takipçi havuzu.

kaynak resim: http://bit.ly/YipwfN
ne kadar güçlüysen, o kadar zorlukla karşılaşırsın. kimi zaman yanlış yerde olduğun için patlar büyük sorunlar, kimi zamansa hep yanlış insandırsın zaten. yanlış doğmuşsun, yanlış büyümüşsün ve yanlış hayatı yaşıyorsundur. bunu sen seçmedin değil mi? ama seni bu hale seçimlerin getirdi. büyüdükçe, her seçimin yanlış olduğunu farkettin ve farkettikçe de ölmek istedin. intihar etmek istedin belki de. ölemedin, intihar edemedin ve daha da dibe girdin. dibe girdikçe, kaybettin kendini.

güçsüzleşmek istedin hep. güçsüzleşemedin. çünkü, her seçim daha da güçlendirdi seni. öldürmesini bekledin ama ters etki yaptı. daha da güçlendin. daha da güçleniyorsun. ne kadar güçlenirsen zaten, o kadar zorlanıyorsun.
odamdaki dedemden kalmış, o eski radyonun frekanslarında gezinti yapıyordum. çekmeyen frekans ile çeken frekansın arasındaki mükemmel ses zımbırtısı, insanın içini hoş ediyordu. sakinleşemediğin zamanlarda en saçma şeylerde bile sakinliği arar insanlar. benim sakinliğim doğuştan geliyordu. aslında ben, kalabalığa, fazla konuşmaya tepki olarak doğmuştum.
alakasız bir şekilde başlayıp, tamamen alakasız bir cümleye bağlanan cümleler çok çekici geliyor bana. belki de bu yüzden hayatımda hep anlamsız şeyler yaşayıp, anlamsız sonuçlar çıkartıyorum. aslında bu cümleden sonra "belki de" kelimesiyle başlayan yüzlerce kelime kurabilirim biliyor musunuz? ama, utanırım. doğruluğunu kanıtlayamam.

bugünkü yazım, biraz uzun olacak. hayatımdaki iki şeyden bahsedeceğim. kendimden bahsedeceğim. işin edebi tarafıyla ilgilenenler yukarıdaki paragrafı okuduktan sonra çekip gidebilirler.

1- bile bile hata yapmak, bazen güzeldir.
kalabalığa tepki olarak doğduğumu söylemiştim değil mi? yalnızlığa da tepki olarak doğmuş olabilirim. aslında, neye tepki olarak doğduğumu bilmiyorum. bazı zamanlar delicesine yalnız olasım geliyor, bazı zamanlarsa birileriyle sabaha kadar sohbet etmek istiyorum. insanın, birbiriyle çelişen iki şeyi istemesinin bir anlamı olmalı. ben henüz çözemedim.

eskiden, birilerinin facebookta paylaştığım şeyleri beğenmesi hoşuma giderdi biliyor musunuz? o kadar rahat, o kadar açıksözlü davranıyordum ki, insanlar dertlerini anlatmaktan çekinmiyordu bile. ne insanların dertlerini dinledim bir bilseniz. tecavüze uğrayanı, tecavüzden son anda kaçanı, sevgilisini aldatanı, ailesinden şiddet göreni, hepsini. tecavüze uğrasaydınız eğer, birine tecavüze uğradığınızı anlatmanın ne kadar zor olduğunu bilebilirdiniz.

nedenini bilmediğim şekilde yalnızlaştım şimdilerde. birden bire, sanırım geçirdiğim bir kaç değişimden dolayı kimsem kalmadı. dertlerini anlatanlar, yazdıklarımı beğenenler, bana delicesine güvenenler. bilmediğim bir şekilde kayboldular. öyle bir kayboldular ki, bu yazıyı okusalar bile onlara yazdığımı anlamayacaklar.

bu yalnızlaşmanın getirisi olarak, her şeyden uzaklaştım. daha fazla umursamaz oldum. eskiden olsaydı "blogumu kimse okumuyor ya!" diye isyan ederdim mesela, artık "umrumda değil" gözüyle bakıyorum. kötü bir şey bu benim için. daha sonradan, bursadan ankaraya geldim. bir şeyler yapmayı umuyordum biliyor musunuz? bu kadar yalnız kalmayı, kendimi dibe iteceğimi bilmiyordum. belki eskiden kalan bir kaç arkadaş. belki yeni tanışabileceğim insanlar.

hiç birisi yoktu. hala yoklar.

