o an zaman durmalıydı.

2 gün sonradan gelen düzenleme: ilk paragrafı kendi yaşayış şeklimde anlatıp, diğerlerini ilahi bakış açısıyla yazmışım sanırım. hatam için affedersiniz umarım.
kim bilebilirdi ki? belki son kez bakıyordum ben onun gözlerine. ağlıyordu. "şşş" dedim dudaklarımı yuvarlayıp harfi sonuna uzatarak, "sakin ol, ben sana güçlü olmayı öğrettim; gidene ağlamayı değil".
"erkek olmaktan" neden nefret ediyorum biliyor musunuz? içinizden delicesine ağlamak geçiyorken bile sevdiğinizin gözlerine bakıp güçlü olduğunuzu göstermek zorunda kalıyorsunuz. "gitmeyeceğim" derken sesinizin titrememesi için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz. hatta onun eline belkide son kez dokunacağınızı bildiğiniz halde, sanki hiç bırakmayacakmış gibi dokunuyorsunuz. sonuçta siz erkeksiniz! siz güçlüsünüz.
biraz daha vakit geçmişti. farkında değildi çocuk, uyuyamamıştı. 15 metrekarelik odasında bulunan tek pencereye baktı. havanın aydınlandığını yeni fark etti. ilk defa olmasa bile bu sefer kendinden çok emin bir şekilde "zamanın durmasını" istiyordu. tanrıya küfretmek geçti içinden, edemedi. sesinin titreyeceğini biliyordu, korkuyordu birileri duyar diye. zaman geçtikçe "ayrılık vakti" geliyordu.
belli bir yaştan sonra ayrılıktan hiç korkmaz olmuştum biliyor musunuz? hayatımda birileri hep gidiyordu, bazen ben birilerinin hayatından gidiyordum. alışmıştım. nereden bilecektim böyle olacağını?
bavullar hazırlanmıştı. gitmek için tek yapmak gereken, terminale götüren arabaya binmekti. içinden hala zamanın durması gerektiğine inanıyordu; ama her inandığı şey gibi, bunun da gerçek olup olmadığını bilmiyordu çocuk. yolda arkadaşlarıyla karşılaştı, onunla da karşılaştı. yürüdüler, hep beraber yürüdüler. terliyordu, korkuyordu; ama yine biliyordu. gülmesi gerekiyordu kimseye göstermemek için ağladığını.
bazen arkadaşlarına bile gülüyormuş gibi yapmak zorunda kalıyorsun. ben her zaman gülen bir insanım. o yüzden "sürekli gülen insan" diye bir yazı yazmıştım. 'sürekli, zorla gülen bir insan'.
otobüs gelmişti. sanırım herkesten ayrılma vaktini işaret ediyordu bu. ağzı gülüyordu ama kalbi kan ağlıyordu çocuğun. önce oda arkadaşına sarıldı. "nasıl olacak lan? biz uzun süredir beraberiz, ayrılabilecek miyiz amk?" diye sordu, ama içinden. dışarı çıkamadı sesinden. dışardan sadece "ahaha görüşürüz" oldu. öyle duydular. sonra diğer arkadaşlarına sarıldı, sıra ona geldi.
sarıldı çocuk. "son kezmiş" gibi sarılamadı, arkadaşlarından utandı ama sarıldı işte sarılabildiği kadar. işte o an dedi ki: "o an zaman durmalıydı! o an, sonsuza kadar zaman durmalıydı! herkes, her şey durmalıydı ve biz orada saatlerce zaman geçirmeliydik onunla. kimse görmemeliydi, kimse bilmemeliydi ama biz o zamanı geçirmeliydik!".
ama ne oldu biliyor musunuz?

"o zaman hala durmadı".
şimdi çocuk, o zamana geri dönmenin yolunu arıyor. her şeyi değiştirmenin ve gitmemenin yolunu.

yazıyla ilgili sorularınızı http://ask.fm/odunluzikkim adresinden kimliğinizi belli etmeden sorabilirsiniz. neden yazıyı düz yazı olarak yazmadığımı belki bilmek istersiniz diye düşündüm. kusura bakmayın, kendimi biraz naza çekiyorum. ayrıca http://twitter.com/odunluzikkim adresinden kimliğinizi belli edip sorabilirsiniz. direkt olarak saklamayacaksanız kendinizi, facebook adresim http://www.facebook.com/tambirodun. kocaman öptüm canlarım, okuduğunuz için teşekkürler.

Yorumlar

  1. Erkek olsaydım bu yazıdan aşırı derecede etkilenebilirdim, inanılmaz samimi.:)
    Gerçi kız olmam bile bunu değiştirmedi.:)

    YanıtlaSil
  2. Derinden vurdu! Böyle olaylara bir "erkek gözüyle" bakabilmek gercekten cok iyi oldu; Bana bazi seyleri hatirlatti. Cok tesekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. asıl okuduğunuz için ben teşekkür ederim :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?