neden mi anarşizm?

insanlara açıklayamadığım, insanlarla anlaşamadığım bir konu var. daha doğrusu, insanların kaos dedikleri için kabul edemediği ama gerçekleri söyleyen bir fikrim var. anlatamadığım bir fikir. ama, "öyle olmaz" diyordu v. "fikirlerin kurşun geçiremediğinden" bahsediyordu. ama, insanların kurşun geçirdiğini unutuyordu. kendisi, etten ve kemikten daha fazlasına sahip olabilir, bense sadece ete ve kemiğe sahibim. biraz da fazladan yağ var, bu da ek bilgi olsun.

yukarıda, yazının şarkısı olarak verdiğim şarkının anlamı her şeyi açıklıyor aslında.
anarşistim. çünkü, hayatı boyunca bir şeylere emek vermiş ve karşılığında emeğinin küçücük bir payını bile alamayan insanlar var. çünkü, politikacılar hiçbir zaman aramıza girmediği halde, bizim için kararlar veriyorlar ve geleceğimizi çalıyorlar. bu suç değil. çünkü, kadınlar sokaklarda güvenle yürüyemiyorlar, sürekli bir korku içindeler. çünkü özgürlük, büyük alışveriş merkezlerinin raflarında satılmıyor. çünkü, alışveriş merkezlerinde soyulmaktan bıktım. çünkü, adalet bitiyor. barış diye bir şey kalmadı. televizyonlar ve gazeteler sürekli yalan söylüyorlar, hiç kimse doğruyu söylemiyor. çünkü, okullarına giden çocukların çoğunun karnı aç, doyuramıyorlar. polisler, beni korumak yerine ağzımı burnumu kırmayı, basınçlı suyla uzaklaştırmayı ve yakaladıklarında işkence yapmayı seçiyorlar. (lütfen videoyu izleyiniz efendim: http://www.youtube.com/watch?v=TOdzW36fWRg) çünkü, artık kimse yağmuru izlemiyor. hayvanlar katlediliyor, derilerinden kürkler yapılıyor ve kimse sesini çıkarmıyor. çevreyi, dünyayı o kadar kirlettiler ki, 20 dakikalık güneş ışığına maruz kaldığımda vücudum zarar görmeye başlıyor. çünkü, daha iyisini hakediyoruz. bankalar insanları göz göre göre soyuyor ve bu da suç değil! okullar, hastaneler yapılıyor ama sayıları hapishanelere göre çok çok az.
falan da filan. biliyorum, bu uzun yazıyı çok azınız okuyacak. çünkü, çok uzun ve biz insanlar uzun yazıları okumaktan nefret ederiz. okuduysanız, o koca paragraf anarşist veya aktivist olmak için sebepleri açıklıyor. ama okumadıysanız, kendi cümlelerimle devam edeyim ben.

ben bu dünyaya çok geç geldim. geldiğim zaman diliminde, insanlar adaleti, ahlakı, hukuku ve aklınıza gelebilecek şeyleri bulmuşlardı bile.

hepimiz, bir dünya üzerinde doğduk. benden önce gelen insanların "bu topraklar benim! bu sınırlara kimse giremeyecek!" demesini ve bu kural aşıldığında insanların öldürülmesini kaldıramıyorum. toprak için savaş yapanları anlayamıyorum. hepimiz, aynı dünyaya, aynı topraklara geldiysek eğer neden toprak için savaş yapıyoruz ki?

birilerinin, benim de hakkım olduğu yerleri sahiplenmesini ve oralardan para kazanmasını kaldıramıyorum. hatta, insanların sırf kağıt parçası yüzünden birbirlerini öldürmelerini kaldıramıyorum. insanları iyileştirmeyi seven insanların, iyileştirmek için para istemelerini, sağlığım için benden para istemesini anlamıyorum. ölmek üzere olan fakir bir kanser hastasından para istediğinizi düşünün. para veremediği zaman, ölüme mi terkedeceksiniz? işte, şu anki sistem bunu söylüyor. "paran yoksa, ölüme terkedileceksin."

daha gidemediğimiz, daha varlığından bile haberdar olamadığımız yıldızların bile şimdiden başkalarına satılmasına inanamıyorum, kaldıramıyorum! yaşamın olduğu bir gezegen neden aranıyor biliyor musunuz? "bilimsel deneyler" falan hikaye. o gezegeni ilk bulan hükümet, o gezegen üzerindeki tüm toprakları kiralayıp satabilecek. düşünsenize, oradan bile para kazanacaklar. işte, buna karşıyım.