bu yüzden, bugün "bile bile" kocaman bir hata yaptım ben. twitter fenomen'i olmak istedim. belki, birileri beni takip etmeye başlar, "konuşmaya başlarız, dertleşiriz. anlatırım, anlatır. bir yerde buluşup bir kahve içeriz" dedim. insanların twitter'da paylaştığı "takipçi havuzu" uygulamalarından birisine girdim. ikincisine girdim. üçüncüsüne girdim. insanları kendime takip ettirdim ve tek tek çıktım uygulamalardan.

neden biliyor musunuz? anlattım ya işte. sadece, sadece o takip eden 100 kişi arasından sadece birisi... fazlasında gözüm yoktu, sadece birisi diyorum yazardı. ama, yazmadı kimse. bile bile, göz göre göre kendi hatamı yaptım. fenomen olmak istedim. bunun uğruna hileye başvurdum. oysaki ben, "beni seven takip eder, oradan konuşmaya başlarız. neden zorla takip ettireyim ki kendimi?" diyen birisiydim. nasıl cinnet geçirdiğimi tahmin edebiliyor musunuz?

2- ben bir hata ürünüyüm. öyle olduğumu varsayıyorum.
yazının edebi tarafında bahsettiğim gibi, "ben, kalabalığa tepki olarak doğmuşum."

bir misafir geldiğinde kendimi odama kapatmak ve asla önlerine çıkmak istemiyorum. aslında, kimseyle konuşmak istemiyorum. insanların, beni anlamayacağını, bana cevap vermeyeceklerini düşünüyorum. sohbetler tıkandığı zaman, bıktığım sohbetlerin tekrar tekrar açılmasından korkuyorum.

bu, yalnızlığın bir getirisi biliyor musunuz? yalnız olduğunuz zaman hayattan öyle bir soyutluyorsunuz ki kendinizi, ailenizin yüzü bile yabancı geliyor size. annem, teknolojiye çok bağımlı olduğumu zannediyor. babam, sabahlara kadar bilgisayardan kalkmadığımı düşünüyor. teknolojiye meraklıyım, ama bağımlı değilim. yalnız olmasaydım eğer, gün içerisinde birileriyle konuşabilseydim eğer bırakırdım telefonu elimden.

bursa'dan eve geldim ve ne yapıyorum? geldiğimden beri ne yapıyorum? sadece ve sadece yatıyorum. yerimden kıpırdamıyorum bile. o kadar boş, o kadar amaçsızım ki. annem bile anladı bunu, "21 yaşına gelmiş bir insan bu kadar amaçsız olabilir mi?" diye isyan etti bugün.

ne diyebilirim ki? keşke böyle bir insan olmasaydım. keşke, ailemin takdir ettiği, her işi başarmış zeki insanlardan olsaydım. ama, ben bir gerizekalıyım. sadece, gerizekalıyım işte. hiçbir amacım yok. bir hata ürünü olarak böyleyim. bozuk bir psikolojim var ve böyleyim işte.

3- bitiriş.
arkadaşıma "biliyorum oğlum, bir gün fenomen olacağım. herkesle konuşacağım. şimdikiler gibi değil, herkesle içli dışlı olacağım." dedim. her şeyin düzeleceğine inandığımı ekledim.

o da bana, "olmuyor be oğlum. düzelmiyor. ben, 5 senedir bu alem içerisindeyim. hiçbir şey düzelmedi." dedi.

sonra, pes etmem gerektiğini farkettim. pes edemedim. pes edersem eğer, hiçbir şekilde yaşama amacım kalmazdı. kitap çıkarma hayallerim olmasaydı eğer, yaşayamazdım mesela.
ve evet, pes edemedim. pes etmeyeceğim de. çünkü, pes edersem eğer; ölürüm.

Yorumlar

  1. Bir yerlere gelenlere bak, masumane duygularla bir şeyler yapanlar o kadar az ki. Ama ben her ''hayır yapamazsın böyle!'' dediğimde sen daha da inat ediyorsun. O zamanlarda ''Acaba kıracak mı bu zincirleri?'' diye soruyorum kendime.

    Hep destek, tam destek!!
    Bir gün senden özel imzalı bir kitap gelecek kapıya ''Melodram hanıma!'' diyecekler, imzalayıp alacağım kargomu ve içinden senin kitabın çıkacak.:)

    Gönderirsin herhalde :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zincirler kırılacak melo, kırılmak zorunda. birileri görmek, duymak, bilmek zorunda. birileri bu işe hile karıştırmadan başarmak zorunda olm! che guevera olacağım ben, her şeyin başı olacağım ahaha!

      göndereceğim tabi ki.

      Sil
  2. bile bile hata yapmak çektiğin acıya dayanmaya çalışırken yalnız kalmayı kabullenebilmektir. benim için henüz senin dediğin gibi güzel bişey olmadı bile bile hata yapmak, ama ümitliyim; bekliyorum..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?