saçmalattirik, kırmızı bir elbisesi vardı, anlamadılar.

neden, neden kırmızı giriyorsun rüyalarıma be kadın?
kana mı susadın? kanımı mı, canımı mı alacaksın?
bende sana verecek kan kalmadı, sinekler ısırdı.
bende sana verecek can kalmadı, nerede olduğunu ben de bilmiyorum.
duygusal iki cümleden sonra olayı sineklere bağladığım için kendimle gurur duyuyorum. beni "çok duygusal" bir insan zannediyorlar, aslen ben çok duygusal insanım.

bir zamanlar, yalnız kalmaktan çok korkardım. "yalnız kalmak istemiyorsan eğer, yeri geldiğinde bir gayle, bir travestiyle, bir fahişeyle arkadaş olup sohbet etmeyi iyi bileceksin" derdim. farklı bir fahişeydi o, kırmızı elbisesi vardı. yakışmıştı. kırmızı ojeli, mavi gözlü, sarı saçlı bir fahişe ve onun kırmızı elbisesi.

hiç yalnız olduğunuz için değil de, kimseyle konuşamadığınız için parasını verip bir fahişeyle konuşmayı istediniz mi? ben istedim. param olsaydı, parası neyse verir sohbet ederdim. çok merak ediyorum bir fahişenin dostluğunu. içi dışı bir olmayan dostlara o kadar alıştım ki, içini dışını bildiğim bir dosta ihtiyacım var. içini dışını utanmadan bana anlatabilecek, içimi dışımı utanmadan anlatabilecek birine ihtiyacım var.

sırlardan nefret ediyorum. sırlardan nefret ettiğim kadar, beni tanıdığını düşünen insanlardan da. beni tanıdıklarını iddia ediyorlar. yaşam tarzımı çözdüklerini iddia ediyorlar. oysaki beni sadece "benim anlattığım kadarıyla" tanıyabileceklerini bilmiyorlar. yaşam tarzımı çözmekmiş, peh. benim yaşam tarzım, "ben sadece... sadece yaşıyorum"dan ibaret.

bir fahişe olsaydım eğer, yaşadığım her ilişkinin ardından neler yaşadığımı yazardım. benim hayatım o kadar sıradan ki bazen ayda, bazen yılda bir anlatılmaya değer şeyler yaşıyorum. geri kalanın da yaşamak istediğim şeyleri hikayeler halinde uydurup, böyle saçma sapan bir yere yazıyorum ki insanlar okusun.

bakın, yine saçma sapan bir hikaye yazdım; belki okursunuz.
18 yaşımdaydım, önce içimdeki çocuğu vurdular.
büyümem gerektiğini söylediler, bir şeyler yapmam gerektiğini. büyüdüm, bir şeyler yapmaya çalıştım. 20 yaşıma geldim. 2 senedir düzenli ve adam akıllı yapabildiğim tek şey "yaşamak".
diğer insanlardan farklı olmayı hayal ediyordum. "yaşamak", gerçekten çok farklı.
insanlar, onlardan farklı olduğumu düşünüyorlar.
nerem farklı? benim de 2 bacağım, benim de 2 kolum, benim de tek kafam var.
çoğunuzun olduğu gibi, benim de kafamın içi boş ve çoğunuzun yaptığı gibi ben de yaşıyorum.
düşününce, siz benden daha farklısınız.
gerçekleşeceğine inandığınız hayalleriniz var. büyüyüp dünyayı kurtaracaksınız, mutlu olacaksınız, aile kuracaksınız, çocuklarınız olacak, ve zengin öleceksiniz.
benimse sadece hayal kırıklıklarım var.
param olmadığı için alamadığım bilgisayar, yaşayamadığım için yazamadığım yazılar, özgürleşemediğim için giremediğim ortamlar ve yazamadığım için okunmayan yazılar.

Yorumlar

  1. Doğru dost zor bulunur. Ama sana baktığında ne düşündüğünü, ne yaptığını bilecek biri vardır mutlaka yeryüzünde...Bol şans umarım biran önce bulursun:))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?