seri 1, bugün ne yaptım?

tren istasyonundaydım. elimde bir silah vardı. ölmeyi bu kadar isterken neden ölmediğimi çok düşünüyordum son zamanlarda, bir arkadaşım ölümün en kesin yolunun trenin önüne atlamak olduğunu söylemişti.

aldığım alkol damarlarıma çoktan karışmış, kanım çoktan kalbime pompalanmış ve beynim çoktan yerinden hoplamış olmalıydı. şu an nerede olduğumu, nasıl olduğumu nasıl hatırladığıma hayret ettim, sonradan boşverdim.

delice geliyordu. ağlamak istiyordum, zaten ağlıyordum babası tarafından tecavüze uğramış küçük bir kız çocuğu gibi. hıçkırıklara boğulmuştum, her şeyi içime atmamın bedeli olaraktı gözlerimden akan damlaların dışarı çıkışı.

insanın kendisini öldürmesi, cesaret istiyor. biraz hareket edeyim dedim, istasyonun yalnızlığı güzel geliyordu. yalnızlığı bugüne kadar hep kötü bulmuş olsam bile, ilk defa huzur doluydum. huzur dolu, ağlayan bir çocuk; ne garip. tren istasyonundan inip tren raylarına indim. pas kokulu demirlerin üzerinde, kim bilir kaç insan sevgilisine kavuştu, kim bilir kaç insan sevgilisinden ayrıldı diye düşündüm.

düşünmeyi seviyordum, tren raylarının üzerinde yürürken kendimle konuşmaya başladım. "çok merak ediyorum, öldükten sonra burada olmak isterdim. işe yetişmek için acelesi olan yüzlerce insanın, insan öldüğünü takmadan 'ölecek başka yer mi bulamamış?' dediklerini görmek isterdim. yaşlı teyzelerin, amcaların 'gençmiş sanırım, niye böyle olmuş ki' dediklerini görmek isterdim. bir takım genç insanın ibretlik şekilde ölümümden korkmasını, bir takım genç insanın da 'bizim yapamadığımızı yaptı' demelerini bile görmek isterdim."

hala yürüyordum, tren gelmek bilmiyordu. sanki ölümümü biliyorlarmış gibi trenlerin gelmeyişi deli etti biraz beni. işin ilginç tarafı, sanki ölümümü istiyorlarmış gibi hiçbir güvenlik görevlisi de "dur, ne yapıyorsun?" demedi. biraz saçmalıyordum sanki, eli silahlı bir insana yaklaşmakta cesaret isterdi. gerçi ne diyorsam, eli silahlı bir şekilde pas kokulu tren raylarının üzerinde yürüyen bir genç varken cesaretten ne kadar bahsedilebilirdi?

bilmiyorum.

hiçbir şey bilmiyordum.

sadece ölmek istiyordum, ve sadece yürüyordum.
tren hala gelmedi, hala bir güvenlik görevlisi dur demedi.
ve ben, hala yürüyorum.

seri 1 bitti, diğer bir seride görüşmek üzere. bu arada hikayenin adı "ölmek istiyorum", serileri yazdıkça etiket kısmında "ölmek istiyorum" olarak etiketleyeceğim, oraya bakarak okuyabilirsiniz.
bu arada bu yazıyı, burada beni izleyen ceren ve atakan'a armağan ediyorum. öpüyorum.

Yorumlar

  1. bana da armağan et!

    pas kokulu demirlerin üzerinde, kim bilir kaç insan sevgilisine kavuştu, kim bilir kaç insan sevgilisinden ayrıldı diye düşündüm.

    bu kısmı sevdim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?