kına gecesi.

bugün kuzenimin kına gecesi vardı. aslında önce kına gecesi meselesine gireyim.

son zamanlarda çok fazla empati yapıyorum. haberiniz var mı? türünün son dev kaplumbağası olan "yalnız george" öldü. haberi okur okumaz içime bir şey serpildi. düşünsenize; "türünde kalan son hayvansın. etrafında kimse yok, hiçbir insan. kimseyle konuşamıyorsun, kimseyle anlaşamıyorsun. yalnız ölüyorsun". bi de biz kendimize yalnız derdik; biraz düşünürsek eğer, yalnız george hepimizden daha fazla yalnızdı. hepimizden daha fazla yalnız öldü, "arkasından ağlayanı bile yoktu". ağlayasım geldi şu an, ühühü.

yine böyle empati yaptığım günlerden birisiydi bu akşam. kendimi kuzenim yerine koydum, aslında bir kız olarak dünyaya bakmak garipti ama ben yine de düşüneyim dedim.
bugüne kadar ailemin yanında yaşamıştım. onların ekmeğini yedim, onların dedikleriyle büyüdüm. söylediklerinin dışına bile çıkmadım hiç. ve gün geçti, aylar, yıllar... onların yanında gözlerimi kapatmıştım hayata, öyle bir zamanda gözlerimi açtım ki kırmızı bir elbisenin içindeydim.
etrafımda insanlar oynuyordu, "neden oynuyorsunuz?" diyemiyordum. sevinecek bir durum mu vardı? yarın, yarın gelecekti ve ben gözlerimi "alıştığım ailemin yanında değil, yeni bir ailenin, kendi kurduğum ailenin yanında" açacaktım. bugüne kadar yaşadığım her şeyi unutmam gerekecekti, uzunca süre ailemden ayrı duracaktım belkide. babam gelip "kızııımmmm" diye sarılamayacaktı bana ya da annem "bugün neden eve geç geldin?" diye soramayacaktı bana.
bir kadın yaklaşıyordu ve "hadi kalk, oynasana bu senin gecen!" diyordu bana. "nasıl oynayayım?" diyemiyordum. insanlara kendimi mutluymuş gibi göstermem gerekiyordu korkuyormuş gibi gösterirsem eğer belkide her şey mahvolurdu! ama çok korkuyordum! daha anneme doyamadım, daha babama doyamadım ve yarın gözlerimi açtığımda onların yanında olamayacağım!
öyle günler gelecek ki hissediyorum, her sabah kalktığımda: "keşke, keşke anneme daha fazla sevdiğimi söyleyebilseydim. beni erken kaldırdığı için bağırmak çağırmak yerine sarılıp 'annecim benim' diyebilseydim! keşke deseydim. onlardan ayrılacağımı hiçbir zaman düşünmedim! ne kadar düşüncesizim!" diyecektim.
empati yaptığım zaman genelde olayın kötü tarafını düşünürüm. şimdi, evleneceğim kişiyi düşünüyorum. daha da derine girip hatta "onu ailesinden nasıl ayırırım?" diye düşünüyorum.

daha sonra konudan konuya atlıyorum, zaten hiçbir zaman sabit kalamadım şu konularda. düşünmeye başladığım zaman, empati kurmaya başladığım zaman kendimi sekiz kişilikli şizofren gibi hissediyorum.
her sabah gibi, bu sabahta uyandım. gece geç yatıp, sabah erken kalkmanın siniri içerisindeydim. kahvaltı masasına oturdum, kimseye selam bile vermedim. yemeğimi yedim, kalktım ve insanların evden gitmesini bekledim.
aradan, aylar yıllar geçti. her sabah gibi, bu sabahta uyandım. gece geç yatıp, sabah geç kalkmanın verdiği sinir içerisindeydim. o sabah, kahvaltı masasında kimsem yoktu. o gün, ertesi gün ve her gün; "keşke sevdiğimi söyleseydim" diye küfür ettim. ama söyleyemiyordum. dedim ya, "kimsem yoktu".
okuduğunuz için teşekkür ederim. bu kadardı. son olarak bir kaç söz yazıp bitireceğim.

ne kadar yalnız kalırsanız kalın, hayatınızda gittiği zaman pişman olacağınız birisi varsa, lütfen gururunuzu ayaklar altına alın ve bugün ona "seni özledim, seni seviyorum" diye bir mesaj atın. lütfen, sabah uyandığınız zaman annenizin yanağına bir öpücük kondurun. babanıza "bugün çok güzel bir gün olacak" deyin.

hiç birini yapamıyorsunuz ve bir şeyler yapmak mı istiyorsunuz? ben ne güne duruyorum? ben sadece yazar sayılmam, "size her şeyini döken, rakı masanıza oturmuş bir dost" olarak görebilirsiniz.

iyi geceler.

dipnot: http://www.youtube.com/watch?v=B43yeBSipmg, dinleyiniz efendim.

Yorumlar

  1. Süper yazını çok beğendim. Özellikle empati kısmına bayıldım. Yoğun olduğumdan ilgilenemiyordum şimdi tek tek okuyorum yazılarını.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?