hazır geçmişten bahsetmişken.

resim kaynağı: http://bit.ly/XGzVoV
konu geçmişten açıldığı zaman, herkesin söyleyebileceği şeyleri, anlatabileceği anıları vardır. savaşları, ölümleri bir yana bırakırsak eğer, doğduğunda en şanssız olan nesil 90'lı nesillerdir kesin. çünkü, biz "tam insanlığın öldüğü, robot devrinin başladığı" dönem arasındaki geçiş döneminde doğmuş insanlarız.
bazen, şaşırıyorum biliyor musunuz? eskiden, sabahın bir an önce olmasını isterdik. sabah uyanıp kahvaltılık yumurtamızı yedikten sonra sokağa fırlardır. gökhanla, onurla, mahallenin diğer bebeleriyle mahalle maçları yapardık. en büyük düşmanımız, en büyük felaketimizse akşam ezanıydı. şimdi ki gibi değildi o zamanlar mahalle kuralları. "akşam ezanı okunur okunmaz evde olmak zorundaydık." biz. akşam ezanı okunduğunda mahalledeki tüm hayat biterdi işte.

sonra, bir şeyler oldu. sabah uyanmak istemelerinin yerini "5 dakika daha"lar aldı. gece uyumamalar, aydınlık yerine karanlığı sevmeler başladı. biraz zaman sonra gececi olmaya başladım, o zamanlar da ne gökhandan, ne onurdan, ne de mahallenin diğer bebelerinden haberim olmaya başladı.
hala, o arada neler olduğunu düşünüyorum biliyor musunuz? en büyük felaketimiz akşam ezanıyken, nasıl oldu da bir an "5 dakika daha"lara dönüştü? düşünüyorum da, bulamıyorum cevabını. bulamayacağımı biliyorum da, insan düşünmeden edemiyor işte. yoksa, küçükken kurduğumuz "zenginlik" hayalleri, fakir çocukları doyurmak yerine bizi mi satın aldı?
bu ev, bu oda, dışarı çıktığımda gördüğüm sokak araları, her akşam yürüyüş yaptığım park... hepsinin bir anısı vardı benim için. odamdaydım iki sene önce, test çözüyor gibi yapıp facebooktan insanlarla sohbet ediyordum. işte tam o sırada sevmeye başladım matematiği. birden bire gözüme çarpıyordu sorular, köşeye çekiyor ve ağzını burnunu dağıtıp çözüyordum.

şu park, hangi düşüncelerime, hangi yalanlarıma sahiplik etmedi ki? yalan söylemeden önce bin bir ayrıntısını burada düşündüm. o zamanlar merveden ayrılmıştım. ağzıma burnuma sıçıyordu burası. şimdi, yürüdükçe o zamanları hatırlıyorum.
dedim ya, konu geçmiş olduğu zaman herkesin anlatacak çok şeyi var. ben bir kere çok uzak geçmişe gittim, yakın geçmişi daha fazla özlüyorum. zaten uzak geçmişte anlatılan olayların, o dönemleri yaşayan insanlar için sıkıcı ve öldürücü olduğuna inanırım. o dönemleri gitmeyi herkes ister ama, o dönemlerin geri gelmeyeceğini de bilirler.

her neyse, aslında yakın geçmişten de bahsetmek istemediğimi farkettim. sanırım, geçmişten bahsetme fikri çok salakçaydı. anlattıkça acı çekiyorum, anlattıkça o günlere geri dönmek istiyorum çünkü. o yüzden, yazıyı burada kesmeye karar verdim, özür dilerim.

Yorumlar

  1. Kim geri dönmek istemez ki geçmişe. Gece gece şu yazdığın yazıyla ağzıma sıçtın, yine özlem duygum kabardı zıkkım.:(

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?