katliam yapılmalıydı!

o gün, gökten kurban edilmesi üzerine bir hayvan indirilmemeliydi. ben olsaydım eğer, çocuğumu keser ve geleneğin böyle devam etmesini sağlardım. daha küçük yaşta, büyüdüğümde kim tarafından atıldığını bilmediğin hain bir kurşunla değil; beni büyüten babamın boğazımı kesmesiyle ölmeyi isterdim. düşünsene, "oğlum..." diyor, "seni kurban etmekten korkuyorum, ama bu acı dolu dünyada yaşamanı istemiyorum. seni, bana verene geri gönderiyorum." diye devam ediyor babam.
ramazan bayramında yalnızlığımdan bahsetmiştim. (o yazıyı okumak için tıklayınız.) 
hiçbir akrabama gitmemiştim, zaten hiçbir akrabam da bana gelmemişti. akrabaları boşverin de, kapımı çalıp "bayramınız kutlu olsun" diyecek çocuklar bile yoktu o bayramda. kendimi çok çaresiz hissetmiştim ve kapımda "çaresiz" yazdığını hayal etmiştim. aslında yalnız olmadığımı, sadece kapıda asılı olan "çaresiz" yazısı yüzünden kimsenin kapımı çalmadığını hayal etmiştim.

yeni bir bayram geldi. ama, ramazan bayramında yaşadığım yalnızlık hala aklımda. "nerede kaldı o eski bayramlar" demeyeceğim, nerede kaldı o eski hayatlar daha mantıklı. son zamanlarda konuştuğum her insandan "nerede o eski mustafa?" lafını işitiyor oldum. değişim, çok değişik bir konu aslında. insanlar her şeyin değiştiğinin farkına varmıyorlar; sadece en yakın arkadaşının değişmesini takıyorlar. her şey değişti, herkes değişti; biliyorum, ben de değiştim. bu kadar yalnız değildim. yalnız olabilirim ama en azından eskiden "bayramlarda değildim."

her neyse, bayramınız kutlu olsun.
kutlanacak bir tarafı kaldıysa eğer.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?