sorunun ne olduğunu öğrendim.

tam şu an, şu sıralar, "yar yine bana, haram geceler!" diye bağırmak istiyorum. gece uyumayan insanlar, genelde "sabah uyanmaz" olarak nitelendirilir. hatta "gece uyumaz, sabah kalkmaz" diye söylenmiş atasözleri bile var. deyim de olabilir. ama var yani. benim hayatımsa "gece uyumaz, sabah uyumaz, robot mu ulan bu çocuk?"tan ibaret.

gece, saat 4 sularında uyuyup sabah 10 sularında uyanıyorum. aslında, 6 saatlik uykunun bana fazla geldiği zamanlar bile oluyor biliyor musunuz? günlük 6 saat uyumak demek, 4 günde 1 günün boşuna gidiyor olması demek. 21 yaşında kendini yaşlı hissetmenin yanında bir de zamanımın boşuna gittiğini görünce, sinirlenmeden duramıyorum. her neyse. gelelim hikayenin başlangıcına.
alarm kurarak uyanmayı hiç sevmiyordum. küçüklüğümden beri, sabah olduğunda "uyan" diyen insanlar vardı etrafımda. bu yüzden sabah derslerini kaçırıyordum. sabahın köründe çalan alarma uyanmayabilirdim. ama sabahın köründe birisi "uyan" deseydi eğer, kalkıp hazırlanmam saniyeler sürerdi.

bugün bir farklılık yapıp, alarmımı hareketli bir şarkıyla kurmak yerine "haram geceler" ile kurdum. uyanır uyanmaz kulağımın dibinde bir ses "yanıyorum, yanıyorum. yar yine bana, haram geceler, senin için ağlıyorum." diye bağıracaktı. uyumadan önce son sigaramı içtim ve uyudum.
insanların neden hareketli parçalarla uyanmak istediklerini merak ediyorum biliyor musunuz? kim berbat, siktiri boktan hayatın yeni bir gününe disko dansı yaparak uyanmak ister ki?
"yanıyorum, yanıyorum. yar yine bana, haram geceler, senin için ağlıyorum."
"yanıyorum, yanıyorum. yar yine bana, haram geceler, senin için ağlıyorum."
bir gözümü açtım. şarkıyı dinliyordum. sürekli ve sürekli devam etmesini istiyordum şarkının. biterse eğer uyanacak ve berbat, siktiri boktan bir güne başlayacaktım.

günlük, sıradan hayatıma devam edecektim işte. hiçbir farklılık olmayacaktı. yine derse gidecek, kimseyi dinlemeden geri gelecek ve bomboş yaşayacağım yere gelecektim. yurda. belki saatlerce film, dizi falan izleyecektim. belki de kitap okuyacaktım. hepsi de boş şeylerdi benim için. 6 saatlik uykuyu zaman kaybı olduğu için fazla bulan birinin, tüm gününü bomboş geçirmesi çok saçmaydı.
işin özeti, aslında ben bu hikayeyi buraya getirmeyecektim. ama, buradan "sorunun ne olduğunu buldum?" konusuna nasıl geleceğimi hayal edemedim. yani bir insan uyuyor, uyanıyor, ondan sonra günlük yaşamını anlatıyor falan. peki sorun? sorun bomboş yaşamı olması mı? teknik olarak, evet bomboş bir yaşam sayılabilir. ama asıl mesele bu değil. o yüzden, hikayeyi anlamsızca burada kesiyor ve sorunuma geliyorum.

üniversitede, bursada olduğum zaman çoğu zaman bloguma yazı yazmak istemiyordum. istatistiki olarak konuşmak gerekirse eğer, yaz aylarında (3 ay), yani ankaradayken yazdığım yazı sayısı 54. bursadayken (5 ay) yazdığım yazı sayısı, 54.

yani, düz bir hesaplamayla; eğer ankara 6 ay kalsaydım, 108 yazı yazacaktım. bursada 6 ay kaldığımdaysa yazdığım yazı sayısı yaklaşık olarak 65 ediyor. aradaki fark 43.

peki, ankarada olan ve bursada olmayan şey nedir? işte asıl sorunun burada başlıyor. aynı yaşam, aynı boşluk, aynı sıkıntılar ama tek farkı, benim küçük bilgisayarım.

bir zamanlar, "netbook alayım ya, sadece yazı yazacağım" diyordum ve bu yüzden illede netbook diye tutturmuştum bizimkilere. ankarada çok yazı yazmamdan yola çıkarak, bursadayken "olm, bir e-kitap çıkartayım ben. 50-60 sayfalık." diye düşünüyordum ama nedense bir türlü başlayamamıştım. işte sorun buymuş!

küçük ve yavaş bir netbook ile, yapmak istediklerimi yapamıyorum. yazacaklarımı kısıtlıyorum ve hatta, bir süre sonra da yazmak istemiyorum.

peki, bu sorunu halletmek için ne yapacağım? nerelere gideceğim? kime başvuracağım. işte o kısımdan haberim yok. bu sadece benim sorunumdu, anlatmak istedim. sonuçta, günlük burası.

Yorumlar

  1. merhaba blogunuzla yeni tanıştım. melo vesile oldu. Yazılarınıza biraz göz attım konudan konuya geçişiniz büyük bir ustalık gerektiriyor. sıkmadan ve kelimeleri israf etmeden kullanmışsınız. blog yazarları kimi zaman yazamama hastalığına tutuluyor sebepler çeşitli tabii ki. umarım sizinkine de bir çare bulursunuz. Bende bloguma beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba, yorumunuz için çok teşekkür ederim :). sorunumun tek çaresi iş bulup çalışmaktan geçiyor, eğer ki kendime iş bulur ve para kazanabilirsem aşacağımı düşünüyorum. ama bu devirde, kim yazara iş verir ki değil mi?

      en yakın zamanda blog yazılarınızı okuyacağım :)

      Sil
  2. Ben de Bursa da okuyorum,ben de yurtta kalıyorum,benim de netbook um var :) Ama bi blogum yok onu napıcaz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) cesaretlendirici bi yorum olmuş ama azcık daha ilham bekliyorum.sonra aranızda olmayı umuyorum.beni de sevin

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?