Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ankarayı özlemek.

aklımın ucundan geçmiyor değil. aklımın en ücra köşelerinde bulundurduğum bir kaç duyguyla hitap edesim var. böyle, hani olur ya; bir şeyleri özlediğini hissedersin ama, kavuştuğundaysa her şeyin hayal kırıklığına düşüneceğini bilirsin. özlediğine pişman olduğun anda çoktan iş işten geçmiştir. bir kere özlemişsindir işte. off, ne diyorum ben ya? kafam allak bullak. "dünyanın öbür ucunda olsan bile gelip seni bulacağım." demişti bir kadın. dünyanın öbür ucunu yüzlerce kere turlamışımdır. belki olur da gelir ya diye, tekrar dönmüşümdür geriye. bir kere bulamadı o kadın beni. hala bekliyorum, belki bulur diye.
buraya gelip alışılagelmiş yalnızlık cümlelerini kurmaktan bıktım. bir de ankara'ya gider, ankara'da kurarım. yalnızlık denen uçuruma bir kere düştüğü zaman insan, milyonlarca ağaç diksen yukarı tırmanamıyor. bir kadından kastım, yüzlerce arkadaştı; anlamazsınız diye söyleyeyim. yüzlerce arkadaş dönüşüp binlerce yalnızlık oldu. şimdi hayalini kurdum da ankara'…

bana.

bırak çalsın şarkı, durdurma. bir köşede kalsın baş ağrısı. ne hoş gelir oldu nefes alışverişlerinin fısıltısı. bir kahve ol gel, bir çay ol gel, ne olur gel. ve şimdi git, fazla geldin. biraz otur ama fazla kalma. bak yine fazla geldin. ne anlatırsam anlatayım, anlamayacaksın. bu paragrafı oku ve git. anlamayacaksın. beni biraz müzikten uzaklaştır. beni biraz bilgisayardan uzaklaştır. bana biraz sorumluluk kat be ey insan! bana biraz benden bahset, oturup sabaha kadar dinleyeyim. bana kim olduğumu anlat, bu aralar bir hayli unuttum. bana kim olmam gerektiğini anlat. bana benle alakalı bir şeyler anlat. kim olduğumu hatırlamıyorum, sahi ya; ben kimdim?

bana biraz yapacaklarımızdan bahset. yapmamam gerekenleri öğret, birinin bana rehber olmasına ihtiyacım var. tam tuşa bastığımda, "hayır, basma." diyen birine. sessiz sakin oturduğum evden dışarı çıkartacak birine, bir şeylere ihtiyacım var.
bakma git dediğime, sensiz yapamam.

her şeyini topla ve kaç, git.

aynı insan, iki kişi. tek kurşunda iki kuş. biri sigara içerdi, diğeri temiz yüzlüydü. biri sorumluluklarını bilir, diğeri bilmezdi. bir gün tek kurşunla ikisi birden öldü. aynı yerden, tek kurşun.  hayatım kurtarılamaz noktada, sağa çek kaptan inmek istiyorum. şayet hayatım kurtulursa sana tüm minnet duygularımı göndereceğim, hayatın kurtulacak. tüm dünyayı yok etmek istiyorum, nükleer bombaların emanet edebileceği bir insan değilim. elimde "sakın bu düğmeye basmayın" yazan bir düğme olsaydı, belki dünyayı yok eder diye düğmeye basardım. kafam bir hayli karışık dostlar, hala ölmek istiyorum.
bir şeylerden ölerek kaçamazsın. öldükten sonra bile illa ki bir şeyler kovalar peşinden. hem daha cenaze masrafları var. off, bu dünyada ölmek bile zor iş. "dövüş kulübüne hoş geldiniz, bir kaç beyaz don ve cenaze masraflarınızı hazırlayın." kadar basit bir hayat değil bu. bir anda yok olmak ile, sessizce yok olmak arasında dağlar kadar fark var. her şeyin başı yanlış seçiml…

izninizle, hayatım kayıyor.

aşktan, meşkten, seksten, birbirlerini sevip de kavuşamayanlardan bahsetmeyeceğim. otur şöyle iki sohbet edelim, bana "nasıl olduğumu sorduğunu" farz et. anlatıyorum bak, dinle. berbatım. yıkıldım.

