluyorum. kulaklarımda bir ses yankılanıyor, sanki çevreden değilmiş gibi. “nolur uyanmaaa, lütfen uyanmaa. mutluyken, umutsuzlar rüyalardaaa. noluur uyanmaa, bebeğim uyanmaa.”, arkasında bir ses tonu var. müzik gibi.

gözlerimi bir gayret ile ve sırtımdaki acıyı hissederek açıyorum. ses kulaklarımdan gidiyor. biraz daha ileride olan otobüs parçaları dikkatimi çekiyor; otobüs, otobüs, evet otobüs. en son, bursa’dan ankara’ya gitmek için otobüse binmiştim. o gece behzat ç vardı, evimde değil; otobüste behzat ç’yi izliyordum. trafik kazası, trafik kazası geçirmiş olmal…

bir an düşünemiyorum. sırtımdaki ağrı fazlaca artıp, mide kısmıma doğru yayılıyor. aşağıya, kendime bakmak hiç aklıma gelmemişti. bakıyorum, bir şey, sırtımdan girip midemden çıkmış gibi gözük…

gözlerim kapanıyor. az önceki ses, müzik, tekrar başlıyor; “nolur uyanmaaa, lütfen uyanmaa. mutluyken, umutsuzlar rüyalardaaa. noluur uyanmaa, bebeğim uyanmaa. mutluyken, uykusuzlar rüyalardaaa. kaybooluyorkeen, ben kollarındaaa. dur  yapma, dur yapmaa, dur uyandırmaa. ağlıyoorken been, ben kollarındaaa; susturmaa, dur yapmaa, nooluur susturmaaa.”. uyanmaya çalışıyorum, gözlerimi açmaya çalışıyorum.

ne uyanabiliyorum, ne de gözlerimi açabiliyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?