deniz manzarasıydı, hatırlıyorum.

denize girmeyi hiç sevemedim, ama deniz kenarında oturup uzun uzun düşünmeye aşıktım sanırım. ne düşündüğümü bile bilmiyordum o gün. sadece, hemen dibime vuran dalgalardan yola çıkıp göremediğim yerlere hayali olarak gitmek hoşuma gidiyordu sanırım.

denizlerin neden mavi yaratıldığını da hiç anlamadım. denizin suları kırmızı olmalıydı bence. kim bilir buralarda daha önce kimler öldü. kim bilir bu denizlerde, aşkını aramak için çıkan kaç denizci kayboldu. kim bilir, bu denizler kaç asır gördü, gözlerinin önünde neler oldu.

belkide kırmızı olması gerektiği kadar dili de olmalıydı. kim bilir içinde neler biriktirdi. ve kim bilir, kaç kere çığlıklar atmak isteyip atamadı. bu yüzdendir belki dalgaların şiddetle karaya vuruşu.
empatiyi çok seviyorum, fakat sizi uyarıyorum; umarım kendinizi denizin yerine koyacak kadar manyak olmazsınız. olduki o kadar manyaklaştınız, o zaman beni arayın olur mu? konuşacak çok fazla şeyimiz olmalı.

her neyse.
oturuyordum. çok konuştuğumu yeni farkettim, bir paragraf yazar özetlerim olayı diye düşündüm. düşünmez olsaydım keşke. zaten uzun yazıları okumaktan çok sıkılıyorlar dedim kendi kendime. sonra siktir et dedim, "siktir et okuyan okur.."

"çok küfür ediyorsun" dedi arkamdan bir ses. arkamı dönmeye tenezzül edemedim, zaten kim olduğundan çok, neler söyleyeceği önemliydi.
biri konuşmaya başladığı zaman söyleyeceklerine değil, tipine dikkat eden herkes salaktır bence. karşıdaki kişi konuşacaksa eğer ne önemi var ne kadar masum bir yüzü sahip olduğunun, sana olan yakınlığının falan. 
yanımın boş olup olmadığını sordu. içimden bir ses "dolu" dememi istiyordu ama ne söyleyeceğini merak ediyordum. ah şu merak yok mu? "otur, buyur" dedim. kırmızı bir elbisesi vardı, çok güzeldi.

öldürdüğüm insanı tekrar karşımda görüyordum, garip bir duyguydu. bakmayın böyle sakin olduğuma, bir şişe viskiyi fondiplemişim gibi yanıyordu içim. bağırmak istiyordum "neden geldin?" diye. ama vereceği cevabı da biliyordum, "gitmemi hiç istemedin." diyecekti. hala içim yanıyordu, yutkundum.

kırmızı- çok küfür ediyorsun.
mustafa- biliyorum.
kırmızı- sana yakışmıyor.

fırtına öncesi sessizlik oldu. hala içim yanıyordu. tekrar yutkundum. sustum. bir şey söylemek istiyordum ama, bir şey söylemek istemiyor gibi duruyordu. zaten kendi ellerinle öldürdüğüm bir insanla ne konuşabilirdim?
bana yakışmıyormuş, küfür etmek.. aslında:
mustafa- biliyorum. aynı zamanda sakallarım da öyle. saçlarım da uzadı sanırım, bayağı oldu kesmeyeli. sana bir şey söyleyeyim mi? aslında bana hiçbir şey yakışmıyor. şu denize girdiğim zaman bile bir fazlalığım. arkadaşlarım.. hepsinin hayatında bir fazlalığım, bir şey yapamadıkça yakışmıyorum onların hayatına. şu oturduğumuz yeri görüyor musun? ona bile yakışmıyorum işte. neden var olduğumu bilmiyorum. bak görüyor musun? dünyayı boşver, uzayı da boşver; ben şu gördüğün, yaratılmış her şeye yakışmıyorum. sanki, sanki var olan her şeye tepki gibi doğmuşum. olmamalıymışım ama, teknik bir hata olmuş. ben intihar edemem biliyor musun? çünkü elimdeki silah bana değil, ben elimdeki silaha yakışmıyorum. ya da ne bileyim, ben ölüme bile yakışmıyorum. anlıyor musun?
diyebilirdim. ama demedim işte.
çünkü, çünkü kırmızı bir elbisesi vardı ve hala güzeldi o kadın.
mustafa- gerçekten, söyler misin? kendi ellerinle öldürdüğün bir insanla ne konuşabilirsin?
okuyucu- bunların hepsi saçmalık. öldürdüğün bir insanla konuşamazsın. bunlar deli saçması.
mustafa- biliyorum.. benim de pek akıllı bir insan olduğumu söylemiyorlar.

Yorumlar

  1. Muhteşem bir insanın ruh hali ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Ama kırmızı elbiseli kadını ben de merak ettim şimdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beni tanıdığın kadarıyla, hayalimde olabilecek kırmızı elbiseli bir kadın yarat. daha sonra "beni mustafa gönderdi" dersin, tabi öldürdüğüm biriyle konuşabilecek kadar manyaksan eğer.

      Sil
    2. Vayyy.. senin hayalinde olabilecek kırmızı kadını sen sarı saçlı olarak tanımlamıştım ama nedense benim aklıma hep siyah saçlı, beyaz tenli, mavi gözlü bir kadın profili canlanıyor. Bekliyorum ama gelen yok. :))

      Sil
    3. o zaman manyak değilsin, ahaha tebrik ederim.

      Sil
  2. Öldürdüğün biriyle konuşabiliyorsan "o" ölmemiş demektir
    Ve mutlaka konuşacak bişeyleriniz vardır hala..

    YanıtlaSil
  3. Durum çok vahim...Teşhis koyucam ama ne demem gerektiğinin bulamadım. Neyse seni izlemeye alıyorum. Bir süre daha gözetimimde olacaksın...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?