üzgünüm, her zamankinden daha fazla üzgünüm. benim bu anlarımı bilirsiniz, bir yandan ölmek, bir yandan gitmek isterim. bir yandan sisteme küfür eder, bir yandan beklenmeyen şeyler yaparım. bir yandan hala intihar mektubu yazasım var, bir yandan intihar etmek istiyorum. bir yandan, lütfen, benimle ölür müsün? yalnızlıktan korkuyorum, yalnız ölmekten de öyle.
21 yaşımdayım, 14 senedir okuyorum düz mantık hesabımla. güzel bir matematik görmedim, ilk okul öğretmenim bu hallere düştüğümü bilseydi hayata bağlılığını kaybederdi. veli toplantılarının en favori öğrencisiydim ben; "hanımefendi, beyfendi... oğlunuz zeki, ama çalışmıyor. ama yine de tontiş tontiş yanaklarını yerim onun ben. çok sempatik." ilk okuldan beri gerizekalıydım, öğretmenlerim bendeki bu yeteneği keşfetmiş …

aranılan sevgili.

haklısın. çok haklısın. her konu da haklısın. biraz tartışmaya ne dersin? biraz alttan almamaya. biraz, savaşmaya ne dersin be adam. biraz peşinden koşmaya ya da ne bileyim lanet olsun, kalbinin ufak bir parçasından sevmeye yer açmaya ne dersin? sevmemek zor olmuyor mu kimseyi, hafiften duygusal boşluğunda hissetmiyor musun kendini? gelmişini geçmişini... neyse, sakinleş şimdi. her yazıyla paketimdeki sigaralar bitiyor. bir firmanın sigaralarıma sponsor olmasını çok isterdim. bir adam vardı, nerede o? "sen yaz yeter ki, sigaralarının parasını vereyim!" derdi, bir gün sigara istediğimde kaybolmuştu. bir adama çok güvenmiştim, bir kadına güvendiğim kadar. bir kadınla aldattım erkeği, her şey birbirine girdiği gündü o. her sigaramın, her paketimin parasını ben veriyorum şimdilerde. selam olsun sana, aranılan sevgili. bilmiyorum, bir paket sigara daha bitirmeye değer misin?

konu aşk olduğu zaman... şş, sessiz ol. birilerinin duymasından korkuyorum artık. aşka zerre inancın kalm…

açık arttırmadan satılık ruh.

yeşiller, sarılar, maviler. bir adam bağırıyor, "100 lira daha arttırıyorum!"
"genç bir ruhun bedeli daha fazla eder. 1000 lira arttırıyorum!" diyor bir adam.
zengin giyimli biri, "100 bin lira!" diyor. sessizleşiyor ortam.
"satıyorum..." diyor sunucu. "satıyorum... sat..."
ve araya giriyor tanrı. "durun, bende daha iyisi ve yenisi var." tam hayallerin en güzel olması gereken noktadan bildiriyorum. gökleri delen bir gökdelenin en üst katından aşağıya düşerken yazıyorum bu yazıyı, basınç fazlalaşıyor. burnum kanıyor olmalı. hiçbir şey hissetmiyor, şimdiye kadar ölmüş olmam gerekiyordu. tanrının benim için ayırdığı bir lütuf olmalı. ya da onu gülümsetiyor olmalıyım. şimdiye kadar ölmemiş olmamın bir sebebi olmalı.

kulaklık takılıyken su için. yutkunma sesiniz hoşunuza gidecektir. şimdi yutkunduğumu hayal edin, tanrıyı gülümsetmek için hayallerinizden bahsediyor olmanız yeterli. boğazım yanıyor, sigaranın bir etkisi olmalı. biraz d…

ben buyum oğlum! kızım!

ben buyum kızım. hiç saklamadım. sana hiç yalan söylemedim. hiç değişmedim. eğer memnun değilsen, sana yetemiyorsam, siktirip gidersin. güzel replik. söylerken utanıyorum, zira bu aralar çok küfürbazım. bir sihirbazın kendi tekniklerini söylediği hiç görülmemiştir. karşıdaki insanı nasıl tanıyorsun? bir bakışla, her şeyini çözebiliyor musun? siktir et bunları, beni ne kadar yorduğunun farkında mısın? ne kadar yorulduğumu merak ettin mi hiç ya da ne bileyim, "al bunu tanı!" deyip fotoğrafımı atmak geldi mi aklına? gelmemiştir.

siktir edip başkasına mektup yazmayı bırakıyorum. söyleyeceklerim bu kadardı, gerisi saçmalıklarıma bağlı benim.

geçenlerde blogumu kapattım, fark etmemişsinizdir. zira fark edip "neyin var?" demenizi isterdim. geçenlerde bir kaç olay oldu, geçenlerde hiç istemediğim olayların içerisinde buldum kendimi. yine geçenlerde pişman oldum yazdığıma, yazdıklarıma; hepsini silesim geldi. gidesim var, anlıyor musun? kim bilir oğlum! bir intihar mektubu…