her savaşı ben başlatım, başkaları bitirdi.

"oğlum, biz seni böyle yetiştirmedik. neden içtin? neden sarhoş oldun?" diye sordu annem. böyle bir soruya ne cevap vereceğimi bilmiyordum, kendimi öldürmek istedim. ortadan kaybolmak istedim, kimsenin beni göremeyeceği bir yere gitmek istedim. hiç kimsenin sahip olmadığı topraklara..

"çaresizdim anne. okuduğum savaş kitapları 'savaşı ben başlattım, ben bitiririm' derdi. her savaşımı ben başlattım ama başkaları bitirdi anne. neyi unutmak istediğimi unutmak istiyordum sadece. beceriksizliğimi, hiçbi işe yaramamazlığımı, her şeyimi unutmak istedim anne." diyemezdim. benim kahraman olmamı isteyen insanlara karşı bu cümleleri kuramazdım. ölmek daha güzel gelmişti o an. sadece ölmek, gitmek istedim.
bazen, babamı izlerim. cebinde 5 kuruş parası olmamasına rağmen, mutlaka bulur bir yerden evlatlarına verirdi. babamı da anlıyorum, bazen düşünüyordur "keşke zengin olsaydık" diye. zengin olsaydık bile, kendi yemez evlatlarına yedirirdi biliyorum. ama ne olursa olsun, evlatlarına bakmayı çok iyi bilir babam.

bazen de evlatlarını izlerim. abimi mesela. ne kadar dışarıdan bakıldığında mutluymuş gibi gözükmeye çalışsa da sanki içi içini yiyor. eminim o da ben kadar hayatından memnun değil, eminim o da yaptığı çoğu şeyden pişman. hayatta geçinmek için, kendisini geçmiş çocukları için elinden geleni ardına koymuyor.

benle abimi karşılaştırıyorum, iyice, dikkatle. arada ince bir fark var; en azından o, bi şeyler için çabalıyor. ben gibi değil.

çoğu savaşımı ben başlatıyorum, bugüne kadar hiçbir savaşımı kazanamadım. bu gibi benzetmelerden nefret ederim aslında; savaş falan, entellektüel şeyler bunlar. bugüne kadar ben "savaş" dahi, hiçbir şey kazanamadım. ne bir tecrübe, ne bir para, ne bir hayat dersi. bir şeyler öğrenmeye başlar başlamaz, pes ediyorum. "dertlerim," diyorum, "çok çabuk pes ediyorum." sorunun ne olduğunu biliyorum, "ama siktir ediyorum. zaten savaşanlar da kaybediyor."
 "insanlar, dertleriyle çok çabuk başa çıkabiliyorlar anne. nasıl olduğunu biliyorum, yarını hiç düşünmüyorlar. ama ben düşünüyorum; 2 hafta sonra varolan kredi kartımı nasıl ödeyeceğimi konusunda dert yanıyorum henüz 21 yaşımda. üniversiteye giderken cebimde olacak olan 200 liranın 160ını kredi kartına versem, 40 lirayla 3 hafta geçinebilir miyim diye düşünüyorum. diğer arkadaşlarım gününü gün ederken, ben bundan seneler sonra ne yapabileceğimi düşünüyorum. her zaman söylüyorum, yazarlıktan başka hiçbir şey bilmiyorum; ne yapabileceğimi bile bilmiyorum.

akıllı olduğumu, zeki olduğumu söylüyorlar anne. ben, bu devirde aklın, zekiliğin hiçbir işe yaramadığını düşünüyorum. işe yarasaydı eğer söylediklerine göre, burada olmamam gerektiğini biliyorum.

seneler sonra, belkide sokakta yatan bir dilenci olacağım anne. çok iyi biliyorum, bazen geleceği görüyorum. bazen geleceğimi kendim yaratıyorum ve bunların hiçbirisi bir boka yaramıyor anne. ben hala buradayım, dün neredeysem, seneler önce neredeysem hala oradayım. kendime odunluzıkkım diye bir hayal yaratıp, ortalıkta kaybolmuşum.

bazen işte öyle anne, kaçıp gidesim geliyor. çünkü bazen, dertlerle savaşmanın en iyi yolunun kaçmak olduğunu düşünüyorum. bazen işe yarıyor. bazen işe yaradığı için içiyorum. bi kaç saat de olsa, bunları unutabilmek için içiyorum anne."
ama sana bunları anlatamıyorum.

nasıl anlatayım. anlatsam bile "mücadele etmen gerekiyor" diyeceksin, biliyorum.
ama anlatamıyorum işte. hep bir boşluk kalıyor; "girdiğim her mücadeleyi kaybediyorum anne" kısmını hep unutuyorum.

Yorumlar

  1. ne denirki bilemedim . etrafımızdaki insanlar günü gün ediyor boşa para harıcıyorlar. tabi insan eğlenmek gezmek istiyor ama bazen olmadımı olmuyor. içki hiç bir şeye çözüm değil ki ...belki de oturup annenle dertleşsen ne bileyim bi şekilş içindekileri birine anlatman gerekiyordu rahatlayasın . mücadele etmek gerçekten gerekiyor. umarım en kısa zamanda bu sorunları atlatırsın .!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?