Ana içeriğe atla

aranılan sevgili.

haklısın. çok haklısın. her konu da haklısın. biraz tartışmaya ne dersin? biraz alttan almamaya. biraz, savaşmaya ne dersin be adam. biraz peşinden koşmaya ya da ne bileyim lanet olsun, kalbinin ufak bir parçasından sevmeye yer açmaya ne dersin? sevmemek zor olmuyor mu kimseyi, hafiften duygusal boşluğunda hissetmiyor musun kendini? gelmişini geçmişini... neyse, sakinleş şimdi.
her yazıyla paketimdeki sigaralar bitiyor. bir firmanın sigaralarıma sponsor olmasını çok isterdim. bir adam vardı, nerede o? "sen yaz yeter ki, sigaralarının parasını vereyim!" derdi, bir gün sigara istediğimde kaybolmuştu. bir adama çok güvenmiştim, bir kadına güvendiğim kadar. bir kadınla aldattım erkeği, her şey birbirine girdiği gündü o. her sigaramın, her paketimin parasını ben veriyorum şimdilerde. selam olsun sana, aranılan sevgili. bilmiyorum, bir paket sigara daha bitirmeye değer misin?

konu aşk olduğu zaman... şş, sessiz ol. birilerinin duymasından korkuyorum artık. aşka zerre inancın kalmadığı zamanlarda, bir parça aşık olmayı istemek nedir bilir misin? anlatayım, dinle o zaman. biraz şarap ekleyeyim istersen bardağına, ara vermeden konuşmak istiyorum çünkü; bilen bilir. çok yoruldum artık.

çabuk pes ediyorum, savaşmayı bilmem. hayatı savaş olarak görmekten nefret etmişimdir ki bu yüzden kazanmamış olmalıyım hiçbir zaman. en beceriksiz adamım ben belkide dünyanın. mutlu eder giderim, sever giderim, terk eder giderim ama kalmayı beceremem bir türlü. ben gittiğimde peşimden gelecek bir kadın aradım hep; ben gittim, ara sokaktan girdim ve bekledim! bir kaç adım atsalar, bir kaç adım daha, biraz daha; kafasını çevirseler orada olacaktım. bir kez olsun... neyse, boşver.

öyle bir yağmur yağacak ki, tüm cenabetlik silinecek yer yüzünden diye düşledim hep. bugün, kirli hissedip kendimi, bir kaç aşk filmi izlemek istedim. ilk yirmi dakikasından sonra kapattım hepsini.
biraz hayal et. ilk ilişkini, ilk kadını. ilk kadının, yıllar sonra orospu olmuş halini düşün. "her neyse, ben orospuyum! sense normal insan!" dediğini. cüzdanından çıkan 200 lirayı koy komidinin üzerine, uzaklaş oradan. hayal ettin mi? güzel.
yaralı hissediyor musun şimdi kendini? yoksa kafandan sorgular, sualler mi geçiyor? umrumda değil. yıllar sonra aşkın gelmiş olduğu noktadan bahsettim. aşk filmlerinden, aşk hayatlarından, aşk hayallerinden. sonuçta, hepimiz birbirimizin hayal dünyasında en ucuz orospularız. hayatıma gir kadın, çıkarken komidinin üzerine 200 liranı koymayı unutma.

ve, merhaba aranılan kadın. sana, herkesin hayal dünyasında orospu olduğu dünyadan bildiriyorum. uzaklarda mısın, yakınlarda mısın umrumda değil. güzel bir yazıya başladım, güzel umutlar yazacaktım ama bilmeni isterim; gelecek aşkım hakkında hiçbir güzel şey barındıramıyorum.

dedim ya, aşka inancını kaybetmiş bir insanın aşık olmasına inanabiliyor musun? ben inanıyorum. inancımla birlikte gelenler ortada. bana inanıyor musun? çünkü şu an, en dürüst halimle yazıyorum sana aranılan kadın. gücenme, alınma; sen ne kadar orospuysan, ben o kadar orospuyum.

