benliğim, benden kaçıyor.

ekmek arası çokokremimi sürüp yedikten sonra okul kıyafetimi giyerek servisi beklemeye başlamıştım. her zaman olduğu gibi oraya nasıl geldiğimi ve ne olduğunu bilmiyordum. sanki ışınlanma makinesi yapmışlardı, kendimi birden daha önce hiç görmediğim bir lisede derste buldum.

işin garip tarafı, tek öğrenci bendim. hayal gücümü kullanıp "sanırım, hayat bana ders veriyor" derken zil çaldı. aşağıya indim, hiç bilmediğim evime doğru yürümeye başladım. yağmur yerine kırmızı güller yağıyordu tepemden, onu gördüm.

onu, yıllar önce hayatımdaki en büyük aşk acısını yaşatan kızı, merveyi. bana doğru geliyordu, kaçmam gerekiyordu ama kontrol bende değildi sanki. "beni affettin mi?" diyordu, "evet." diyordum. tekrar el ele tutuşuyorduk. bu sefer, az önce dersten çıktığım lise; üniversitedeki yurt olmuştu. odamıza doğru yürüyord...
bir ses duydum, "mustafa, uyan. kalk lan, kahvaltıya gidiyoruz." diye. keşke bir kere kabul edilseydi benim "uyusam ve 5-6 sene önce uyansam" dualarım. ama yine olmamıştı işte, yine dün uyuduğum yurt yatağımdaydım ve hiçbir şey değişmemişti. yaşadığım her acı duruyordu ve dün yazdığım yazı, hala aynıydı.

son zamanlarda çok değiştim biliyor musunuz? artık, hiçbir şeyden korkmuyorum. bir arkadaşım bana prezervatif alamayacağımı söyledi mesela. eskiden olsaydı eğer, korkardım. elime bile alamaz, kasiyerin karşısına nasıl geçeceğimi düşünürdüm. "alırım" dedim, "ver parasını." dedim; markete girdim ve aldım.

bugün, herkesin kahve içmek için gittiği starbucks'a gidip "pardon, canım çok fazla oralet çekiyor ama siz de bulunur mu şöyle kalitesinden?" dedim. "hayır efendim, bizde bulunmaz." dedi, "teşekkür ederim." deyip çıktım oradan.

herkesin dondurma aldığı yere gidip "pardon," dedim, "sıcak dondurmanız var mı? çok üşüyorum da." dedim. ilginç ilginç baktı bana dondurmacı kız, "sıcak dondurma, arkadaşlarım var olduğunu söylüyorlardı da beni mi yediler ki?" diye devam ettim. "evet evet, sizi yemişler sıcak dondurma mı olurmuş hiç?" dedi.

diyorum ya, çok değiştim. bazen, sırf yalnızlığımı gidermek için benimle konuşmayan insanların yanına gidip "benimle neden konuşmuyorsunuz? ben kötü bir insan mıyım?" diyesim geliyor. zaman geçtikçe deliriyor muyum bilmiyorum, bugün deliler hastanesine kapatılırsam eğer don getirenim olur mu diye düşündüm mesela. gün geçtikçe kötü oluyorum. bu yaptıklarım, iyi şeylermiş gibi duruyorlar ama yavaş yavaş kaybediyorum eski benliğimi.

çok kötüyüm, gerçekten. ne yapacağımı hiç bilmiyorum şimdi.
mutluymuş gibi gözüken yüzüme, sürekli gülen bana inanan insanlara çok şaşırıyorum. ağlıyorum be allahsız, kitapsız insanlar. ölüyorum, içim içimi yiyor. ne yapacağımı bilmiyorum, ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. buna rağmen gülüyorum, neyime inanıyorsunuz?

Yorumlar

  1. Prezervatif alamamak, kalabalık mekanlarda bir şey sorarken sıkılmak, saçmalamaktan korkmak vs. bence bunları silmen güzel olmuş.:)

    Eski benliğine geri dönersende, o sıkılgan ruh halini alma yanına, zaten sen çılgın bir insansın neticede, bu hal tavırların gideri var sende :)

    Kötü olmana üzüldüm, ama bir sır vereyim mi? İnsanların çoğu mutluymuş gibi gözüküyor zaten, aslında hepsinin içinde az biraz hüzün, mutsuzluk var. Hatta sorunlar...

    Görmezden gelmek, ya da sorunların mutsuzlukların üzerine gitmek... Al işte 2 seçenek, hangisini istersen.

    destan yazdım ulan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sıkılgan ruh halimi almayacağım da, şu sıkıntılarım bir geçseydi sanırım gerçekten mutlu olacağım. sorunlarımı görmezden gelemiyorum, zaten çok fazla düşünen bir insanım. üzerine de gittiğim zaman daha fazla sıkılıyorum. daha başka seçenek olarak düşünmemek var, o da zaten saçmalayarak oluyor.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız