ne kadar neşeli olabilir ki?

tut elimden, düşüyorum. 
bunun hakkında bir çok düş gördüm. ölümün nasıl bir şey olduğunu hep hayal ediyordum. kimi zaman düşüncelerimde öldürüyordum kendimi, kimi zaman kendi ellerimle. hepsinde farklı şekilde. birisinde trafik kazasında öldürmüştüm kendimi. birisinde hiç olmayan bir seri katilin kurbanıydım mesela. birisinde aşkı için intihar eden sevgili. birisinde kimsesi kalmamış insanın hayattan kurtulma düşüncesi. bazen bir kahraman olarak ölecektim, dünyayı kurtarmış bir kahraman gibi. ama böyle olacağı hiç aklıma gelmemişti. 
uçurumun kenarında, o dal kurtarsın diye seni, bıraktım kendimi. hiç düşümemiştim daha önce yere çakılarak öleceğimi. ölüyorum, kurtar kendini.
bu üstteki paragrafı "hani bundan sonra neşeli yazılar yazacaktın lan yavşak!" diye sormanız için yazdım. sor bi. her şeyi gördüğün gibi yargılama da sor bi! ulan piç, sevdiklerinden, en direktinden sevdiğinden gitmenin anlatışı ne kadar neşeli olabilir ki?

fazla uzun yazmayacağım. bursaya geldiğim zaman çok küfür ettim, "ne yaptım lan ben!" dedim, "her şeyimi kaybettim". nereden bilecektim bu kadar bağlanacağımı, nereden bilecektim birini çok seveceğimi? hayat bu lanet olası, en beklemediğin anda en beklenmedik olayı çıkarıyor karşına. bir bakıyorsun, dün nefret ettiğin yerlerin hepsi cennetin yeşilliği gibi gözüküyor gözüne.

birilerinden gitmek, ne kadar neşeli olabilir ki?

geri dönememe riskin varken, buraya yazdığın yazılar ne kadar neşeli olabilir ki?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?