bir pink floyd eseri.


hafiften saykodelik sanrıları başlamış zamanın. bir çabuk ilerliyor, bir yavaşlıyor, kısık bir sesle pink floyd çalıyor içeriden. delirdiğimi düşünen insanlara sesleniyorum; delirdim!

benim bir arkadaşımın arkadaşı vardı, kirlendiği için değil aşık olduğu için ölmüştü. kendini sekiz katlı apartmanın yedinci, "çaresizler katı" denilen bir yerin balkonundan atmıştı. intihar notunda "seninle sevişmek kadar değil ama yine de güzel olduğuna eminim kaldırımla sevişmenin." yazmıştı.
o adama imrendiğim kadar kimseye imrenmedim bu hayatta. odasına girdiklerinde bilgisayarında çalan şarkının saykodelik etkisiyle intihar etmeyi istemişti herkes; ne de güzel bir ölüm yöntemiydi giderken arkasındaki herkesi götürmek. pink floyd'un "don't leave me now!" diyişlerini duymuşlar olaya tanık olanlar.

aslında sevdiği güzel bir kadın da değildi. kirliliği sevseydi böyle olmazdı diye dert yanmıştım arkadaşıma. yüzüme öyle bir bakmıştı ki, o an kendime bir yumruk atasım gelmişti. "sen nasıl bir adamsın ya?" diyivermişti sadece, ağzından bunlar çıkmıştı. "yalnız, hafiften de deli" deyip üstüne de gitmiştim ama kral adamdır arkadaşım; "içelim" diyerek karşılamıştı beni.

güzel günlerimizin hatrına da içemedik o gün, kirliliğin hatrına da. ölen arkadaşların hatrına içmeye tenezzül ettik, bar filozofluğuna soyunup konuştum o zaman da. "diyorum ya, insan ölürken bile gülerek uğurlanmalı. demiyor muydum? dediğimi var say, hayal et, elinden geleni yap. insanlar doğarken ağlar, yaşarken ağlar ve inan bana; bir kez olsun gülmeyi hak ediyorlar." demiştim. "sen ne garip adamsın ya..." demişti, "bilmiyorum, doktorlar henüz teşhis koyamadı." diye karşılık vermiştim.

araya pink floyd girdi sonradan, kısık sesle çalıyordu her zamanki gibi. çünkü pink floyd, sadece ses kısık olduğu zamanlarda dinlenir. "i wanna go home, take off this uniform and leave the show and i'm waiting in this cell because i have to know have I been guilty all this time." diyordu şarkısında.
"eve gitmek istiyorum, bu üniformayı çıkarmak ve gösteriyi terk etmek istiyorum. bu hücrede bekliyorum çünkü bilmek zorundayım; hep ben mi suçluydum?"
şarkıyı duyar duymaz beklenmeyen bir biçimde dertlenmiştik ikimizde. o zaten dertliydi, biricik arkadaşım; ben de kaybetmiştim kendimi. şu siktiğimin hayatına gelmiştik ve başkasının yazdığı rolleri oynuyorduk... bu rolü yapmak zorunda mıydık, bilmek istiyordum.

sonra "siktir et" dedi arkadaşım. "içelim."
"içelim..." dedim ben de kendimden emin.
"kaybedenlere ve tutsaklara, kazananlar hatrına içelim."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

neden rap(müzik) yapamadık?

farklılaşamadıklarımız