Ana içeriğe atla

mim: duygular.

malum, uzun zamandır mim'lenmiyorum. geçenlerde bizim melodram yine beni mim'lemiş. mim'e cevap vermek adettendir derler. ama, benim kural ve prensiplerimi bilirsiniz; mimleyecek insan tanımam. bu yüzden, cevaplıyor ama kimseyi mimlemiyorum. iyi okumalar.

1- en çok kırıldığın, incindiğin kelime nedir?
tam sohbete dalmışken, bir şeyler anlattığımda ciddi ciddi söylenen "sus artık ya" kelimesi çok fena kırıyor beni. ne kadar sonrasında şakaya vurulsa da, ne kadar göstermesem de üzerime alınıyorum ne yalan söyleyeyim.

2- "herkesin kullandığı bir kelime olur, ama senin için bir insan vardır ve o özel insan; o kelimeyi kullandığında alınırsın" cümlesi hakkında ne düşünüyorsun?
benim için en özel kelimelerden birisi "odun"dur. sokakta beni tanımayan birisi, arkadaşına küfür ederken "odun" diye bağırsa döner bakar ve ismail abi tarzında "hoop" diye cevap veririm. şaşkın bakışlar arasında kaybolur giderim sonra.

3- seni en çok duygulandıran şarkı hangi şarkı?
şarkıları tek'e düşürmek çok zor bir seçim. her anımı anlatan başka bir şarkı var çünkü. mutluluk duygusu uyandıran şarkıyla mutsuzluk duygusu uyandıran şarkıyı bir tutamam. son zamanlarda duman'dan rüyanda görsen inanma şarkısı favorim. sonrasında ceylan ertem'in cover yaptığı son bakış parçası geliyor.

4- daha önce seni bırakan birisi geldi ve senden ikinci bir şans istedi. sen de verdin. ama buna rağmen yine bırakıp gitti. şimdiyse pişman. ne yapar, ne hissedersin?
aslına bakarsan sorunun mantık hatası, ikinci şansı vermemden oluşuyor. ne kadar seversem seveyim, ikinci şansa inanmayan tiplerdenim. ama varsayalım ki şans verdim. tekrar terk edip sonra pişman olması gerçekten sikimde olmazdı. ayrılmaya, gitmeye götün yiyorsa eğer dönmemeye cesaret edebilecek kadar kocaman bir götün olması gerekiyor. hani gitmiş ya, siktirsin gitsin.

5- nefret mi, aşk mı?
iki seçenekten birini seçmek zorunda mıyım? çünkü aşktan nefret ediyorum fakat nefret etmeyi pek sevdiğim söylenemez. başka bir seçenek olsaydı eğer, arkadaşlığı seçerdim. platon'du sanırım, ne demiş biliyor musun? "aşk, psikolojik bir hastalıktır" demiş ve dünyanın en çok konuşulan konusuna noktayı koymuş ve gitmiş. daha neyini tartışıyoruz?

6- birisinin kalbini kırdığında, nasıl gönlünü alırsın?
birisinin kalbini kırdıysam eğer, haklı sebeple kırmışımdır. kimse kusura bakmasın, o kadar çok aksiyon ve dertle uğraşırken bir de gönlünü almakla mı uğraşacağım? kendisi unutsun. o kadar eski sevgiliyi, acıyı unutuyor da kalp kırıklığını unutamıyor mu?

7- nasıl ağlarsın? bağırarak mı? içine atarak mı?
yine prensip olarak, ağlamamayı tercih ediyorum.

8- en çok korktuğun şey nedir?
seks.

9- ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin? kendini nasıl sakinleştirirsin?
sokağa çıkıp yeni insanlarla tanışmaya çalışmak, en büyük sakinleşme ve rahatlama yöntemlerimden birisi. herkese öneririm. bilgisayardan kalktığınızda, dışarıda, başka bir hayat sizi bekliyor. ve en güzel sosyal ağlardan bile daha güzel.

10- bazen sana kızılmasından hoşlanırsın. peki en çok ne için kızılmasını seversin?
henüz o kadar sado-mazo değilim.

11- şiir mi? müzik mi? öykü mü? deneme mi?
teknik olarak, hiçbirisi. gerçekten.

12- en son ne için ağladın?
geçen gün ağlıyorum sandım yalnızlıktan. sonra geçti.

13- birinde görür görmez hoşlanabileceğin özellik nedir? 14- dayanamadığın şey nedir?
iki sorunun da cevabı aynı olduğu için, aynı yer altında cevaplamaya karar verdim. kadınlarda kısa saç ve farklı renklerden aşırı derecede hoşlanırım. etrafımda yüzlerce saçı boyalı kadın var ve baktığımda; hepsinin saçları aynı. biraz farklılığa davet ediyorum.

15- en sevdiğin duygu nedir?
bilmiyorum.

Yorumlar

  1. Mimlerde bile tam bir odunluzıkkımsın. Başından sağmayarak ( savmayarak mı yazılıyordu lan bu ) cevapladığın için teşekkür ederim.:) Ve kadınlarda uzun saç sevmeye davet ediyorum seni. Uzun saç candır :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. savmayarak diye yazılıyor evet :) mimlediğin için ben teşekkür ederim. ayrıca, kısa saç takıntımdan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. uzun saç cansa, kısa saç'ın ismini henüz koyamamışlardır.

      Sil
    2. Deme öyle gaza geldim geçen sene kestirdim, besleme gibi oldum uzayana kadar canım çıktı.:D

      Sil
  2. :D :D :D 6. cevaba bayıldım koptum :D aasdfghjkl

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…

1 yıl.

buraya yazmayalı çok uzun zaman oldu. her gün yazdığım, yazmadan duramadığım, yazarken paketlerce sigara bitirdiğim günleri hatırlarım. insan hayatı biraz garip olsa gerek; insanı, yazmadan duramadığı günlerden yüzüne bile bakmadığı günlere getirebiliyor. insan hayatı garip gerçekten... size, bu garipliklerden bahsetmek isterim.

hiç, ömür boyu mutlu olmayacağınıza inandınız mı? "sınırsız seçenek hakkın olsaydı, şu an seni ne mutlu ederdi?" gibi bir soruyla karşılaşıp cevapsız kaldınız mı? hayatta bir adım daha ileri gidemeyeceğinize, gücünüzün kalmadığına, pes ettiğinize, her şeyden pes edeceğinize ve hiçbir şeyin sizi mutlu edemeyeceğine inandınız mı? ben inandım. körü körüne inanıp, körü körüne yaşadım bunları; kendimi mutsuz etmek için elimden geleni yaptım. hayatım boyunca çıktığım merdivende, bir sonraki adımı atmaya sıkıldığım için inmeye başlamıştım. güçsüz olduğumdan değil, sıkıldığımdan. yaşarken yaşamaktan sıkılır mı insan? ben sıkıldım, çoğunuz gibi.

eskiden olsay…