bazenler.

bazen çok düşünüyorum blogu açtığımda, yeni bir yazının ilk paragrafına nasıl başlayayım diye. çünkü biliyorum, bir yazı okunmaya başlandığı zaman en büyük etkiyi ilk paragraf veriyor. okuyup, okumama kararını ilk paragraf belirliyor çoğu zaman. bu sefer, ilk paragraf falan umrumda olmadan yazacağım. okunup, okunmaması umrumda değil.
bazen, arkadaşlarımdan nefret ediyorum. herkesi silip gidesim geliyor, bir kaç dakika içinde geçiyor sonra tüm hissettiklerim. bazen, kendimden bile nefret ediyorum. kendinden nefret eden bir insanın, başkalarına sevgi gösterebilmesi mantıksız geliyor zaten.

"bazen" diyorum her zamanki gibi, zaten bir hisse sürekli olarak bağlanamıyorum. zaman geçtikçe bitiyor tüm bağlılıklarım. mesela zaman geçtikçe eski anlamını kaybediyor sürekli dinlediğim şarkılar. zaman geçtikçe eski anlamını kaybediyor arkadaşlıklar, ne konuşacağını bilemez hale geliyorsun ve zaman geçtikçe daha çok ölesi geliyor insanın.

"zaman geçtikçe" diyorum, sanki "zaman geçmedikçe" diyebilecekmişim gibi. zamanın geçmemesini istiyordum bazen, artık istemiyorum. ölümsüzlüğü istemiyorum çünkü. düşünmeye devam ettikçe ölmeyi daha fazla istiyorum, seriler yazıyorum, ölümü anlatıyorum ama kimse "neden ölmek istiyorsun?" demiyor. bu yüzden arkadaşlıklarımdan nefret ediyorum bazen.

yaşımdan büyük arkadaşlarım olsun istiyorum, bulamıyorum. arkadaşlarımı gördükçe, arkadaşlarıma baktıkça beynimin bayağı geride olduğunu düşünüyorum. arkadaşlarımın arkadaşlarına bakıyorum bazen, sanki hepsi dünyanın en başarılı insanlarıyla arkadaş. kıskanmıyor değilim, kıskançlıktan deliriyorum bazen. "ben, o kadar çocuksu muyum?" diye düşünüyorum, bu kadar çocuksu olmasaydım arkadaşlarım küçük yaşta olmazdı diyorum kendi kendime kapılıp giderken. değişmeye çalışıyorum, bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorum; evrim var diyorlar, vücut olarak evrimleşiyor olabilirim ama neden düşünce olarak evrimleşemiyorum bilmek istiyorum.

bazen, bacaklarımdan bir yere asılıp tüm ağırlığımı yer çekimine vermek, serbest bir şekilde etrafı izlemek istiyorum. küçükken salıncağa bindiğimde ayaklarımın yere değmediği zamanlar geliyor aklıma, ayaklarımı salladığım zaman rahatlardım. şimdi ayaklarımdan asılıp, tüm bedenimi sallamak istiyorum sadece. "belki rahatlarım," diyorum, "belki geçer."
"bazen" diyorum, "hiçbir şey olması gerektiği gibi değil."
yaklaşıyor, ağlıyor. "ne olması gerekiyordu? ne olmasını bekliyordun ki?" diyor.
"bilmiyorum" diyorum, "en azından zengin olmalıydım, işe yaramaz bir yazar değil."
susuyor.
ben de susuyorum.
bazen, sadece susuyoruz işte. bazen, sadece susasım geliyor.
 bazen, sadece susuyorum.

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. çünkü, yaşamak için geçerli bi sebebim yok.

      Sil
    2. Hıımm.. yaşamak için her zaman bir neden vardır. Hayattan ne bekliyorsun ki geçerli sebebim yok diyorsun?

      Sil
    3. "bazen" diyorum, "hiçbir şey olması gerektiği gibi değil."
      yaklaşıyor, ağlıyor. "ne olması gerekiyordu? ne olmasını bekliyordun ki?" diyor.
      "bilmiyorum" diyorum, "en azından zengin olmalıydım, işe yaramaz bir yazar değil."

      yukarıdaki yazıdan bir alıntı.

      Sil
    4. Zengin olmak mı, :) Yaşmak istemem için çok gereksiz bir neden. Mazoşistin sen ya. Üzülmek için dert arıyorsun kendi kendine.

      Sil
    5. burası yorumdan çok sohbet yerine döndü sanki, sohbet için facebook'u mu kullansak? :)

      Sil
  2. Bu yazıya yorum yapmayı çok istedim. Sonra "çünkü, yaşamak için geçerli bi sebebim yok." cümlesini gördüm ve sustum kaldım.

    Yaşamak nedir ki zaten? Sadece nefes alıp vermek mi? Hayır. Bunu hissederek yapmaktır.

    Umarım yakın zamanda yaşamak için geçerli sebebi bulursun. Bu sebep ne olursa olsun.

    YanıtlaSil
  3. Yaşamak istememek geliyor bazen aklıma. Sonra onu istemekten vazgeçiyorum.

    Susabilmek de güzel.
    Becerebiliyorsan ne mutlu sana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. susabiliyorum. yazamasaydım eğer susamazdım.

      Sil
    2. Yazabildiğin için şükretmelisin.
      Para getirmese de susmana yardımcı oluyor :)

      Sil
    3. büyüklerimiz ne demiş? "mutluluk, aşk gibi şeyler karın doyurmuyor be yiğidim" demiş. eheh, böyle esprili bir yaklaşım yapayım dedim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?