Yorumlar

  1. harika bir anlatım olmuş yazacağım kelimeler eksik bile kalabilir..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

iyi ki varsın.

sana ne yazacağımı bilmiyorum. aslında, sana ne yazacağımı çok iyi biliyorum da kelimelere dökemiyorum. bir yanıma kahvemi aldım, diğer yanıma da bırakmak için söz verdiğim sigaramı. yazmak bana zararlıdır belki, belki de zararsız. hiç bilmiyorum ama çok mutluyum; yanımda sen varsın. yanımda kal... bana en yararlı sen varsın, geriye kalan her şey zararlı. benim için baktığım her yerde sen varsın; gerisi anlamsız.

ellerim biraz soğuk, elimin en soğuk yerinden tutar mısın içim ısınsın. ya da bana biraz bakar mısın, cennete olan sevdam artsın. saçlarınla oynayabilir miyim, çocuklukta hevesimi alamadığım oyuncaklarım için. ellerinden ben tutabilir miyim ya da? soğuk bir yerin kaldıysa ısınsın diye.

sana çok şey yazdım. sana yazdığım her şeyi sildim, tekrar yazdım. kelimelerin duruşunu beğenmedim bazen. bazen, seni sevdiğimi tam anlatamadıkları için kızdım; tekrar sildim, tekrar yazdım. bir daha beğenmezsem eğer tekrar siler tekrar yazarım. sana değer. senin için, tek tek, ayrı ayrı tüm ke…

siz hiç başarısızlığı çantanızda taşıdınız mı?

henüz 23 yaşındayım. geçenlerde bir yazı okudum. bana "hayatı aceleye getirme" diyordu. yine uzun bir zaman önce geçenlerde birileri bana "steve jobs üniversiteyi bırakmış. sonra apple'ı kurmuş." diyordu. biraz daha önceye gidebilirim. google'ın küçük bir garajda kurulduğu gerçeğine kadar yani. insanların öğütlerinden bahsetmekse konu, hayatımın her köşesini anlatabilirim. memur olmamı isteyenlerden, değer verdiğim her şeyi hiçe saymamı bekleyenlerden girebilirim konuya. dolabımdan hiç çıkarmadığım, "bir gün başarılı bir insan olacaksın." dendikten sonra verilmiş kol düğmelerinden bile bahsedebilirim. hiçbir şeyi değiştirmez, biliyorum. hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum zaten... sadece, anlatasım var.

iki üniversite gördüm ben. ikisini de bitirmedim. birini daha üçüncü ayımın başında bıraktım. diğeri 5 sene sürdü, bırakmak üzereyim. üniversiteyi bırakmak iyi bir şey değil, biliyorum; fakat üniversiteyi bitirmek de zannedildiği kadar iyi değil.…

5. ay: gidersen...

saat geç oldu, uyuyup uyanalım. saatini kur, bir sanatçının da dediği gibi "her sabahın, bir anlamı olmalı." her sabah, bir anlam oluşturmalı. ölüm var, ölüyoruz işte; hem de kaç defa olduğu hiç belli değil. ölüm var, ölüyorlar işte; kim olduğu çok mu önemli?

şimdi de kayıp giden zamana mı takacağım bilmiyorum. şimdi, neye takmam gerektiğini de bilmiyorum kafamı. ya gidersen? ya kalmazsan? içimden bir his diyor ki "bütün cümlelerin yarım kalır." içimden bir ses uyarıyor, "zaten sessizsin... giderse, ne anlamı kalır?"

derin bir uykudan uyanır gibi, komadan büyük bir isteksizlikle çıkar gibi... hiç dinmez gibi ve hiç bitmez gibi... akla gelen her kötü betimleme gibi korkular. neden, ne için... cevabı bulunmayan bir yerde. beynin derinlikleri, kalp atışının ulaşamadığı yerler gibi. hiçbir işe yaramayan apandisit gibi ve daha bir çok şey gibi... ne çok gibi oldu, kendimden çekindim.

bi değişiklik var anlıyor musun? neyin değiştiğinin farkında değilim üstelik…