artı onsekiz: sadece kokusunu seviyordum.

hikaye +18'dir, lütfen utanacaksanız ve çekinecekseniz okumayın. bu da bir uyarı olsun.
hayatımın en boktan dönemiydi. ilk ilişkimi yeni bitirmiştim o zamanlar, dışarıya çıkmıştım dolaşmak için. yürüyerek düşünmeyi her zaman sevmiştim, üzerine bir de kulaklık takıp bu dünyadan göç etmek sahip olunabilecek en güzel duyguydu.

hastalık mıydı bilmiyorum ama yüksek sesle müzik dinlediğim zaman etrafımda birilerinin varlığını unutup kendime dünyalar yaratıyordum. kimi zaman dünyanın en çok sevilen rockçısı oluyordum, kimi zaman arkadaşlarıyla kapışan grup elemanı. kimi zaman hiç kimsenin bilmediği bir sahilde düşüncelere dalıyordum sadece boşa vakit geçsin diye, neden düşündüğümü bilmeden.

ayaklarımın ettiği hareketlerden anladığım kadarıyla evden çıktıktan sonra ilk sağa dönüp çok sessiz olan sokağa girmiştim. sessizlikten nefret ederdim aslında ama ilk ilişkin olduğu zaman unutmak için her şeyi yapabiliyorsunuz. gözlerimi kapatmıştım, yürüyordum.

gözlerimi açtım, şok geçirecektim. sanırım yine yüksek ses müzikten dolayı kurduğum hayal dünyasındaydım. müziği kapattım, yine gitmedi karşımdaki 1.70 boylarındaki sarışın kız. mini etek giymişti fileli çorabına eşlik etsin diye. gözlerimi tekrar tekrar kapatıp açtım gerçek olup olmadığını sorgularcasına.
bu tarz konularda çok korkağımdır. aslında beğendiğim bir kızın yanına gitmekten hep çekinirim biliyor musunuz? konu bir barda sarhoş kızla konuşmak bile olsa, kendimi hep geri çekerim. belkide televizyonda gördüğüm karakterler bu yüzden kazanıyorlar; onlar konuşabiliyorlar, ben konuşamıyorum. bu da araya bir not olsun.
yanına yaklaştım. askılı bir elbisesi vardı, kısa saçlıydı. aslında kısa saçlılara sarı saç hiç yakışmazdı ama bunda farklı bir şey vardı. farklı bir güzellik. bana doğru döndü, göğüs dekoltesinin üzerindeki kuş dövmesini gördüm. gariptir, aynısı arkadaşımda da vardı diye düşünüp deja vu yaşadım bir an.

bakışı fazla kaçırmış olmalıyım ki "neden bakıyorsun memelerime?!" diye bir ses duydum.
aslında mantık hatası biliyor musunuz? göğsünün üzerinde dövme varsa eğer, insanlar ona baktığı zaman fazla ses etmeden ne anlama geldiğini açıklamalısın.
afalladım. "şe. şey. ş..ş..". filmlerde olduğunda çok yapmacık bulduğum kekemelik bir an da heyecandan başıma gelmişti. yapmacık değilmiş. "şey" diyebildim kısa bir süre sonra. o an aslında 2 saniyelik geçen olay bana 30 saniye gibi gelmişti.
aslında, burda durdursam iyi olacak. sanki çok uzun oldu... insanlar roman gibi yazıları okumuyorlar gibi..

Yorumlar

  1. Kısa kesmişsin öyküyü. Devam et derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında devam etmek istiyorum ama, sanırım bu kadar okuyucularımı kafaya takmamalıyım. sanki, böyle ne bileyim boş boş kelimeleri çok fazla kullanmışım ve çok sıkmışım gibi hissettim.

      Sil
    2. Bilmem bana öyle gelmedi. Evet okuyucuları takmamalısınız.

      Sil
  2. bence de çok kısa olmuş :)
    okurlarını da çok fazla kafana takma sonuçta bu senin bloğun istediğini yaparsın :))

    YanıtlaSil
  3. Çok kısa kalmış ama bu böyle.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?