doğum günün kutlu olsun kardeşim.

her heves doğru yolda kullanılmadığında kırılır, ki doğru yolun ne olduğunu bulan var mı bilmiyorum. her heves farklı yollara gider önce, fiziğin araştırmadığı tek konu da hayallerin kırılma noktasıdır illaki. bir önceki cümlenin öncesindeki cümleye soru işareti koyulur mu bilmiyorum. zaten son zamanlarda kaç tane sorum varsa cevapsız. biz böyle kaybetmeyi nereden öğrendik? peki biz... neden hep kaybettik?
içini doldurup taşıran dertlerin en köşesine sıkışmış, saklanan çocuğu düşün. küçükken büyüktük aslında... büyürken küçüldük. boğazından henüz geçmemiş sigaranın dumanını bir düşün, son zamanlarda her şey sigaraya benziyor zaten. son zamanlardaki en büyük pişmanlığım da küçüklüğe ithafen. kitaplara ithafen. oğlum lan... biz büyüdük de, dünya ne zaman bu kadar büyüdü? şimdilerde sadece kitaplarda okuyabileceğin çocukluğunu hatırlıyor musun? ne kadar da güzeldi.
aynı romanın iki hikayesi olsa da, tek bir sonu var. sorular, sorular ve tekrar sorular. biz, bu kadar başarısız olmayı ne zaman öğrendik? dünyayı kurtaran adamlarken, dünden taşmış çöp kutusunun yanında yaşayan hayalsiz insanlara dönüşmeyi nasıl başardık? bilmiyorum. ama korkuyorum kardeşim. büyüdükçe daha da başarısız olmaktan ve romanın sonuna gelene kadar hiçbir şey başaramamaktan korkuyorum. içelim mi, güzel şey seni?
seni tüm zorluklara rağmen büyütmeye çalışan aileni düşün. aldığın eğitimin ne kadar gereksiz olduğunu bilseydiler tüm dünyaya onlar da küser miydi acaba? her şeye rağmen büyük adam olmanı bekleyen insanları bir düşün. bir gün kendini bir yere ait hissettiğini hayallendir. satırlarında bunlardan, dünyanın ne kadar güzel olabileceğinden bahset. canını sıkıyor mu? ya oğlum... biz ne zaman... neyse, verecek cevabın yok nasıl olsa.
bir şarkının sözleri var, bu şarkı içimi darmadağın ediyor. "uçamayacağını biliyorsan eğer zıplama" diyor mesela, "ki zaten kanatların yok." diye devam ediyor. bir şarkı son zamanlarda ne kadar dertli olduğunu hatırlatıyor. bir film var, ağlatıyor ve... baksana be oğlum! bir şey yok, seni mutlu etmiyor.
gözünü karartıp kalbini elinin üzerine koy. elinle kalbini tut, güneşe doğru kaldır. bir kaç damla yağmur yağsın da kan lekeleri temizlensin. kalbini al karşına; otur ve konuş. ne kadar kırıldığını anlat, ne kadar yorulduğunu. doğum günlerini anlat, büyüdüğünü anlat. yaralarının hala acıyıp acımadığını ve büyüdükçe yaraların ne kadar büyüdüğünü betimle.
doğum günün kutlu olsun.
doğum günün diyorum, büyüdüğün gün.
doğum gününde mutsuz ol diye yapıyorum bunları.
çünkü büyüdükçe değişiyor her şey.
bir kaç gün mutlu olacaksan eğer, yıllarca mutlu olmanın dileğini tutmak anlamsız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yıl.

sence şu an saat kaç?

neden rap(müzik) yapamadık?