ben bir ceylanım.

peşine avcısı takılmış bir ceylan gibiyim bugün. orman, çok büyük. nereye kaçacağımı bilmiyorum. ne yapacağımı, nasıl kurtulacağımı.

içgüdülerim kaçmamı söylüyor. "git" diyor, "arkana bakmadan, nereye gideceğini bilmeden sadece koş." bir şeyler savaşmamı söylüyor. "gitme" diyor, "her gidiş bir başlangıç değil mi?" ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. gidiyorum, avcım peşimden geliyor. savaşayım diyorum, avcım silahına davranıyor. koşmaya başlıyorum, engeller çıkıyor kökleri uzamış bir çok ağaç.

yerimde kalıyorum. nereye gidersem çaresizlik görmekten bıktım çünkü. ne yaparsam, çaresizliği tatmaktan. o çürümüş et tadını damağımda hissetmekten. nasıl bu kadar acımasız olabiliyor insanlar? karşısında hiçbi şey yapamayacak bir ceylana mı yetiyor güçleri sadece?

duruyorum öyle. silahına davranıyor avcım. nişanını alıyor. biliyorum, öldürecek beni. biliyorum, hiçbi şey yapamayacağım. bekliyorum öyle yalvarır gibi. "ceylanların gözleri güzeldir, tatlı yaratıklardır" diyorlar, en tatlı görünüşümü alıp bakıyorum belki acır da yapmaz diye.
ama insanlar böyle be ceylanım. insan işte. ne tatlılık biliyor, ne güzellik, ne çaresizlik, ne boşluk, ne bi şey yapamamışlık. insanlar, böyle işte; sanki zamanında hiç ezilmemişler gibi ya da ne bileyim, sanki zamanında çok acı çekmişler de hıncını çaresizlerden çıkarırlarmış gibi.

çaresiz, güçsüz seni vurabilecek kadar güçlüyüz be ceylanım. bazı insanlar doğuştan güçlü doğuyorlar sanki.

ve, ne bileyim işte be ceylanım. insanlar, güçsüzleri öldürmekten başka bi şey bilmiyor be ceylanım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?