Ana içeriğe atla

gündem ve yorgunluk.

gündemde medya ödülleri var. üzerimizde 1 senelik yorgunluk. hafifimsi gerilim. aslında takım elbiseler, kravat olduğunda güzeldir. kravat olmayan takım elbise, mezesi olmayan rakıyı anımsatır. takım elbise giyen her insan, insan değildir. kimseyi terörist olarak suçlamak istemiyorum, ama bazı takım elbiseli teröristler biliyorum.

dünyada adalet olsaydı eğer, masumlar ölmezdi. medya ödüllerine saatler kala bomba patlattılar. yüzlerce ölü, yüzlerce yaralı dediler. hafifimsi gerilim, yerini gerilime bıraktı. gergin dakikalar, gergin saatler. üniversite yas ilan etmiş, medya ödüllerinin ertelenmesi gerektiğini öğrendik. evlilikler de güzeldir aslında takım elbiseler kadar. bir evliliği kurmak için seneler gerekebilir, aynı evliliğiyse saniyeler içerisinde yok edebilirsiniz.

bizim, senelik medya ödülleri, takım elbiseli teröristlerle elele vererek saniyeler içerisinde yok oldu. çok yoruldum, çok yorgunum.
çorba, kendi başına durduğu zaman lezzetini kaybeder. iki lokantayı birbirinden ayıran çorbanın malzemesinden çok sosudur. sosunun karışmasıdır. bu yazıyı öyle algılamanızı istiyorum; beni diğer yazarlardan ayıran şey bu yazıda, fazlaca kelime karışımı.
dünyanın sonu gelebilir. hatta bugün, aşırı derecede ölmek istediğiniz için dünyanın sonu fikrini kafanızda hoş bulabilirsiniz. dünyadaki tüm insanları mutlu etmek bu yüzden zordur. çünkü, şu an evladını düşünen bir anneye "dünyanın sonunun güzel olduğunu" anlatamaz, benimsetemezsiniz.

benim kafam karışık, ben çok yorgunum. dünyanın sonu hala gelebilir. çünkü, hatayda bombalar patladı. ertesi gün, renk sevdasıyla hayatını yaşayan biri, başka renklere sevdalı biri tarafından öldürüldü. nedenini bilmiyorum, o haklıydı bu haklıydı demiyorum. zaten, ölümün haklısı veya haksızı olmaz. kıyamet kopmadığı sürece, insanlar ölmemeli.
öyle de değil, bazen çok karışığım.
benim kafam hala karışık, ben hala çok yorgunum. ölümün güzel bir şey olduğunu savunan insanlarla karşılaşabilirsiniz. aslında ölüm, ölen için kolay ama arkada kalanlar için zor olan bir olgudur. bana ölümün güzelliğini benimsetebilirsiniz, ama evladını kaybetmiş bir anne için ölüm kavramı çok farklıdır.

kimileri, yakınını kaybettiğinde tanrısına sığınır. kimisiyse tanrıya küfreder. bu yüzden de tüm insanları mutlu etmek zordur. dini bütün bir insana tanrının adaletini benimsetebilirsiniz. ama bir ateiste ilahi adaletten bahsetmek cesaret ister.
her neyse, bazen aşırı derecede karışıyorum. araya cümleler koyarken zorlanıyorum. oysaki benim işim cümle mühendisliği. tesla da bir mühendisti, da vinci'de öyle. ikisi bir araya gelseydi eğer, bu yazıda anlatmaya çalıştıklarımı çözemezdi herhalde. o yüzden, sizi garipsemiyorum.
biz medya ödüllerini iptal ettik. iptal ettiler. bomba dediler, insanlar öldü dediler. aradan günler geçti, benim kafam hala karışık. ben hala çok yorgunum. haberleri açtım. aslında habercilik güzel meslektir, insanlara kötü olan şeyleri unutturmak için güzel bir yöntemdir.

bugün de öyle oldu. biz medya ödüllerini iptal ettik. şimdi, haberlerde iptal etme nedenimizden çok cicişlerin memeleri konuşuluyor. memelerine bakmadım demiyorum, ben erkeğim. erkeklerin basit görevlerinden birisi, çaresiz insanların cinsel arzularından yararlanmaktır. ağlayan bir cicişin suratından çok, memeleriyle ilgilenirim.

biz medya ödüllerini iptal ettik. şimdi, aradan zaman geçti. ben bile cicişlerin memelerini konuşuyorum. cicişlerin memeleri, çok önemli mevzu. cicişlerin memelerini ellemişler. reyhanlı'da bomba patladı. renk sevdalıları birbirini öldürdü. birbirini öldürdü renk sevdalılar, cicişler, memeler, reyhanlı...
bilmiyorum, kafam hala çok karışık. memeler, çok önemli mevzu; insan ölümlerinden, odtü'de dayak yiyen öğrencilerden daha önemli.

Yorumlar

  1. Senin için biraz tatsız şeyler sanki, ama harika aktarmışsın. Yazılarının içinde en çok bunu sevdimmmm :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…