canım sıkkın: eşyalarını topla.

eşyalarını topla, eve dönüyorsun. bavulunu hazırla ve bursaya dair her şeyi sil içinden. farklı zaman dilimleri mutlaka vardır. elbet birinde bursada kalıyorsundur, elbet birinde sevdiğinle mutlu oluyorsundur. ama, bu zaman diliminde değil. 
bu zaman dilimi, çok berbat. önce yapabileceğine inandırıyor seni. gözlerini kapattığında geçmişe gidebileceğin zaman makinesinin planlarını bile gösteriyor. her şeyi değiştirebilecek, dünyaya huzur getirecek o zaman makinesi. 
sonra, birden inancını kapatıyor. gözlerini açtığını, büyüdüğünü fark ediyorsun. o zaman makinesinin hiçbir zaman orada olmadığını, hiçbir zaman orada olamayacağını fark ettiğinde çok geç oluyor. 
bu zaman diliminin panzehir gibi gözüken zehirleri bile var. çaresizliği bir hastalık olarak gösteriyor mesela. sonra hastalığına çözüm bulduğunu söylüyor, kulağına yaklaşıp "çaresiz kaldığın, her şeyden pes etmeye başladığın o anda sakın pes etme! çünkü doğru yoldasın." diyerek kandırıyor seni. çaresizlikten kurtulabileceğini düşünsen bile, o an çaresiz hissetmek istiyorsun kendini. çaresizlik sen oluyorsun, çaresizliğin büyük bir zafer olacağını düşünüyorsun: ama değil! 
bu zaman dilimi, ümit vermeyi de çok seviyor. görmüş geçirmiş insanların yazdığı kişisel gelişimlerde sadece "ben bunu yaptım, şöyle yaptım ve zengin oldum! sen de yaparsan eğer, sen de olabilirsin." diyor mesela. insana o an çok mantıklı geliyor, çünkü zengin olursan eğer kitap yazmak yerine tüm dünyaya yardım edebilirsin diye düşünüyorsun. ama... bu zaman diliminin insanları çok kötü, yalan söylüyorlar. 
bu zaman dilimine gelmeyin çocuklar. bu zaman diliminden, bu dünyadan, bu siktiğimin hayatından kurtarın kendinizi. bu, çocukluk hayallerinde yarattığınız dünyanız değil. bu, bir piskopatın yarattığı ölümcül yer. kurtarın kendinizi.
yazımı, oğuz atay ile bitirmek istiyorum.
"...başıma gelecek olayları, yani yapmayı tasarladığım basit işleri göz önünde tutarak endişeleri, kuruntuları önümdeki olayın sonuna kadar erteliyorum. bugünlerde umutsuzluk var, boyumdan büyük işlere giriştim galiba. şimdi geri dönmesi de zor. bu yüzden görünüşte bir şeyler olmak için çabalıyorum. ne olursa olsun bana saygı göstermelerini istiyorum. bana istisnasız herkes kızıyor; kafalarındaki ben'i bozduğum için. ben onların hayallerinde tutarlıyım. belki kendi hayalimde de tutarlıyım. yaşarken bu iki tutarlığın da dışındayım. her şeyle sırasıyla alay ettiğim halde kendimi gülünç durumlarda buluyorum. bu durumlar geçtikten sonra kendimle de alay ediyorum. yalnız artık hissediyorum ki, bunun sonu yok. saatlerce hiç bir şey yapmadan evde oturuyorum; sonra tam çıkarken, evde kalsaydım bir şeyler yapabilirim gibi hissediyorum. galiba hep acele ettim." ~ oğuz atay.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?