yazarın okuyanıyla derdi.

"bir seri katilden kurtulmak istiyorsanız eğer, kontrolün onda olmadığını hissettirin" derdi okuduğum romanlar. işe yarar bir taktik olduğunu sanıyordum. bu gün kendimi, kendi mahzenime çektim. kendimle konuştum.
+ bak, kontrol bu sefer sende değil, hiçbir şey yapamayacaksın bana. acı çektiremeyeceksin, bıçaklarınla yine kalbimi deşemeyeceksin ve diğer insanlara yaptığın gibi beni öldüremeyeceksin.
- ne zannediyorsun, romanlarda öğrendiğin taktiklerle kendi kendini ikna mı edeceksin? hiçbir şey yapmayacağım sana, ben hiçbir şey yapmadım sana. ne yapıyorsan, kendine yapıyorsun.
+ kendime ne yapıyorum?
- aynaya bir bak, ne yapıyorsun?
+ ayna mı? sen zaten bensin, neden sana bakmıyorum?
- sen eğer ki ben olsaydın, duygularınla baş etmeyi bilirdin. sen duygularınla kendini öldürüyorsun, ben düşüncelerimle başkalarını.
hiç sevmem zaten ben o siktiğimin polisiye romanlarını.

seri katil başka biri olduğunda kontrolü sağlamanın kolay olduğunu öğretiyorlar insana. fakat her gün kendini öldüren bir seri katille nasıl baş edebileceğini yazmamış hiçbir yazar.

acaba ben gibi değil miydi hiçbir yazar? ne bileyim, hiç mi kendini öldürmek istemedi bir yazar. ya da ne bileyim işte, hiç mi atar damarlarından toplar damarına kadar duygusallık atmadı bir yazarın?
canım sıkılıyordu. hiç canın sıkılmadı mı? canım, sana sesleniyorum. sesimi duyuyor musun? sen de mi duymuyorsun? ne yani, benim sesimi sadece 27 kişi mi duyuyordu?

midem bulanıyordu, kusmak istiyordum. demek, sadece sesimi 27 kişi duyuyordu. yazdıklarımı sadece 27 kişi okuyordu. ben, ne yapıyordum? ne yazıyordum? ne mi yazıyordum? evet, ne yazıyordum? sadece, böyle şeyler yazıyordum işte sadece böyle şeyler. olmuyor muydu? olmuyorsa neden zorluyordum? neden bu kadar çok soru var ve babam bu kadar güzel pasta yapmayı nereden öğrendi?
bazen öyle şeyler yazıyorum ki, yazıp üzerine okuduğum zaman ben de anlamıyorum.

bir okuyucumun, sadece bir okuyucumun çıkıpta bana "sorun bende değil, sende" demesini bekliyorum. gerçekten, bilmek istiyorum. ben hiç mi okunmayı haketmiyorum? ya da ne bileyim işte, ben mi yazamıyorum? çekinmeyin, söyleyin; gerçekten, ben mi yazamıyorum?

Yorumlar

  1. Ben yazı yazacağım da okuyacaklar da ooo.. benim düşümcem de buydu.Şimdi 91 kişi yazımı okumuş ama 58 kişi var izleyici olarak. 33 kişi nerede? Ya yazımı beğenmeyip takip etmedilerse. Aman boş ver, bence yazmak benim için bir rahatlama aracı, teknolojik günlük ben için. Okunmuş, okunmamış umrumda değil. Sen ne düşünüyorsun bilemem. Ama yazıların gayet güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yavaş yavaş benim için rahatlama aracı haline geliyor. bazen zaman öyle bir üzerime geliyor ki, sarhoş olup yazmak istiyorum. ama korkuyorum, yazacağım şeylerden korkuyorum. hayatımda sahip olduğum herkesin benden nefret etmesinden.

      Sil
  2. Keşfettiklerini nereden biliyorsun ki?
    Bence yazılarının tadına varan, gerçekten sindirerek okuyan, seni okumayı kolay kolay bırakamaz... Zaman ver biraz seni okuyanlara.:)

    Yazmaya devam et, bıkmadan usanmadan...
    Sigara gibi, bir gün bağımlılık yaratacağını biliyorum.
    Bir içtik, bir şey olmadı, iki içtik bir şey olmadı derken bir gün zıkkım tiryakileri gezecek buralarda!! :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?