ödenmemiş kredi kartı borcu.

üniversitede her insan gibi olsaydım keşke. insanlar "babam para yollasın bana, başka işi ne?" şeklinde oluşan düşüncelerini anlatırdı bana. onlara çok özenirdim. öyle olmak güzeldi, yani üniversiteyi bile babasının parasıyla yaşamak güzeldi.

bir arkadaşım vardı yurttan, bir arkadaşının hayatını anlatmıştı şöyle: "babası avukat. kredi kartını kızına vermiş, ve hesap kartı vermiş bir tane. aylık 1500 lira alıyor babasından. yurdu bırakıp tek başına eve çıktı şimdi. ne güzel, istediği her şeyi yapabiliyor. istediği zaman kafelere gidip bir kaç bira içebiliyor. istediği zaman istediğini alabiliyor. öyle bir hayatın olmasını istemez miydin?"

aslında güzeldi. yani ne bileyim, baban sana para yollayacaktı ve sen o parayı yiyecektin sadece. bu işin ne bir sorumluluğu vardı, ne öğretisi, ne getiri ne de götürüsü.

ama ben böyle birisi olamadım hiçbir zaman. üniversiteye ilk geldiğim zamanlar üzerimde ağır bir sorumluluk duygusu hissettim. artık yanımda ailem yoktu, bugüne kadar bana bakmış insanlar yoktu. hayatı kendi kendime öğrenmem gerekiyordu ve üniversitede öğrendiklerimle geleceğimi yönetecektim ben.

güzel düşüncelerdi aslında. o zamanlar birazcıcık hayallerim vardı. bir kitap yazardım. daha sonra kitaptan kazandığım parayla bakardım kendime. hem babama fazla yük olmazdım, sonuçta babamında kendine göre giderleri vardı. babamdan ne kadar az para alırsam o kadar iyiydi.

buraya kadar tüm düşünceler güzel gelişti aslında. hayal kurmak çoğu zaman güzeldir, ama onları gerçekleştirebileceğin sürece. ben kitap yazmak, para kazanmak adına hiçbir şey yapmadım.

babama fazla yük olmamak için yurda yerleştiğim zaman kendime bir kredi kartı açtım. hani ben sorumlu insanım, babamdan fazla para almayacağım ya lazım olur diye. babama haber vermedim tabi, haberi olsa öldürürdü beni! "ama üniversite işte bu, sorumluluk kazanmak istiyor insan!". düşüncelerime göre fazla kullanmazdım zaten kredi kartını. kullandığım zaman da babamın göndereceği para ile öderdim. bana giren çıkan olmazdı, parasız kaldığım zaman kullanırdım işte.

ama ben nereden bileyim öğrenci milletinin hep parasız kalacağını?

kredi kartı harcamalarım arttıkça dedim ki "ulan asgarisini öderim ne olacak"? ondan sonra 500 lira'lık kredi kartımda 180 lira asgari ödeme geldi. ben babamdan fazla değil, alt tarafı "200 tl" alıyordum. kredi kartına ödeseydim eğer, yanımda hiç para kalmıyordu. 1 ay geciktirmeli ödemeye başladım kredi kartını. hani 1 ay ödüyorum, 1 ay ödemiyorum ki faiz fazla binmesin. ikinci ay ödemediğiniz zaman günlük faiz biniyor.

yine fazla bir şey yapamadım. çünkü ikinci ay geldiği zaman mutlaka ödüyordum, babam para gönderiyordu, ben de kredi kartına bayılıyordum. tamam bu da güzel ama; tüm işler eve geldiğim zaman değişti. şimdi babam para göndermiyor. ben de zaten gidip babama, "baba, bana 200 lira ver de ihtiyaçlarımı gidereyim" diyemiyorum.

188 lira gelmiş güzelim faturamın değeri. ne yapacağımı hiç bilmiyorum, ne yapsam bilmiyorum.

önceden hiçbir günü korkarak yaşamazdım. ama şimdi her ayın 15'i geldiği zaman çok korkuyorum "lan ben nerden bulup ödeyeceğim ben bu parayı" diye. bak, bu ay ikinci ayım oldu ve ayın 26'sına kadar sürem var.

harbiden lan, nerden bulup ödeyeceğim ben bu parayı?

üniversiteymiş, sorumluluğuymuş falan; hay...

Yorumlar

  1. Al benden de o kadar ya, aldım play kartı hayatımı kararttım. Ha yanlış olmasın sıkıntı bende, kart sağlam ama kullanmayı becerebilen bir melodram yok.

    Babasının haberi olmayan, kendi kendine çırpınıp duran bir melodram var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zaten başımıza ne geliyorsa o play kart'çılardan geliyor.

      Sil
  2. limitim 250 lira, borcum 275 lira sen hesapla artık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız