ne iş yapmak isterdin?

kırmızı- hadi biraz okundun diyelim. ne yapmak isterdin?
mustafa- öncelikle biraz para kazanmak isterdim. tüm kırıklıklara inat kurduğum hayallerim var.
kırmızı- nasıl hayaller?
mustafa- anlatacağım, biraz kahve koyar mısın? sigaramı da yaksan ya. çok tatlısın.
herkesin birbirine soru sorabildiği bir sitede "yalnız mı takılmayı seversin, yoksa insanlarla beraber mi?" diye sormuşlar. çoğu "yalnızlıktan nefret ediyorum" diyen insanın "yalnız takılmayı seviyorum" deyişine tanık oldum. yalnızlıkta, insanlarda bulamadığımız neyi buluyoruz bilmek istiyorum. sessizliği mi? ama öyle değil ki, "sessiz ol, sadece susmanı istiyorum" dediğimiz zaman herkes susar zaten. şş, sessiz olun; bakın, bir şey yazıyorum.

insanlara değer vermek nedir biliyor musunuz? elbette biliyorsunuz, sonuçta hepimiz yıllar önce "arkadaşlarımızın mutluluğu için kendi mutluluğumuzu bırakacak kadar" fedakardık. bir arabanın benzini bittiği zaman, 30-40 kilometre daha gider ve sonra durur biliyor musunuz? insanlıkta böyleydi bizde. biz büyümeye başlamadan önce benzini vardı, büyürken benzini bitti ve büyüdük. şimdi insanlık o 30-40 kilometresini yaşıyor, az kaldı, bitecek.

artık "arkadaşlarımızı nasıl mutlu ederiz" diye düşünmek yerine "insan mı? peh, mutluluğu kimse haketmiyor" diye düşünüyoruz.

ama durun, leyla ile mecnundaki mecnun'un çığlığı gibi "ben bu oyunu, bozarım arkadaş!"
kırmızı- ben bu anlattıklarından bir şey anlamadım.
mustafa- dur, daha anlatmadım.
kırmızı- neyi anlatacaksın?
mustafa- henüz kırılmamış hayalimi.
bir dükkan hayal et.
ya da hayal etme, ben anlatayım.

yalnızlığı öldürmek istediğim hayalim var benim. yapması zor değil, basit. paradan çok bahsedişlerimin sebebi de bu. hani öyle, paranın gözüne vurup barlarda yemeyeceğim. kendim adına büyük, arkadaşlarım adına büyük ama insanlık adına küçük bir adım atacağım.

ne iş yapmak istiyorsun diye soruyorlar bana. benim cevabım belli, sırf bugünün mühendislerine, çok para kazanan insanlarına inat bir mekan açacağım, yeri cismi ne olduğunun pek önemi yok. parası olmayan insanlar gelecek, oturacak ve birbirleriyle sohbet edebilecekler. hatta içeriden bir çay demleyeceğiz, ve vuracağız sohbetin dibine.

hani amerikan filmlerinde olur, adına terapi derler. parasını verirsin, 5-6 kişi birleşir kendi hayatından anılar anlatırlar. öyle bir şey işte; ama bu işte para olmayacak. biz bırak 5-6 kişiyi, yüzlercesi birleşeceğiz, oturacağız öyle.

yalnız olan, facebookta takılan insanları da toplayacağım oraya. evde işsiz yatanı, "hiç" olduğunu düşüneni, hepsini alacağım yanıma. fazla bir şey yapmayacağız, "insanlığın ölmediğini konuşacağız", "insanları öldüremeyeceklerini". öyle toplanıp beraber eylemlere de gitmeyeceğiz. sadece konuşacağız, bildiğin, sadece "konuşacağız".

çünkü biliyorum. insanların konuşmaya ihtiyacı var, birilerine bir şey yazmaya değil. insanların karşı karşıya oturup birbirlerine bakmalarına ihtiyacı var. insanların içinde biriktirdiği dertleri birilerine anlatma ihtiyacı var.

biliyorum, imkansız geliyor. belki de delice geliyor. ama yapacağım, bir gün param olursa eğer açacağım ben o dükkanı.

taytım yok, belki süpermen olamayacağım ama insanları yalnızlıktan kurtaracağım.
kırmızı- bunların hepsi deli saçması.
mustafa- biliyorum, benim de pek akıllı bir insan olduğumu söylemiyorlar.

Yorumlar

  1. Yalnızlıktan ilk kurtarılacaklar listesine ismimi kazıyorum. Aha buraya da yazdım, olur da görmezsen küserim lan.:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en üste seni koydum, büyük büyük kocaman kocaman yazdım.

      Sil
  2. Bende her gece o mekanda olacağım. Şu ıssız evin tenha köşelerinden uzaklaşıp orada yeni arkadaşlarımla kendi benliğimi bulacağım. Buna ihtiyacım var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. listenin ikinci sırasına da seni yazdım.

      Sil
    2. Kendine de yer ayırmalısın.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?