odeabank ve hülya avşar.

televizyon, ilk ortaya çıktığında "şeytan icadıdır bu!" demiş ve uzun süre uzak kalmışlar. küçükken, "bunun neresinde şeytancıl şeyler var!" der ve bu ifadeyi yadırgardım. büyüdükçe, düşünceleriniz genişledikçe "ne şeytanlıklar var ama!" diyebiliyormuşsunuz demek ki.

uzun zamandır televizyon izleyemiyorum. yurt şartları altında televizyon izlemek, zor oluyor biraz. geçenlerde işler güçler'i arkadaşımın evinden izleyeyim dedim ve gözüm reklamlara çarptı. uzun zamandır reklam izlemediğinizde, yeni çıkan reklamların ne kadar yaratıcılık yoksunu olduğunu anlayabiliyorsunuz.
"bizim her müşterimiz çok kıymetli, her müşterimize ayrıcalıklı ve özel hizmet sunuyoruz." diyordu banka görevlisi. olanları izliyordum. banka görevlisinin karşısındaki hülya avşar'ın ne tepki vereceğini çok merak ediyordum. "nasıl yani?" dedi, "ben ne hizmet alıyorsam..." diye devam edip bana doğru baktı. "herkes aynı hizmeti mi alıyor?" diye devam ettirdi cümlesini.

55 yaşımdaydım ben. 35 senelik evliliğim, 3 tane çocuğum vardı. yaşadığım devlet için çok fazla emek vermiş, vatana millete hayırlı 3 çocuk yetiştirmiştim. başbakanın "3 çocuk" emri olmadığı zamanlarda yapmıştım çocuklarımı. sırf, devletin okuyan insana, akıllı insana ihtiyacı olduğu içindi.

aradan çok zaman geçti. mortgage borcumu ödemek için bu bankada oturuyordum. hemen yanıbaşımdaki görevliyle konuşan hülya avşar, görevliye "benimle aynı hizmeti alıp almayacağını" soruyordu. sanki ben insan değilmişim de, farklı bir şeymişim ya da, o insanmışta ben hayvanmışım gibi.
küçükken annem, şeytanın en büyük icadının yalanlar olduğunu söylerdi. televizyonlar, yalan söylemek için yaratılmış olmalı. haberlerde okudum ben, hülya avşar "oynadığı reklam için, yaklaşık olarak 1 milyon 500 bin türk lirası" para almıştı. reklamı izleyen 40 milyon insanı kandırmak için, 1 milyon 500 bin türk lirası.

dönerin 3 lira olduğu bir ülkede, 210 lira ile 70 tane döner alıp 70 tane aç çocuğu doyurabileceğinizi biliyor muydunuz? bu hesaptan bir de, 1 milyon 500 bin lira ile kaç tane aç çocuğu doyurabileceğinizi düşünün.

merak ettiğim bir şey var. reklamında hülya avşarı oynatıp, tüm insanları kandırabilen bir bankayı mı samimi bulurdunuz, yoksa 1 milyon 500 bin lira ile, 500bin tane aç çocuğu doyuran bir bankayı mı? üstelik, bu banka aracılığı ile hülya avşar'ın size yaptığı saygısızlığı saymıyorum bile.

"ben ne hizmet alıyorsam, herkes aynı hizmeti mi alacak?"

bakın, ben size saygısızlık yapmıyorum. ben herkese eşit davranıyorum. çünkü, bana 1 milyon 500 bin lira vermiyorlar. verseydiler eğer, yine eşit davranırdım. çünkü, ben normal bir insanım. samimi bir insanım. bu yüzden, o kadar parayı alsaydım bile "ben ne yazıyorsam, herkes onu okuyacaktı."

ama azizim. hülya avşar 1 milyon 500 bin lira aldı ve o bankanın hiçbir üyesi 1 milyon 500 bin lira alamayacak.

Yorumlar

  1. o birşey değil sen bir de paraf reklamını izle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. paraf reklamını da izledim. rakamlara bakıldığında murat boz'a 1 milyon lira verilmiş ama prodüksiyon da işin içine girerse 1 milyon 500bin liradan fazla para eder diye düşünüyorum. ayrıca, reklamda geçen olayların banka ile ne alakası olduğunu hiç anlayamadım zaten. sanırım, banka reklamcılığında en yaratıcı banka, cem yılmaz'ı kullanarak güldürebilen iş bankası. onda da cem yılmaz'a kaç para verildiğini araştırmak bile istemiyorum. hep, boşa gidiyor bu paralar.

      Sil
    2. cem yılmaza verilen paraya benim matametiğim yetmez zsaten.

      Sil
  2. O reklama ve Hülya Avşar'a ayrı ayrı ifrit oluyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hülya avşar'ın yüzünü görmeye çok alıştığımız için, yavaş yavaş soğuyoruz sanırım. yeni proje eksikliği, yaratıcı olamama ve buna benzeyen şeyler.. itiraf etmeliyim ki, hülya avşar'ı nedense ben de görmek istemiyorum artık.

      Sil
  3. yapılan sınıflandırmanın en güzel örneği. maalesef ki "zeki müren de bizi görecek mi?" sorusu kadar saf olmayan, komik bir durum. inanıyorum ki, hülya avşar kadar ayrıcalıklı olacağız diye o bankayı tercih edecek bir sürü zihniyet var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte bu yüzden televizyon denilen şeye şeytan icadı demişler de, biz anlayamamışız. bu zihniyet devam ettiği sürece, insanlar kandırılmaya devam edecek sanırım.

      ankaraya gittiğim zaman, şubelerine gidip, müşteri temsilcilerine "hülya avşar'ın, insan olarak benden farkı ne?" diye sormazsam rahat edemem.

      Sil
  4. duygularıma ancak bu kadar tercüman olunabilirdi ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duygularına tercüman olabildiğime sevindim :).

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?