ceren, baş harfi büyük.

en son tanrıyı ne zaman aradığımı düşünüyordum, uzun zamandır konuşmamıştık. bazen bir şeyleri düşünmek yetmez, arar konuşursun. bir gün sincan yokuşundan merkeze doğru yürüyordum, bir kadın vardı, buzda kaymış ve ayağı burkulmuştu. ağlıyordu. yanından geçmiştim bakmadan. hayatımdaki en büyük pişmanlığı eve gittiğimde yaşadım. bazen olur böyle şeyler; tanrı yanına kadar gelir ve sen koşarak uzaklaşırsın.
aradığım kişiye şu an ulaşılıyordu, kimi aradığıma dair en ufak bir fikir beslemiyordum. "alo" demedi bir ses, zaten alo kelimesinden de nefret ederim. ben "ceren" dedi, baş harfi büyük. ben "mustafa" dedim, kısaca odun derler. "güzel" dedi o da, "benim de yıllar önce bir sevgilim vardı, kısaca odun derdim."
kimi zaman neyi, neden anlattığım bilinmez. bir lafa bir zamanlar ile başlıyorsam eğer, bir zamanlar illa ki olmamıştır öyle bir şey. gerçeklik ile hayal dünyası arasındaki farkı düşündüğünde hangisinin gerçek olduğunu anlamak zaman alır. bazen tanrı tebdil-i kıyafet gezer, bugün yanıma oturdu mesela. mozaik pastanın ne olduğunu biliyor musunuz? tatlı bir şey.

ceren, baş harfi büyük olan. tanrıların da dertli olabileceğinden bahsetmiyordu ama bahsetmesini isterdim. daha çok kendi dertlerine odaklıydı o. hepimiz kaybediyorsak eğer arkasında bir yerde saklanan kazananları olmalı bu dünyanın. bu bilgisayarlar, telefonlar, uzay araçları... bir de şerefine yazılmış intihar mektupları var, konuyla biraz alakasız.
yazmaktan vazgeçtim. hayat kısa, kuşlar toz bulutlarıyla kaplı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?