ankara günlüğü, naber ayşegül?

hayatın en güzel üç şeyinin, tek bir yerde birleştiğini fark ettim bugün. unlu mamülleri satan bir adamın tabelasındaydı: "pasta, tatlı ve dondurma." o an içimden "işte dünyanın merkezi burasıdır!" diye bağırmak geçti.

sırf canım sıkıldığı için dünyayı dolaşmak istedim. arkamı dönüp bir kaç adım attım, dünyanın en uzak noktası arkamda kaldı. yapabileceğime inanıp bir kere daha arkamı döndüm, bir kere daha yürüdüm; dünyanın en uzak noktası, yine arkamda kaldı. bir uçak kiralamayı, tüm dünyayı tek seferde dolaşmayı düşündüm bu sefer.

nereye gidersem gideyim, dünyanın en uzak noktası benimle geldi. böyle olduğunda insan daha fazla sıkılıyor. böyle, sanki... sanki böyleyken her şeye uzakmışım gibi geliyor. bu uzaklık, her saniye beni takip ediyor.

sigaramdan bir yudum almanı istemiyorum, gerçekten. en siyah akciğerlerin yetiştiği, nefeslerin alınmadığı yerleri tanıyarak geldim. bu dünyaya tekrar gelseydim eğer, tekrar sigara içerdim. neleri anlatacağımı unuttum. neyse, boşver. hala bu dünyadayım, bir sigara içeyim. belki aklıma bir şeyler gelir; ilham perilerim seksi bırakır da gelir.

aşka inanmayan bir adamın, aşk ile ilgili yazdıkları ne kadar gerçek olabilir? duygusuz bir insanın duyguları ne kadar gerçektir? bence, en iyi aşklar her zaman en iyi dostluklardan çıkar. hayatına yeni girmiş tanımadığın bir insana "sevgilim" demek çok yanlış olmalı. seni nasıl mutlu edebileceğini bilmeyen biriyle, ne kadar iyi aşk yaşayabilirsin bilmiyorum.

güzel bir romanın baş kahramanlarıyla ilgili cümle yazmak istemiştim bu paragrafta. bazen cümlenin başına güzel şeyler yazabiliyor, gerisini getiremiyorum. bazen, ne yazacağımı bilmeden başladığım paragrafa "bazen" diyerek giriş bile yapabiliyorum.

geçmişten bir günden chuck palahniuk'u tanıyorum. hayatımın en zevkli anlarından birisini brad pitt'i döverken yaşamıştım. sigara içerken ilham perilerimi saçı başı dağınık halde gördüğümden hep bu dağınıklığım. yalnızlığı tanımlayan bir kelime seçtim kendime. yalnızlığın adını "ayşegül" koydum; ayşegül'le konuştum. ilham perilerini neden anlattığımı bilmiyorum, yanlışlıkla konunun ağzını burnunu dağıtmış olmalıyım.

bazen...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

sence şu an saat kaç?