uyan dostum, bugün de sabah oldu.

sessiz olun, başım çok ağrıyor; çok fazla konuşuyorsunuz. çok fazla şey söylüyorsunuz, söylediğiniz çoğu şeyi dinlemiyorum bile. pardon, ne diyordunuz? anlamadım, umrumda değil. beni dinler misiniz? anlamadınız mı? umrunuzda değil. biliyorum. olsun. yazacağım.

hayatta yaşama amacı olanları çekemiyorum. ben, bir şeyler için kavga etmek istiyorum. ne için kavga edeceğimi bilmiyorum ve sadece bunun için saatlerce düşünüyorum. ne kadar boş olduğumu kendime hatırlatmam gerekiyor bazen. hatırlattıkça daha fazla nefret ediyorum hayattan. koskoca saatlerim, boşu boşuna gidiyor. yeni şeyler öğrenemiyorum, yeni şeyler yapamıyorum; yapmak istiyorum, ama ne yapacağımı bilmiyorum.

sahi ya, sürekli mutlu olanlar nasıl oluyor? biliyorum, ben sürekli kafanızı sikiyorum. ama sorunlu sizlersiniz; hayatında mutluluk adına hiçbir şeyi olmayan bir insandan mutluluk dolu kelimeler bekliyorsunuz. "çok karamsarsın!" diyorsunuz akciğerleri sigara içmekten kapkaranlık hale gelmiş bir insana!

zannediyor musunuz ki ben hep böyleyim? zannediyor musunuz ki size dert yanarken ben hayatımda hiçbir şeyi düzene sokmuyorum? ama girmiyor işte! edindiğim her yeni arkadaşla edebileceğim sohbetler, yapabileceğim şeyler bitiyor her gün. her gün daha fazla bitiyorum, her gün daha fazla kötüye gidiyor her şey!

çaresizseniz çare sizsiniz diyen adamı bulup ağzını burnunu dağıtmak istiyorum. bi de utanmadan "ya yolda hareket edin ya da yoldan çekilin!" demişler. hangi yol? çoktan izini kaybettiğim mi?

hiçbir şey düzelemiyor. gün geçtikçe söylediğim "her şey düzelecek!" lafı nereye kayboldu acaba şimdi. düzelmiyor anasını satayım hiçbir şey. öyle bir düzen kurulmuş ki, bazen mutsuz olmak için sebebim olmadığı için bile mutsuz olabiliyorum, çünkü aynı anda mutlu olmam için de sebebim olmuyor.

yahu size sesleniyorum her gününü mutlu geçirenler, bir şey için savaşanlar... nasıl yapıyorsunuz bunu? varsa bir yönteminiz, biz piç kurusu değiliz, bizimle de paylaşın.

kırmızı, piçler, fahişeler falan.. hepsini karşıma dizmiştim ve terketmiştim o yoldan. insanlar ya beni dinlemiyor ya da anlamıyorlar. depresyondayım diyorum, bunalımdayım diyorum ve hiçbir şey anlamamış gözlerle bakıyor bana psikolog. kendisine hayat uzmanı diyor bir de, tüküreyim onun uzmanlığına.

yeni yeni kitaplar alıyorum kitaplığımı süslesin diye. daha sonra benim bir kütüphanem olmadığını farkediyorum. sahi ya, benim neden kütüphanem yok diye düşünmeden edemiyorum. içinde 6 kişi yaşadığımız bu küçük odada nasıl kütüphanen olabilir ki diyor hiç tanımadığım içten gelen bir ses.

o sesler zaten, sürekli birbiriyle sevişip ertesi gün kavga eden çiftler gibi. aynı şeyi söylediklerini hiç görmedim, hiç duymadım. sadece didinmeyi biliyorlar.

ondan sonra alarmı kapatıyorum ve diyorum ki "siktir et bugün de okulu falan! ne de olsa amaçsız bi şekilde gidiyorum." sabah uyandığımda okula gitmek için türlü türlü fanteziler kuracağımı ve uyuyamayacağımı düşünüyorum kafamda. uyumak, inanın bana hiç bu kadar zor olamaz!

uyumadan önce kendimle konuşuyorum o gece. tam düşüncelere dalarken "sus," diyorum "düşündüğüm zaman uyuyamıyorum!" tüm düşüncelerimi silmeye çalışıyorum kafamdan. kendime küfür eder gibi tüm düşünceleri durduruyorum. tam yeni bir şeyler çıkaracakken tekrar bağırıyorum içimden "kes!" diye.
ben ne yapacağım doktor? ben ne yapacağım psikolog?
deliriyorum ulan, deliriyorum ve bu kimsenin umrunda değil! kurtarın beni! KURTARIN BENİ!

Yorumlar

  1. Bu yazına şapka çıkartmak istiyorum, hatta şapkadan başlayıp,çoraplarımı bile çıkarabilirim şu kış gününde öle gezerim yalın ayak sokaklarda dostuuuuum:))) Beğenildin ve dışarı buz kesecek kadar beğenildin yani çaktııın:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?