Ana içeriğe atla

yeni yılın umutsuzluğu. koş git 2013.

geçen sene 2012'ye girerken yazdığım yazıya baktım. ne kadar umut dolu şeyler söylemiş, ne kadarda güzel kandırmışım kendimi.

insanların içindeki ufak ufak umutların ölmesi için, fazla büyümeye gerek yokmuş onu öğrendim. daha 2012'ye girdikten kısa bir süre sonra farketmiştim bunu. büyümeye karşı savaş açtım, "yaşlanmak zorunda olabiliriz, ama büyümek zorunda değiliz" demiştim çok iyi hatırlıyorum. ondan sonra yaptığım, yaşadığım, düşündüğüm çoğu şeyde hata yaptığımı farkettim. "yaşlanmak zorunda olabiliriz, büyümekte zorundayız."

benden bir yazar olmayacağını, daha doğrusu benden hiçbir zaman bir şey olamayacağını da fark ettim ben bu sene. bize "zamanla, mutlaka bi şeyler olacaksınız" diye öğretildi, ben de dışarı çıkıp sokaktaki yaşlı dilencileri izledim. zamanla bi şeyler "mutlaka" olsaydı, onları görebilir miydik? göremeyen var mı? ben göremeyenlerden değilim.
bu kadar umutsuz olmayı istemezdim. sağıma döndüğüm zaman solumdan, soluma döndüğüm zaman sağımdan yumruk yiyecekmişim gibi hissettiğimden önüme bakarak yürüyordum. üstüm başım kan içerisindeydi, elbiselerim yırtıktı ve ben kahrolmuştum. hala adam olmayı bekliyordum ama, babamın dediği gibi: "benden adam olmuyordu."

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. bilmiyorum, ortalıkta binlerce iş adamı var.

      Sil
  2. Hayata bu kadar umutsuz bakmayaydın iyiydi :))
    İnsanın istedikten sonra başaramayacağı şey yoktur :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. azimli sıçan, dağları delermiş. ama ben bir fare değilim, bu kesin :(.

      Sil
  3. yaptığın şey umutsuzluğa kapılıp ben yapamam yapamıyorum demek, oysa insan istesin yeter.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir yere kadar oluyor, istiyorsun istiyorsun peşinden koşuyorsun ve; başladığın yerdesin. emekleyerek başlayıp tekrar tekrar koşuyorsun ama, yol bir çember gibi; sürekli aynı yerdesin. sürekli aynı şeyleri görüyorsun, sürekli aynı mekanlar. olmuyor.

      Sil
  4. Geçen sene umut dolu olup, mutsuz bir sene geçirmişsin, bu sene gerçeklerle yüzleşip mutsuzluk içeren bir yazıyla DİLERİM harika bir sene geçirirsin. Geçiririz.

    Unutma ki, insanoğlu İSTEDİKTEN sonra neleri başarmış, sen neden başaramayasın? Yeter ki iste.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "bir yere kadar oluyor, istiyorsun istiyorsun peşinden koşuyorsun ve; başladığın yerdesin. emekleyerek başlayıp tekrar tekrar koşuyorsun ama, yol bir çember gibi; sürekli aynı yerdesin. sürekli aynı şeyleri görüyorsun, sürekli aynı mekanlar. olmuyor."

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…