kalbim kırıldı.

not: bu eski telefonuma ve htc'ye açık bir mektuptur. kişisel bir şey.

kimileri, insanlara bağlanırlar. ben de denedim, her bağlandığım insan tarafından aldatıldıktan sonra insanlara bağlanmanın bir önemi kalmıyor. sadece insanlardan değil, insan olduğunuz için kendinizden bile nefret ediyorsunuz. söyleyebilir misiniz, "tüm bağlandıkları tarafından aldatılan bir insan, bir daha nasıl bir insana bağlanabilir?"

kimileri de hayvanlara bağlanırlar. bir kedim olmasını isterdim ya da bir köpeğim. bir kuşumun bile olmasını isterdim delicesine. ama söyleyebilir misiniz lütfen, "kendisiyle bile sürekli konuşup ondan sonra 'deliriyorum galiba' diyen bir insanın, hayvanlarıyla neler yapabileceğini?"

kimileri de dinine bağlanırlar mesela. hiçbir zaman görmediği şeylere, ölümden sonra ona kavuşacağına inanarak yaşarlar hayatını. her insan yapar bunu. ben de bağlıyım, oradan biliyorum. ama söyleyebilir misiniz lütfen, "kendisiyle bile sürekli konuşan bir insanın 'tanrıyla konuşamadığı zaman' neler hissedeceğini?"

kimileri de sahip olduğu şeylere bağlanır. bazıları paraya, bazıları çantasına, bazıları kahvesine, bazıları sigarasına sarılır onu hiç bırakmayacakmış gibi. sigara diyorum, ağzına öyle bir alır ve içerisine öyle bir çeker ki; sanki giden dumanıyla tüm dertleri akıp gidecekmiş gibi!

ben de böyleyim işte, telefonuma bağlandım.

sonra, insanlar gibi, herkes gibi... çünkü insanlar, "hiç farkında olmadan, hatalar yaparak uzaklaşırlar bağlandıkları şeylerden." işte ben de herkes gibi, hiç hatırlamadığım bir şekilde, hiç hatırlamadığım bir haldeyken uzaklaştım telefonumdan.

her insan gibi ona giderken "elveda" demek isterdim. kalbini kırıyorsam bile kendimde olmak isterdim. kendimde değildim, kalbini nasıl kırdığımı bile hatırlamıyorum telefonumun! o sırada hatırladığım tek şey "kurtarın beni, benim kurtarılmaya ihtiyacım var ne olur kurtarın beni!" diye bağırmaktı. istememiştim telefonumu falan fırlatmayı, nasıl olduğunu hatırlamıyorum dediğim gibi ama "nasıl olduğunu hatırlayıp, elveda demek isterdim."

"özlemek" duygusunu samimi bulmayan bir insandım. arkadaşları tarafından "özledim, çok özledim seni." denilen bir insanım ama "yanlarına gittiğimde bir 'buluşalım' mesajını esirgeyen" arkadaşlara sahibim. durum böyle olunca, nasıl inanabilirdi ki insan özlemeye?

ama, insan bağlandığı şeyleri gerçekten özlüyormuş. bense, telefonuma hiçbir insana bağlanmadığım kadar bağlanmışım. hiçbir insanı özlemediğim kadar özlüyorum telefonumu ve hiçbir insanın yokluğunu hissetmediğim kadar yokluğunu hissediyorum telefonumun.

aslında o kadar dayanıklıymış ki, hala çalışıyor biliyor musunuz? sadece ekranı paramparça olduğu için kullanılamaz hale gelmiş. bu halde bile yanımdan ayırmıyorum hiç! insan, bağlanıp kopamadığı şeyi nasıl yanından ayırır ki? yanımda olduğu zaman güven veriyor bana, hiçbir insanın vermediği kadar. ve biliyorum, "diğer insanlar gibi, beni aldatıp başkalarına da gitmeyecek o."

aslında kendime acıyorum bu durumda. telefonumu yaptırmam için gereken 300 400 lira masraf var ve "bağlandığım şeyin bana geri dönmesi için" elimden "gelemeyen" hiçbir şeyi yapmaya çalışamıyorum bile. nasıl yapayım ki? elimden gelemiyor! olmuyor işte.

her gece yatmadan, uyumadan önce 'yarın sabah kalktığımda 1 hafta önceki sabaha uyanayım' diye konuşuyorum kendimle. her sabah uyandığımda aynı hayal kırıklığıyla uyanıyorum ve her gece uyumadan önce, sabah kalktığımda aynı hayal kırıklığını yaşayacağımı bildiğim halde konuşuyorum kendimle.

ama olmuyor işte.
insan, bağlandığı şeyi bırakmak istemiyor.
ve ben de ona mektup yazıyorum böyle, onunla konuşmak istiyorum, ona dokunmak istiyorum! aseksüelliğimin verdiği hiçbir insana dokunamamak yetkisiyle telefonuma dokunmak istiyorum, fesatça olmadan.
bir şeyler yapmak istiyorum, sadece aklıma yapabildiğim tek şeyi yapmak geliyor.
ben de açıyorum böyle bir sayfa, ve dediğim gibi mektup yazıyorum böyle. belki, htc görürde "bi şeyler hallederiz" der diye. kendimi bu kadar acınası duruma sokuyorum da, hiçbir şey olmuyor işte.

Yorumlar

  1. İnsan konuşacak kimsesi olmadığında yada konuşsada anlaşılmadığını anladığında kimseyle konuşmamaya başlıyor ya da kendi kendine konuşuyor..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

evet dostum, hayatın yükümlülükleri var.