Ana içeriğe atla

biraz aşk, biraz dilencilik.

bugün şerefine içiyorum. şerefime içecektim de, koşarak uzaklaşırken gördüm. ıssız sokaklardan birine girdi. kayboldu. güzel geçen günlere içecektim de, geçmiş olduğunu gördüm. ne bileyim. aklımda son çareydin, seni kullandım. üzerine içtim, şerefine.
her keşif için biraz hayal gücü gerekiyorsa eğer, aşkı keşfetmek için de hayal etmek gerekir. bilmiyorum. bazen benim olabilecek birini yaratıyorum. tam elinden tutacakken, ihanete uğruyorum. düşünsene, kendim yarattığım şeyde ihanete uğruyorum.
yeni bir hikayeye bakıyorum, henüz başlığı yazılmamış. başrolüne aşk oluyor bazen. aşk sen oluyorsun ama... beni arıyorum sonra sayfalarda. bırak bir karakteri, kıyıda köşede askıda kalmış dipnot bile olamıyorum. yeni bir film izleyesim geliyor bazen, ismini çoktan koymuşlar bu sefer. senarist sen oluyorsun, bense... ne bileyim işte, ufak bir figüran bile olamıyorum. benden başka herkes oluyor ama ben, yakınından bile geçemiyorum.

bir şeylerin benimle oynadığını düşünüyorum bazen. tam seni seviyorum mesela, beni sevmiyorsun. sonra sıra sana hiç geçmiyor. hiç sen sevmiyorsun beni. sana ne kadar yakın olursam, o kadar uzaklaştırıyor o bir şeyler. tam karşılaşacağız derken, sen düz yürümek yerine sağa dönüyorsun. yanımdan geçen, kalabalıktan biri bile olamıyorsun. yanımdan geçmemek için her şeyi yapıyorsun belki.
her neyse, sonra zaman geçiyor biraz. bazen delirmek istiyorum. tam o anlarda beynim, delirmemek için her şeyi yapıyor. tam her şey normale döndü diyorum, delirmemek için her şeyi yapan beynim pes ediyor. bazen deliriyorum zaten, kimse görmüyor.
bu sefer kadehimi, o son paramı verdiğim dilenci için kaldırıyorum. verdiğim o son parayla döner almış, kendini mutlu etmiştir. ufak bir gülümsemenin mutlu edebilen çok yanı yoktur ama ufak bir gözyaşıyla, büyük mutsuzluklar hissedebilirsiniz. mutluluklar gariptir, mutsuzluklar da öyle. dilenciler de gariptir.

düşünsene, abartılmış basitlik olacak ama. para isteyen dilenciler var. düşünsene bir insanı, yalnızlığına karşı dost dileniyor. düşünsene bir beni, sana karşı aşk dileniyorum. düşünsene bir dilenciyi, dünyayı kurtarmak için dileniyor. hepsi garip. beni bir kez daha düşün. şimdi senden biraz düşünce dileniyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…

1 yıl.

buraya yazmayalı çok uzun zaman oldu. her gün yazdığım, yazmadan duramadığım, yazarken paketlerce sigara bitirdiğim günleri hatırlarım. insan hayatı biraz garip olsa gerek; insanı, yazmadan duramadığı günlerden yüzüne bile bakmadığı günlere getirebiliyor. insan hayatı garip gerçekten... size, bu garipliklerden bahsetmek isterim.

hiç, ömür boyu mutlu olmayacağınıza inandınız mı? "sınırsız seçenek hakkın olsaydı, şu an seni ne mutlu ederdi?" gibi bir soruyla karşılaşıp cevapsız kaldınız mı? hayatta bir adım daha ileri gidemeyeceğinize, gücünüzün kalmadığına, pes ettiğinize, her şeyden pes edeceğinize ve hiçbir şeyin sizi mutlu edemeyeceğine inandınız mı? ben inandım. körü körüne inanıp, körü körüne yaşadım bunları; kendimi mutsuz etmek için elimden geleni yaptım. hayatım boyunca çıktığım merdivende, bir sonraki adımı atmaya sıkıldığım için inmeye başlamıştım. güçsüz olduğumdan değil, sıkıldığımdan. yaşarken yaşamaktan sıkılır mı insan? ben sıkıldım, çoğunuz gibi.

eskiden olsay…