bölüm bilmem kaç.

içkisinden bir yudum alıp dertlerinden bahsediyordu. fazla derdi yoktu bana soracak olursanız. bir bilge adama göreyse dert çük gibiydi, herkes kendininkini en büyük zannederdi. zaten geçmişten bahsetmek de biraz mantık hatasıydı. anlattıklarını dinlerken içimden "zaman makinem olsaydı her şeyi değiştirebilirdim" desem bile, dışarıya vuramıyordum. daha önceden, bunların hiçbiri yaşanmadan önce tanışmak isterdim ama bazen hayatta bazı şeyler istediğimiz gibi gitmiyordu. konu aşk olduğunda özellikle.

gecenin ilerleyen saatlerinde fazla alkol kullanmamıştım. "içki içmenin bir adabı vardır" diyen adamı hatırlıyordum çünkü. güzel bir sohbet sırasında bir bardak bira en az kırk beş dakikada bitmeliydi. garson olsaydım eğer "piç kurusuna bak, parası yok ama sarhoş olmaya gelmiş" diye düşünmeden edemezdim. odaklanmada sorun yaşıyordum, "evet... sonra ne oldu? neden sonrasını anlatmıyorsun?"
sonrasını hatırlamıyordum aslında. sonrasını tamamen hayal dünyamda yaşamış olabilirim. sonrasının pek önemi yok zaten.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?