mastercard


İÇ: MUSTAFA'NIN EVİ - GECE.

bazen, sigaram hiç bitmesin istiyordum. ciğerlerime dolan dumanı dışarı attığımda, bu hayatta var olmamın bir sebebi varmış gibi hissediyordum. ama her şeyin olduğu gibi, sigaramın da sonu geliyordu.

beş parasızdım diyordu bir yazar, zengin olma hikayesini anlatıyordu. "bir gün ben de bu zenginlerden olacağım" hissi uyandırıyordu izlediğim her film. 20 metre karelik bir odada başladım yazmaya, şu an 200 metre karelik bir villadayım diyordu hayallerine kavuşmuş bir yazar. ne güzel kandırıyorlardı bizi. keşke diyordum, kişisel gelişim kitabı okuyan her insan 20 metre karelik bir odadan 200 metre karelik villaya geçebilseydi.

derin derin hayaller kurdurtmayı çok seviyor olmalıydı hayatın üst kısmında yaşayan insanları. onların yaşadığı hayatların hayallerini kurmasaydık eğer, onların yaşadığı hayatların bir önemi kalmazdı çünkü. onların da vardı elbet, bizden daha iyi yaşamak için sebepleri. mesela kimisinin babası zengindi, kimi insan kazıklamayı iyi biliyordu, kimisi insan kandırmayı. sonuçta hepimiz kandırılıyorduk. yaşayamayacağımız hayatların, yaratabileceğimiz hayallerini yaşıyorduk.

bugün, dandik telefonumun ses kayıt cihazını açıp bir şeyler söylemek istedim. söyleyebildiğim tek şey, "neden hala burada olduğumu bilmiyorum" oldu. peh, şuraya bak.. neden burada olmadığını bilmediği bir insandan doğru düzgün bir şey olmasını bekliyorlar. doğru düzgün ne olabilirdim? ya da ne bileyim, nedir bu doğru düzgün?

sürekli aynı kelimeleri kurup, sıkmaktan bıkmıştım insanları. yazmayı bile bıraktım, günde bir yazarken haftada bir oldu mesela. senaryo kitapları aldım kendime; okuduğum ilk cümle "ne olursa olsun, bir yazar mutlaka peşinden koşmalı istediği şeyin" diyordu. ne olduysa oldu da, peşinden koştuğum şeyler bir türlü gerçek olmadı.

nasıl olsun be adam? film istiyorsan, ekipmana ihtiyacın var. ekipman içinse paraya. ne diyordu reklam? "geri kalan her şey için, mastercard." veriyordu zaten ince ince mesajı alttan; ölülerden geriye kaldıysan eğer, ihtiyacın olan tek şey mastercard. iyi demişti teyzelerimiz "sadece aşk, karın doyurmuyor be yiğidim" diye.

ne diyeyim ki? ya da ne yazayım?
söyleyebileceğim tek şey: "geriye kaldık, ve hepimiz için birer mastercard."

Yorumlar

  1. Para parayı çeker derler, bizim ki imkansızı denemek ama olsun gelir belki :D

    YanıtlaSil
  2. Gerçekten zengin olmak istiyor musun?
    Postlarında sıkça bahsediyorsun bundan gördüğüm kadarıyla.
    Zengin mi olmak istiyorsun yoksa paranın hayallerine yetmesini mi istiyorsun.

    Bir kitap ya da senaryo yazmak için kitap okumaya gerek yokmuş gibi geliyor iste ve ilham perilerini bekle.
    Sen istedikten sonra geleceklerdir.
    Ve durmadan yaz elbet bir gün istediğini elde edeceksin.
    O kişisel gelişim kitapları da genelde boş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum, bu da zaten zengin olma isteğini getiriyor.

      geçenlerde izlediğim bir filmde (in time filmi), para yerine zaman konuşuyordu; insanların yaşamak için zamana ihtiyacı vardı, işyerleri para yerine zaman veriyordu. yan rolde bulunan, zamanı fazla olup ölmek isteyen oyuncu "bu kadar zamanla ne yapabilirim? insan ölmeyi istiyor. senin bu kadar zamanın olsaydı ne yapardın?" diye soruyordu. baş karakterin verdiği cevapsa beni hayretler içerisinde bırakmıştı, "kesinlikle boşa harcamazdım."

      benim zengin olma isteğim de böyle bir şey işte. benim gibi yazan yüzlerce insan var, ismi duyulmuş yazarlardan tek farkı isimlerinin duyulmamış olması. mesela bir yayınevi açıp, egosu olmayan güzel yazarların isimlerini duyurabilirdim.

      bunun gibi şeyler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?