Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

saçmalattirik: "saf ve seks" demeye utanıyorum.

acımasızca yaktım sigaramı. bir kültablasına koydum. delirmiş gibi bıraktım onu kültablasında. hiçbir dudağa değmesin istedim, hiçbir dudakla birleşmesin. içindeki zehri akıtmasın kimsenin ciğerlerinden içeriye dedim kendimce. ne olduğunu izlemek istedim, belki bitmez dedim her şeydeki gibi. yandı, yandı. biraz daha yandı. sonra da bitti. aynı aşk gibi. ironilerle, hikayelerle çok yorgunum. beni çok iyi anladığını, bana bilerek ilgi göstermediğini biliyorum. neden korkuyorsun? şarkılardan mı? merak etme, herkes acı çekiyor. herkes içinde bir şeyler saklıyor. bana romantik şeyler söyle. bana, benmişim gibi davran. ne olur, ben olmanın nasıl olduğunu hatırlamak istiyorum.

delicesine yağsın yağmur gökten. yağmur dediğin zaten gökten yağar, gözyaşlarına bir dur de. sessiz kalma, sessizlik sadece rüzgar hafiften estiğinde güzel. gecenin bir saatinde, hava karanlıkken, usul usul içeriye girerken, bana seni hatırlatırken güzel. havalar bir değişik zaten. rüzgar esmiyor. sahi ya, sen kimdin?

mektup: eski odunluzıkkım, yeni ben, yine yalnızlık.

oysaki çoktan bırıkmıştım insanların hayatında "var ya da yok, fark etmez" denen kişi olmayı. sonra, tekrar eskiye döndüm. insanların hayatında "var ya da yok, fark etmez" denen kişi oldum. siktir edemiyorum. eskiyi özlüyorum bazen her insanın yaptığı gibi. şimdiye bakıp "ne farkım var ulan? ne farkım var ilk odunluzıkkım'dan." diyorum. birilerine sorasım geliyor, soruyorum da. "eser kalmadı." diyorlar, susuyorlar sonra. içimde bir his var, sanki onlar da özlüyorlar onu. ama, işin bu kısmını soramıyorum.

hiç mi yetenekli biri yok diye geçiyor içimden. baksana, kimse gelip "neyin var?" diye sormayı akıl edemiyor. anlatmam önemli değil, sormaları önemli. anlatmak isteyip anlatamadığım şeylerin hepsi yazıyor burada zaten. anlamak isteyen insan bulamıyorum sadece. eskiden böyle değildi. eskiden, hiçbir şey böyle değildi. ya ben çok egoistim, ya da insanlardan çok fazla şey istiyorum. anlatması zor, kestirmesi de öyle.

artık "ben&q…

benim için her şeyle yüzleş.

bitti mi?. senin için her şey bitti mi?. kırmızı kadının, buz tutmuş bankta yatan bir adam, patlayan bir silah, ağlayan bir bulut, alakasız binlerce kelime. arkanda ne bıraktın peki? iyi geldi mi acaba mentollü sigaranın tadı? sırf rahatlamak için kullandığın sigara, artık rahatlatmıyor mu seni? kafan nasıl? en son içtiğin viskinin etkisinde misin hala?  değişiksin biliyorsun. kafan da karışmış bir o kadar. kayboluyor musun hala? delileri merak edip, eskileri özlüyor musun? korkuyor musun bir şeylerden yoksa, duygularını tamamıyla kayıp mı ettin? sessizlik, avuntu, çözüm yolları... bildiğin her şey, bitti mi şimdi? takma beni, ne dediğimi bilmiyorum bu aralar. bir kaç kelimeyi birleştirip anlamlı cümleler kuramadığım zamanlardayım. yazının neresinden başlayıp, neresinden bitireceğimi bilemiyorum her zamanki gibi. bir yerinden başlarsam eğer, bir tarafından çıkmayı başarabilirim diye düşündüm. olur belki, deneriz.
eve çıkmanı istemiyorlar mı? korkuyorlar mı çevireceğin işlerden? yani,…

yalnızlığın en dibi.

biraz alkol iç, mutfağa uzan. buz dolabındaki meyveler konuşuyor mu? üşümüşler midir? peki çekmecede duran, yıllardır kullanılmamış bıçaklar, kafesinden çıkartılacak olsa bıçaklar mıydı birilerini? her gün ayak bastığın yerin bağırdığını duyuyor musun? bağırıyor mudur? her adımda acı çekiyor mudur ya da ne bileyim... hikaye falan yazasım yok, yarım kestim. aslında bir şeyler yazasım da yoktu, neden burada olduğumu bilmiyorum. "yalnızım" demek için yüzlerce kelimeyi bir araya getirmenin manasını da anlamıyorum zaten.
biraz zamana, biraz birilerine, biraz bir şeylere ihtiyacım var ne olduklarını bilmediğim. bir organım olsaydı eğer yalnızlık, beynim olsun isterdim. ne onsuz, ne onunla, mutlu olunmuyor.