mim: boş vakit ve eğlence.

blogger'ların sade gülü melodram, benim ismimi belirmeden "cevaplamak isteyen herkesi mimledim" yazmış. çok alındım, oysaki o da benim "hiç mimlenmeyen, mimlerin gülü" olduğumu bilir. çok alındım, kendisine bu da açık bir mektup olsun.

aslında ben bugün, güzel bir hikaye yazacaktım hatta; "tren yollarında yürüyordum. arkadaşlarıma, ölmek istiyorum dediğim zaman 'bileklerini kesme, hap içme; kesin ölmek istiyorsan eğer kendini bir trenin önüne atacaksın' demişlerdi." diye başlayacaktım ama hazır "mim" bulmuşken, kaçırmayayım dedim.

hadi geçelim, mim sorularına.

günün nasıl geçti?
günüm, "olm çok yalnızım" çığlıklarıyla başladı aslında. size bir şey söyleyeyim mi? insan, yalnız olduğunu düşünmeye başladığı zaman kim ne derse desin, yalnız oluyor. insanlar yalnız olmadığımı söylüyorlar, insanlara benim arkadaş çevremin sadece internet üzerinden oluştuğunu anlatamıyorum.

her neyse. yalnızlık çığlıklarımın yanında, bugün birileriyle buluşayım bare dedim. facebook'a bir ümitle durum girdim, "yalnız değilsin" diyen arkadaşlarıma kapak olurmuş gibi kimse buluşalım bile demedi. biliyordum kimsenin bir şey demeyeceğini, ama insan bazen küçük bir ümit parçasına sığınıveriyor işte.

kerem'e mesaj attım, canım benim dersaneden çıkmış. buluştuk, gezdik, dolaştık. kendime bir de kitap aldım. iyi oldu, güzel oldu. 96 sayfasını okudum ve ilk defa bir kitabın sıkılmadan 96 sayfasını okuyorum diyebilirim.

isim vermeden birinden bahset!
saçları çok güzel. bursaya gittiğim zaman eski aşklarımın hiçbirini takmadan aşık olmak istiyorum. kıvırcık saçlarına ölürüm ben onun.

aşık olmak istiyorum dediysem, karşısına geçip "sana aşığım" demekten bahsetmiyorum. artık aşka inanmadığımı herkese söylediğimi hatırlıyorum zaten. sadece, platonik olarak sevmek ve kendime acı çektirmek istiyorum. böyle de psikopatım galiba.

bugün, kendin için ne yaptın?
bugün, kendim için kendimi yalnızlığıma inandırdım. etrafım, çok garip biliyor musunuz? bulunduğum şehirden uzakta olduğum zaman onlarca insanın "seni özledim, neden beni görmeden gittin?" deyişlerine tanık oluyorum ama bulunduğum şehire geldiğim zaman biri de demiyor ki "nerdesin? hadi görüşelim." diye.

bugün, bunu kabul ettim. insanlar beni özlemiyor, insanlar beni sevmiyor. sonra sordum sadece, "insanlar beni neden özlesin? ben, başka biri olsaydım mesela tesadüf eseri olmadığı sürece benimle takılmazdım" diye. kendimle konuşmaktan nefret ediyorum.

twitter ana sayfanı aç, gözüne ilk takılanı yaz.
dünyanın kısa tarihi: kabil, habil'i öldürür ve olaylar hızla gelişir. @skutarion.

düşün ki o bunu okuyacak?
sanırım burada "o" derken, az önce bahsettiğim saçları güzel hatundan bahsediyoruz.

isim olarak vermediğim için büyük ihtimal o, oradaki paragrafı ona yazdığımı anlamayacak. zaten anlayabileceğini düşünseydim "ona aşık olacağım" demezdim.

kahkaha atmana sebep olan karikatürler?
klavyeye bakmadan bir şeyler yaz?
aslında bunu yapmak isterdim, ama 6 yaşımdan beri bilgisayar kullanmamın (15 sene) verdiği getiriye dayanaraktan klavyeye bakmadan yazı yazabiliyorum. anlayacağınız, bu paragrafı klavyeye bakmadan yazdım.

bir cümle düşün, sonra kelimelerinin yerini değiştirerek yaz.
günahıyız tohumun biz hangi?

ctrl+v yap.
ne pis bi aşkın meyvesiyim lan ben.

az önceki karikatürü bulmak için google'a yazmıştım, oradan bilgisayarın aklında kalmış demek ki.

veee evet sayın okuyucu, bir mim'in daha sonuna geldik. bundan sonra ben, yine bir mimin sonunda kimseyi tanımadığımdan dolayı "isteyen lütfen mimlesin kendini, yazdığı yazıyı yorum olarak yazsın da ben de okuyabileyim" diyorum. görüşürüz.

Yorumlar

  1. Mimi aklıma getiren sendin oysa ki, uzun zamandır mimlenmediğimiz için yapmıştım, ama söz bir daha ki mimde kocaman fontlarla mimleyeceğim seni. :) Ve sözümü unutmazsam tutacağıma yeniden söz veriyorum asddsdsfdfdgg.

    Kerem'e selamlar, ayrıca o karikatüre söyleyecek bir şey bulamadım ama güldüm yani :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?