şimdi hatırladım..

çok iyi hatırlıyorum, şöyle bir şey yazmıştım.
lisedeyken kime sorarsan sor, "karavan dolusu hayaller"i vardı herkesin. hayattan mı sıkılmıştık, dertlerden mi, derslerden mi yoksa gençlik psikolojisinin verdiği acılardan mı bilmiyorum ama tek isteğimiz "her şeyden uzaklaşıp, kimsenin bizi bilmediği, kimsenin bizi tanımadığı" yerlere gitmekti. yolumuzu bilmeden, kafamızın bizi götürdüğü yere gitmek işte. sanırım birilerinden gitmeye, birilerinin hayatında kalmamaya o zamandan beri çok meraklıyız. (yazı için tıklayınız)
senelerdir karavan dolusu hayallerimiz var bizim. bugün, çok farklı bir şeyi farkettim.
18 sene "olduğun gibi görün" gibi saçma bir şeye inandıktan sonra, değişmenin güzel bir şey olacağını düşünmüştüm. güzel bir hayat, güzel bir insan yaratacaktım; insanların peşinden değil, insanların peşinden koştuğu bir insan.

sivasta üniversiteyi yeni bırakmıştım. yine istemediğim bir bölüme, istemediğim bir zamanda kendi hatalarımla gitmenin acısını çekiyordum ama kendimden daha fazla emindim. "üniversiteyi bırakamazsın, saçmalama" diyenlerin arasında üniversiteyi bırakmak biraz zor oldu. ilk değişime o zaman karar verdim ve hayatımda var olan tüm insanları sildim.

ankaraya geldiğim zaman, çoğu şeyi değiştirmem gerekiyordu. basit oldu, kimsenin tanımadığı bir karakteri, odunluzıkkımı, yani beni yarattım.
zaman geçti, tam mutlu olmaya başladığım zaman dersaneye başlamak zorunda kaldım. engeller çıktı önüme.

dersaneyle mutlu olmaya uğraştım, alıştım ve mutlu oldum. tekrar yeni bir dünya kurdum. üniversite sonucum açıklandı, bursaya gitmek zorunda kaldım.
ilk haberi aldığım zaman kurduğum tüm dünyalar yıkılmıştı. ilk gittiğim zaman, bunalıma girdim. bunalımla dolu aylar yaşadım, alıştım.
zaman geçti, tam bunalımlarla mutlu olmaya başladığım zaman birileriyle tanıştım. engeller çıktı önüme.

bursadan ayrılıp yaz tatili için eve geleyim dedim. bu sefer, insanlarla sürekli konuşup insanları çok önemseyen bir insan yarattım. alıştım, kalabalıktı etrafım çünkü. yalnızlıktan kaçtım, tam mutlu oluyordum; ailem evden gidince yalnız kaldım.

biraz zaman sonra, 2 haftalığına var olan yalnızlığıma alıştım.
zaman geçti işte, 2 haftacık geçti. tam mutlu olmaya başladım, tam her şey normale dönmeye başladı, ailem tatilden geldi ve yine bozuldu tüm düzenim.
şimdi hatırladım, şimdi anladım.

küçükken, karavan dolusu hayallerimiz vardı bizim, tüm dünyayı dolaşmak isterdik. çünkü o zaman bilinçaltımızda yatıyordu; "sürekli yerinizi değiştirmediğiniz zaman, kurmaya çalıştığınız, alıştığınız sistemi mutlaka bozacak bir şeyler oluyor" diyordu beynimiz. "sabit kalmamalısınız, bir yere asla bağlanmamalısınız, bir insana asla bağlı kalmamalısınız." diyordu.

şimdi daha iyi anlıyorum.
şimdi, tekrar yeni bir arayışa giriyorum.
yazı yazmaya da çok alıştım, 1 ay sonra bursaya dönmek zorunda kalacağım ve bu alışkanlığım bile bozulacak.
sonra, tekrar yeni bir arayışa girmeliyim.
sonra..
sonra, ve sonra...

sonra, kim bilir; belki bir gün sırt çantamı alır ve kimseyi takmadan gidebileceğim her yere yürüyebilirim. alışkanlığa, düzene ihtiyacım olmadan.

Yorumlar

  1. benimde içimde kaldı yalnız başıma kimsenin tanımadığı yerlere gitmek ama ben henüz ümidimi kaybetmiş değilim zamanı gelsin diye bekliyorum hala :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?