aradaki mesafeler.

mutsuz ve depresif bir halin içindeyken bir kaç paragraf yazı yazmak, insanın kazığa oturmasına eşdeğer gibi geliyor. acısını yazdığın her kelimede daha fazla hissediyorsun. o acıyı tarif etmek için kullandığın kelimelerin yeterli olamayacağını ve var olan hiçbir kelimenin o "acıyı" anlatabilecek kadar "mükemmel" olmadığını biliyorsun. işte bu deli ediyor insanı. ben şimdi buraya acımı yazıyorum da; siz bu acıyı benim kadar hissedebilecek misiniz bilmiyorum.

ilişkiler, aslında mükemmel şeyler. birisini seviyorsun, birisi seni seviyor ve birbirlerine adıyorlar hayatlarını. kötü tarafıysa olumsuzlukların olması. hani araya birinin girmesini, birinin gitmesini, birinin ölmesini sorun etmiyorum ama "araya mesafeler girmesi" diye bir olay var. işte o "araya mesafeler girmesi" olayının ağzına kürekle vuracaksın, sapını da götüne sokacaksın. o derece de kötü bir olumsuzluk bu.

araya mesafeler girdiğinde ilk başlarda "ne olacak, sorun yok. biz alışırız." diye bakıyorsun. hani, alışsak ve sonsuza kadar öyle yaşasak yine de mutlu olurum. ama öyle bir durum ki; alışamıyorsun, bir kaç zaman geçtikten sonra her şey daha kötüye gidiyor. bir kere duygularını gösteremiyorsun sevdiğine. mesela "özledim" diyemiyorsun, kıyamıyorsun söylemeye. özleme olayının iki tarafı da üzen bir olay olacağını biliyorsun, söyleyemiyorsun.

sürekli mesaj da atamıyorsun. onun da bir hayatı var, senin de. ne yapacaksın, her saniye "ne yapıyorsun şu an? üzerinde ne var?" diyemezsin ya. bir zaman sonra sıktığını düşünüyorsun ve mesaj yazamıyorsun; susayım, biraz serbest kalsın diyorsun. öyle bir susuyorsun ki, ömür boyu sürebilir o suskunluk.

yine bir kaç zaman sonra ne yapacağını bilemiyorsun. giden mesajları düşünmüyorsun da, gelen mesajlar "iyi geceler"den ileriye gitmiyor. iyi geceler'in bir serzeniş, bir isyan olduğunu da biliyorsun; soruyorsun "neyin var" diye. karşındaki de seni üzmek istemiyor, senin bildiğin şeyleri, bir şeylerin değiştiğini sana söylemek istemiyor ve "yok bir şey" diyor.

kim bilir mustafa, belki çok abartıyorsundur.
belki de doğru söylüyorsundur.

Yorumlar

  1. Doğru söylüyorsun...
    Aslında gerçekler, gizlediklerimiz de gizli.
    Ama şunu unutma, şimdi görmezden geldiğin her şey bir şekilde bir gün ortaya dökülecek...

    Ben aldatılmıştım mesela ( Can'dan önce.)
    Lanet olası mesafeler yüzünden.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?