buruk sevinç.


ankarada son sigaralarımı aşti'de içip etrafı biraz inceledim. ayrılmak, gerçekten çok zor iş. birbirine belki de son kez veda edenler vardı. birbirinin gözlerine "gitme, lanet olası gitme!" diye bakanlar, "keşke otobüs bozulsa, burada kalsam" diye düşünenler.

benim öyle gözlerime bakıp, "gitme, lanet olası gitme!" diyebilecek kimse yoktu. hatta bana sarılıp, ne olacağını bilmeden "kendine iyi bak" diyebilecek bir arkadaşım da yoktu. yalnız bir insan olduğumu oradan anlıyorum. ben sadece, "keşke otobüs bozulsa, burada kalsam." diyen insanlardım. neden olduğunu bilinmez, sadece o an kalmak istiyordum.

aslında ilginç, 1 aydır bu zamanın gelmesini ve bursaya gitmeyi bekliyorum. konuşmak kolay oluyor ama iş ayrılmaya geldiğindeyse çok zorlaşıyor her şey. zamanın durmasını istiyorsun. geçenlerde bir film izlemiştim, adam "zamanı durduramadığı için, belki tersine akar diye saati tersine çevirmişti."

işte öyle, ümitsiz bir şekilde saati geriye çevirmek istiyorsun; ama olmuyor. telefonun saatini kurcalayıp, saati geri alsan bile hayat o saate geri dönmüyor. dönseydi, güzel olurdu. zaman makinesi yapacağıma dair söz verdim kendime, yapsaydım gerçekten güzel olurdu.

biraz zaman geçtikten sonra otobüste görevli bağırmaya başlıyor, "14 bursa yolcusu kalmasın. bursa yolcusu kalmasın." diye. içimde bir sevinç olacağını düşünüyordum, gerçekten de bir sevinç oldu ama çok buruk. gitmeyi mi istemiyordum? hayır, bir an önce ankarayı terketmeyi düşünüyordum. ama o öyle olmuyor işte, yine kahrolası arkanda bıraktıklarını düşünüyor insan.

gitmeyi isterken, gitmemeyi istememek diye bir şeyin var olduğunu farkettim o an. bir tarafım, "hiç kimsenin olmadığı ankarada dur" diyordu, diğer tarafım "yurttaki arkadaşlarınla eğlenebileceğin bursaya git."

önüme bir seçenek sunsaydılar eğer, hangisini seçeceğimi bile bilmiyordum.

bir tarafım hala "dur, geri dön" diyor. bir tarafımsa "boşver, alışırsın." diyor.
biliyorum, alışırım. zaten alışmak istiyorum, ama canım hiç alışmak istemiyor.

bazen, oluyor işte böyle. bazen o otobüse bindiğin zaman hiç inmek istemiyorsun, bazense o otobüsten bir an önce inip geri dönmek. bazen o otobüste geçen sürenin hiç bitmemesini istiyorsun, sonsuza kadar gitsin, sürsün bu yolculuk istiyorsun ama; sürmüyor. her yolculuk bitiyor.

ve sana hiçbir zaman seçenek vermiyorlar, "kalmak mı istiyorsun? gitmek mi?" demiyorlar.

Yorumlar

  1. Memleketimi yalnız başına terk ederken hissettiklerim bunların aynısıydı..

    YanıtlaSil
  2. Aynı duygular, benzer hisler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?