saat 06.55.

yine günün doğuşunu izledim bugün. öyle romantizm falan yapmayacağım, çünkü gökyüzünün kırmızı olması benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. güneş, yeni bir günün doğuşunu haber veriyor ve gökyüzü de kan ağlıyor belki de. bilimsel araştırmaların hepsini hiçe sayıp yazıyorum bunu.

az önce, içime bir boşluk çöktü. burada olmamalıyım dedim kendi kendime. ufak bir arabayla tüm dünyayı dolaşıyor olabilirdim ya da ne bileyim, sürekli farklı yerler görebilirdim. kendimi şu dört duvar bir kapı arasına hapsettiğimi düşünüyorum bazen. ama fark etmiyor, dışarı çıkıyorum ve dört tarafı havayla kaplı dünyaya hapsoluyorum.

50, belki de 60 ya da 70 yıl hiç yer değiştirmeden yaşayabilen insanlara imreniyorum bazen. düşünsene, bir yerde doğuyorsun ve hep oraya ait hissediyorsun kendini. canın sıkılmıyor. sıkıldığında kahveye gidip çayını içiyorsun ve sen gibi, kendini oraya ait hissedenlerle konuşuyorsun sabahtan akşama kadar.

bir de bana bak. kendimi hiçbir yere ait hissedemiyorum. yatağımda gözümü kapattığımda içime bir boşluk doğuyor "burada olmamalıyım" diye. sadece bu yatakta değil, hangi yatağa gidersem gideyim ait hissedemiyorum işte kendimi. ankara olmuş, istanbul olmuş, izmir olmuş, bursa olmuş ne fark eder?

neden böyle oldu bilmiyorum. belki de hiçbir yatak, tamamen bana ait olmadığı için böyle hissediyorumdur. yani, "ne bileyim", belki de kendime ait bir evim olsaydı hiçbir şey böyle olmazdı.
öyle işte ya, canım sıkılıyor gerçekten.

Yorumlar

  1. Aha bu yazı bana! Bir tek yastığıma aitim sanırım. Utanmasam her yere taşırım. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?