sigarayı bırakıyorum.

masanın üzerindeki sigarayı gösterip "şu sigarayı uzatır mısın?" dedim. "çok içiyorsun" dedi, "kendine zarar vereceksin".sustum, uzun uzun süzdüm."sen neden içmiyorsun?""ben, acılarla savaşabilecek kadar güçlüyüm.""bense acılarla beraber yaşayabilecek kadar."
yukarıdaki cümlelerle anlatmıştım sigara içmeyi. (kaynak)
ilk başlarda insanlara anlatamadığım şeyleri, dışarıya vurmama yardımcı oluyor diye anlatıyordum. yaşattığı mide bulantısı, baş dönmesi bunları güzel yapan şeylerdi. kanımda biraz mazoşistlik olabilir, kabul ediyorum. daha sonra, içmeye devam ettikçe ne mide bulantım kaldı, ne de baş dönmem. bunlar önemli değil de; psikolojik olarak kendimi inandırdığım, dertlerimi dışarı atıyorum kısmı inandırıcı olmamaya başladı artık.

sadece içiyorum, sigarayı içime çekiyorum ve bir şeylerin değişmesini bekliyorum. sigara bittiği zaman, her şeyin aynı olduğunu farkediyorum. hiçbir şey değişmemiş, dertlerim hala aynı, hala param yok ve hala aynı yerdeyim. beklentilerim, kendimi birden bire marsta bulmak değil tabi ki. ama en azından, midemi yaktığı kadar dertlerimi de yaksaydı iyiydi.

her neyse, son bir paketim kaldı. bu paket bittikten sonra, bir daha sigara yakmayı düşünmüyorum; en azından param olana kadar.

"sigara içmeyen yazar mı olur?" diye soruyorum da kendime... "acı, dertler falan yazmaya sebep oluyorsa; sigara, acıya veya dertlere mi sebep oluyor?" diye düz mantığımı da konuşturuyor ve gidiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?