herkes mi ölür?

kırmızı- yeter artık! çok fazla naz yapıyorsun, ölmemi mi istiyorsun? öldür beni artık!
mustafa- seni öldürmek, 10 yıldır sahip olduğum köpeği bir gece ansızın bıçaklamak gibi! benimle kavga ediyorsun, yine mi tüm suç benim?
kırmızı- kapa çeneni!
mustafa- ben kendi yarattığım şeyi öldürebilecek kadar cani miyim?!
kırmızı- kendi yarattığın şeyi üzebilecek kadar umursamazsın.
mustafa- her şeyi umursasaydım sen burada olmazdın!
kırmızı- ne dememi bekliyorsun, anlattıklarından ne çıkardım biliyor musun! bırak bu sefer ben yazayım!
umursamazmış! ağlayamazmış! peh, sen yalancının tekisin. gerçek hayatta onlarca arkadaşın varken yalnızım deyişlerine mi inanacağım ben senin? kendini kandırmaya ne kadar devam edeceksin. şuraya bak.

hayatını anlatıp duruyorsun, hayatını sevmiyorsan eğer hayatın için bir şeyler yaparsın. ama sen sadece bununla boş boş zırvalar anlatan birisin. insanların ne demesini bekliyorsun? ben sadece kırmızıyım, kırmızı! seni mutlu etmem için yaratırken elime bir sihirli değnek vermeliydin. sen beni diğer insanlar gibi yarattın, diğer insanlardan hiçbir farkım yoktu. onu boşver, beni bile umursamadın.
mustafa- ben senden beni mutlu etmeni istemedim.
kırmızı- o zaman neden ağlıyorsun?
mustafa- beni hiç tanımıyorsun. beni tanıdığın kadarıyla yorumluyorsun. bırak şu kalemi, ben yazacağım.
seni bile umursamıyorken, nasıl böyle mantıksız cümleler kurabildin? yalancının tekiymiş, beni yalancı olarak mı tanıdın? garip, yazık. yalnızım deyişlerimden yalnız olduğumu mu çıkardın? ben her yalnızım deyişimde insanlardan ilgi bekledim be kadın. birisinin ben "naber" demeden "naber" demesini bekledim. birinin işi düşmeden ilgilenmesini istedim, saçmalamak istedim.

hayatımı anlatmamı sen istemedin mi? bu kadar boktan hayatım olduğunu bile bile sordun. hayatımı kaç kere değiştirdim, kaç kere farklı kişiliklere büründüm ben biliyor musun? yalnızlığı bile denedim, gerçek anlamda. arkadaşlarımı sildim, insanları sildim. her şeyi sildim, anlatabiliyor muyum her şeyi! ama her bitiş, yeni başlangıcı değiştirmedi. hayatıma her arkadaş soktuğumda çıkarcı birer pislik oldular.

boş boş zırvalar anlatıyorsam beni neden dinliyorsun, beni neden okuyorsun? seni ben yarattım, yaratırken bir gerizekalı yarattığımı bilseydim keşke! insanlara karşı gerizekalı rolü yapmamdan mı anladın benim böyle bir insan olduğumu?

söylesene, benim hakkımda kaç şey biliyorsun. uzaktan baktığında masallarda anlatılan gariban ama hayatından mutlu insanlara mı benziyorum? ben bir şeyleri değiştirmek istiyorum, hani o milyonlarca insanın "bu saatten sonra hiçbir şey değişmez" deyişlerine kulak asmadan "bir şeyleri değiştirebileceğime" inanıyorum. çok mu umrumda süperkahraman olmak?

beni tanıdığını zannediyorsun! sen beni tanımıyorsun. sen beni sadece benim anlattığım kadarıyla tanıyorsun. bir kaç günlük hayatımdasın, nereden tanıyacaksın? hayatımda her an yanımda mıydın? beni uzaktan mı izliyordun, nesin sen? melek mi, tanrı mı? kimsin sen!
kırmızı- son bir sigara içmek istiyorum seninle, sonra gideceğim.
mustafa- son bir sigara mı? siktir et! ben seni şimdi, kendi hayallerimle öldüreceğim.
okuyucu- durun orada. bu kadar iyiyken ne oldu size?
ben, sanırım. şu an çok duruldum, şu an çok...

bak, kelimeler bile kuramaz oldum. arkasından bağırmak istiyorum "ölme, gitme!" diye. duygusallığın kitaplarından böyle öğrendim. her izlediğim dizide ölenin arkasından bağırırdı kirli sakallı karakter, "ölmeni istemiyorum, yapamaz. tam her şey yoluna girerken ölemezsin! gitme!" diye.

ölmeni istemiyorum.

bak, görmüyor musun? ben kendi hayali karakterimle ilişkilerimi bile berbat eden bir insanım. bugüne kadar sevgililerimle mutlu olmayı isterken ne kadar hata yaptığımı şimdi farkettim. hayali karakteriyle bile mutlu olamayan insan, sevgilisiyle nasıl olsun?

mustafa- ben.. kötü bir insan mıyım?
içses- hayır. behzat ç deyimiyle: "kötü insanların arasında kala kala, kötü olmuş bir insansın." ve unutma mustafa. herkes ölür, sen bile.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?