saçmalattirik: iyiyim, sen nasılsın?

mustafa- nasılsın?
mustafa- iyiyim, sen nasılsın?
mustafa-
yalan söylediğini bilecek kadar kötüyüm.
mustafa- herkes böyle değil mi? bir iyiyim içerisinde kim bilir kimlerce "ölüyorum" saklı. ya da kim bilir, insan "nasılsın" sorusuna kaç kere gerçek cevabı verdi.
mustafa-
neden böyleler?
mustafa- yalanlar, öyle olmayan şeyin öyle olması istenildiği için söylenir.
mustafa- bu yüzden mi yalancısın?
mustafa-
bu yüzden yalancıyım.
çok insan güldürüyorsun, çok insan eğlendiriyorsun; ama içinde bir boşluk varsa... ah o lanet olası, içi hiç dolmayan boşluk. nefret ettiğim kadar güzelsin bazen, var olduğumu hatırlatıyorsun; ama nefret ettiğim kadar da kötüsün işte, bazen hiç gitmeyip acı çektire çektire öldürüyorsun.

yazı yazarken karşımda biri varmış gibi konuşmak istiyorum, beni duyuyor musun okuyucu? bağırmam mı gerekiyor? ya da ne bileyim, var olduğumu görmen için toprak altına mı girmem gerekiyor?

nasıl bu kadar duygusal oldum? saatler önce, dakikalar önce kahkahalarla gülen insanı da mı öldürdüm? kırmızıyı öldürdüğümü biliyorum, kendimi de mi öldürüyorum? ne bileyim işte, ne çok soru soruyorum.. kim bilir, var olmayan bir boşluğu yaratmış ve içine kendimi atmışımdır. uzay boşluğu gibi; atmışımdır kendimi içime ve birilerinin beni kurtarmasını bekliyorumdur.

güneşe doğru mu yaklaşıyorum, yoksa dünyaya mı?

ben dünya gibi hissediyorum, çünkü yapmaya çalıştığım her şeyde geleceğimi biraz daha yakıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız