ben korkak değilim!

duyuyor musun müziğin sesini. bak, nasıl söylüyor göksel; "acıyor, acıyor, acıyor her yolu denedim. bitmiyor! kalbimin ortasına bıraktın aşkını, batıyor!". gerçekten, acıyor her tarafım. sen bilmiyorsun, sen duymuyorsun ama acıyor her tarafım.

bilirsin bizi; beraberken bile birbirimizi özlemeyi öğrettik kendimize. bu öğretilmişliklerin yanında hayata inat "gitmeyeceğim!" demek ne kadar zor biliyor musun? "gitme" diyorsun, susuyorum uzun uzun ve ne diyeceğimi bilemez halde tükeniyor cümlelerim. 'kim bilir' diyorum, 'kim bilir! gitmeyi istemiyorum ama bu hayat ve kim bilir'. içim parçalanıyor, canım yanıyor; sen duymuyorsun, bilmiyorsun, görmüyorsun ama paramparça oluyorum. diyor ya göksel, "acıyor, acıyor, acıyor!"; ulan kimse bilmiyor ama, nasıl acıyor var ya, nasıl parçalanıyor içim.

"beni bırakma" diyişlerin kulaklarımda yankılanıyor biliyor musun? "seni bırakmayacağım" derken sesim titriyor, gidip gitmeyeceğim belli değilken sana "seni bırakmayacağım" diyemiyorum bile. "seni bırakmayacağım" derken içimden bir şeyler diyor ki "olmamalı. allahım bak, bu sefer gidemem. lütfen, lütfen bu sefer gidemem!". yüzüne espriler yapıp hahaha diye gülmelerime bakma. içim kan ağlıyor benim, içim "bırakamam" diyor, içim "gidemem" diyor; kalp atışlarım yanında olmamın verdiği heyecanla hızlanmışken, bir anda yavaşlıyor; komaya girmiş bir hastanın kalbi kadar yavaşlıyor dünyam. atmıyor hatta.

hani muhabbetini yaptık ya, "kuşların yanında silahla atılan ateşlerde, sesten dolayı kuşlar kalp krizi geçiriyormuş" diye. kuşların kalbi insanınkiyle bir değildir dedim ben; işte öyle bir şey oluyor. hani sen "beni bırakma" diyorsun ya, işte o zaman yanında silah atılmış bir kuşa dönüyorum. işte o zaman "keşke" diyorum, "keşke kalbim kuşlarınki gibi olsa da parçalanmasam.".

"korkaksın sen" diyorsun bana. korkak değilim ben, korkmuyorum. yanında mesela "ya bir gün gidersen" demiyorum, "beni bırakma" demiyorum. hatta diğer sevdalıların yaptığını yapıp "ya başkası seni benden alırsa" diye korkmuyorum. sen zaten benim sevgilim değilsin, arkadaşımsın; çoğu arkadaşımdan fazlaca sevdiğim arkadaşım. kendimce konuşurken "o benimle arkadaşken, kim alabilir elimden" diyorum mesela. korkmuyorum, ilk defa bir sevgimden bu kadar emin ve korkusuzum.

ama "korkak" diyorsun ya sen bana; kim demiş benim korktuğumu? ne korkması! ben başkalarının yanında sana yakın olmak istemiyorum, çünkü başkaları benim sana gösterdiğim sevgiyi gördüğünde o sevgiyi isteyecekler biliyorum. daha önce yaşadım; sen onları kıskanacaksın. onlar seni benden alacaklar, ve sonra bana gelmeyecekler. bu yüzden başkalarının yanında elini tutmuyorum, yanaklarından öpmüyorum. sarhoşken bile dudaklarına dokunmayıp, görmesin kimseler diye ellerinden tutmuyorum.

korkak değilim ben. bana "korkak" demenden nefret ediyorum. korkak olsaydım başkalarının önünde "bak, bu sevgilim!" diye gösterirdim herkese. korkak olsaydım elini hiç bırakmazdım, öyle sahiplenirdim ki yüzün benden başka kimseyi görmezdi. ama benden başkasını da sevmeye hakkın var, benden başka arkadaşlara hakkın var; kim demiş ben korkağım diye! ben sadece fedakarım, bak; senin için beni feda ettim, duygusuzluğumu feda ettim, aşka inanmayışlarımı feda ettim. bunlar beni korkak mı yapıyor? bırak yapsın, ama biliyorum ben korkak değilim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?