bankaların, milyonlarca insanı soymasına karşıyım. televizyona renkli renkli, eğlenceli reklamlar verip "gelin, sizi de sikelim." mesajını saklamalarına karşıyım. her şeyin bu kadar mükemmel gösterilmesine karşıyım işte.

renkli palyaçolarla yaptıkları yemeklerin güzel olduğunu göstermeye çalışan, hayvanları katleden mcdonalds, burger king ve diğer büyük yemek şirketlerinin "iyi bir şey yapıyormuş" gibi gösterilmesine karşıyım. toprağın bize yetiştirdiği meyveyi, sebzeyi bize pazarlayan insanlara karşıyım.

uğrunda binlerce insan öldüren, binlerce hayvanı katleden ve sonra "özür dileriz" diyerek hiçbir şey olmamış gibi davranan dev benzin şirketlerine karşıyım. bp'ye, shell'e, ona buna karşıyım. insanların kendi kendilerine ürettikleri makinelerle birbirlerini öldürmelerine karşıyım.

bunlar yeterli bir sebep değil mi? değilse, söyleyin. daha çok fazla şey sayabilirim.

ama, ben bir korkağım. bunları bildiğimiz halde susabilen tüm insanlar korkağız. bunlara sustuğumuz için, hiçbir şey yapamadığımız hatta üzerine destek verdiğimiz için korkağız. aslında, hepimiz suç ortağıyız korkaktan öte.

hepimiz.

Yorumlar

  1. Her satirini okudum ve tamamen katiliyorum sana , sabahlari sol gazetesi satarken halka yalan soylemek suctur diye bagiran cocugun yuzune bakamadigimiz icin de korkagiz,ne kadar hakli olsa da... :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen, kesinlikle. korkağız, çok korkağız.

      Sil
  2. Artık insanların düşüncelerine de kurşun sıkıyorlar bu ülke de. Aynı düşüncedeyiz, ben de anarşistim ama korkağım da belki özgürlüğümü kaybetmekten korkuyorum, ama özgür müyüm orası tartışılır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim düşüncelerim anarşizm yönünde, ama aktivistim diyemiyorum. çünkü, böyle bir ülkede aktivist olmak çok zor. aslında, korkaklık kısmını bunun için söyledim. birilerinin bir şeyler başlatmasını ve ona katılmayı bekliyorum. neden benim başlatmadığım kısmı da cevapsız.

      Sil
  3. ben de söylediklerine katılıyorum ama daha çok korktuğumuz kısmına. Aslında susturulduğumuzdan ve söylesek de anlaşılmayacak olacağını düşünmemizden kaynaklanıyor bu. "ne kendimi yorcam bu gerizekalıların beyni basmaz" diye düşünüp "hee tamam hee" dediğim o kadar çok an var ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen bak, benim de böyle oluyor. ben bunları açıkladığım zaman insanlar benim saçlarıma laf edecekler. "kaos mu istiyorsun?" diyecekler. anlamak istemeyecekler. yani, aslında gerçeklerin farkında olsalar bile çoğunluğa uyup yalanlar söyleyecekler. falan da falan.

      Sil
  4. Zamanında ciddi ciddi aktivisttim, afişler, eylemler, gazete satmalar falan. Sonrasında gözle görülür bir değişim olmayınca neler yapılabilir diye daha fazla düşünmeye başladım. Aktivist bile olunsa sihirli değnek değer gibi değişmeyecek yukarıda sıraladıkların. Dolayısıyla (kendimce) en doğru yöntemin küçük kitleler halinde değişmesi gerektiğini düşündüm. Bu ailen olabilir, mahallen olabilir, eşin, dostun, akraban. Yani aslında biraz da en zorundan başlamak gerek sanırım. Hiçbir şey yapılmasa bile en azından bilinçlendirilse insanlar, yani yakın çevren, kısa sürede olmaz ama uzun vadede bir değişim görebilirsin ya da en azından bir süre sonra bir kıvılcım çıktığında onun alevlenmesi daha kolay olabilir, çünkü insanlar daha kolay anlayacaktır. Şu anda iktidar zihniyetiyle yetişiyor yeni nesil, ilk olarak bunun kırılması lazım. Bu da bilindik "herkes kendi kapısının önünü süpürse her yer mis gibi olur" prensibiyle yapılabilir ancak.

    Uzattığım için bağışla, daha söylenebilecek çok şey var ancak burada yazarak çıkamayız işin içinden. Ukalalık yaptıysam ya da ahkam keser gibi yazdıysam da affedin, maksadım kendi fikrimi paylaşmaktı zira.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?